Yaşamın Öğrettiği Dersler
Nefsi her varlık olgunlaştıramaz. Doyumsuzluk bu sebeple sahneden inmez. Reklama bir tek kötülük ihtiyaç duyar. Bu çağın motto olacak tespiti ve sözü budur. O kadar çaresiz kalır ki kötülük geçmişini algı oyunu oynayarak temize çekeceğine kötülüğe destek verenlerin kendilerini satmayacağına inanarak kendine inananları satın alarak kullanır. Çalıntı güç ile reklam hakkı çalınana hakkın geri dönüş yolunu açar. Her kendini geçici kullandıran ona ait olmadığını göremez. Güç gücü çalanı ve güçten nemalanan her işbirlikçiyi kör etmiştir. Her reklam sahnesi aslında dolması gereken bir boşluğu ve bitişi haber verir. Algı oluşturma amaçlı sık tekrar edilen reklam reklam olanı bitirir. Her kötülük sonunda kendini reklam ederek kurtuluş arar. Farkındalık bilimci üzerine basar geçer ve yolculuğunu hedefine taşır. Şaşırtıcı gelmesi işte o andan sonra dönekler için ilgi alanı olur. Maskesini değiştiren farkındalık üreten bilincin şemsiyesi altında toplanır. Zeki insan, yaşam yolculuğu boyunca eylemine sadık kalarak tinini, niyetini, çabasını kötülüğe satmayan teslim olmayan ve esir olmayı kabul etmeyen onurlu insandır.
Hayata Dair
Dönekler Üzerine
Yalnızlık beni bir balina gibi yuttuğu için mi ümitsizliğe kapıldı yürekleri? Boşuna mı bekledi kulakları uzun süre hasretle beni, boru-seslerimi ve habercimin seslenişlerini? -Ah! Hep çok azdır yüreklerinde uzun soluklu bir cesaret ve cüret bulunanlar; tini de sabırlıdır bunların. Geri kalanlarsa korkaktır. Geri kalanlar: bunlar her zaman büyük çoğunluktur, o sıradanlar, o lüzumsuzlar, o fazlalıklar- korkaktır bunların tümü!- ... Başka türlü olabilseler, elbette başka türlü de isteyeceklerdi. Yarım-yarım olanlar mahvediyorlar bütün olan ne varsa. Yaprakların solması, ne var yakınacak bunda! Bırak geçsinler ve düşsünler, ey Zerdüşt, yakınma! En iyisi, hışırdayan rüzgârlarla es aralarında,- es bu yapraklar arasında, ey Zerdüşt: eski daha hızlı uzaklaşsın senden, solmuş ne varsa!
Reklam
Nietzsche "Dönekler Üzerine" başlıklı bölümünde, "Eski tanrıların işi çok zaman önce bitti," diye yazar.
Sayfa 39·Kitabı okudu
Yenilikçiler üzerine
Benimsediğiniz düşünceler yanlış temellere dayanıyor yanılıyorsunuz deyip de cezasız kalınamayacağını kendi tecrübem sayesinde öğrenmiş oldum. Bu sözlerin üzerinden ancak 3 yıl geçmiştir ki sözlerim sandığından çok daha hızlı gerçekleşti modern hareket hemen hemen her yerde Galip geldi ve yerleşti. Dönekler topluca taraf değiştirdiler, en iyi savaşçılar da modernlerin saldırısına karşı kaldıklrı gelenek ve mahremiyet kalkanlarının sonuçta camdan yapıldığını görünce yalpaladilar.
Sayfa 11 - Janus·Kitabı okudu
I. Kosova Savaşı (1389)
Rumeli fethinin Sultan Birinci Murad devrine taaluk eden son perdesi, Kosova Sahrası'nda oynanacaktı. Bir yandan Haçlılar yüz bini aşkın askerle ilerlerken Osmanlı Ordusu altmış bin gazi ile Kosova Sahrası'na gidiyordu. Haçlılar kör bir gurur içinde idiler. Birbirlerini öve öve göklere çıkarıyor, mutlaka bir zafer kazanacaklarına inanıyorlardı. Karşılıklı saf bağlandı... Ve Sultan Murad hücum işaretini verdi... Hoca Sadüddin'i dinleyelim: “Savaşçı askerler öyle kan döktüler ki elmas renkli kılıçları kırmızı nar gibi yakut ve gönil alıcı mızraklar kırmızı Yemen akiki oldu. O savaş meydanı lâle bahçesine döndü.“ Savaşın başlarında Osmanlı Ordusu'nun sol cenahı sarsıldı, ama Şehzade Bayezid, lakabını tescil edercesine yıldırım hızıyla sol cenahın imdadına yetişip vaziyeti düzeltti. Böylece Yıldırım Bayezid, Kosova Zaferi'nin kazanılmasında mühim bir vazife ifa etti. Haçlı Ordusu'nda ilk paniğe kapılan kişi Lazar'ın damatlarından Vuk Brankoviç oldu. 10-12 bin atlıdan mürekkep kuvvetleriyle geri çekildi. Bozgun bunun üzerine başladı ve arkası hemen geldi. Az sonra paniğe inkılâp etti, Artık herkes başının çaresine bakıyor, asker, kumandanlarını dinlemiyordu. Bu hengâmda Şehzade Bayezid, Sırp Kralı Lazar'ı kıstırmıştı. “Dönekler Kralı, elimizden kurtulamayacaksın!” Lazar, karşısında Şehzadenin bulunduğunu görünce can derdine düştü. Etrafından yardım istediyse de mâiyeti bozgun halindeydi. Kimsenin ona aldırdığı yoktu. Kılıcını iyi kullanabilirse belki kurtulabilirdi. Ne var ki Şehzade Bayezid'le boy ölçüşebilecek kadar iyi silahşor değildi. Osmanlılara ihanetin cezasını canıyla ödedi.
Osmanlı Tarihi
Felsefeci Robert Pippin'in lntroductions to Nietzsche (Nietzsche'ye Giriş) kitabında dediği gibi , "hem kutsal kitapları andıran hem de bunların bir parodisi olan"; Zerdüşt'ü hem bir "öğretmen gibi sunan" hem de "oynadığı bu rolü tiye alan" -yani Wilde'ın pek çok kurmacasından hiç de farklı olmayan- bu kitapta içeriğe olduğu kadar üsluba da dikkat göstemeliyiz. Sesler ve kelimeler kendilerine özgü bir anlam yaratır ve üslup kastedilen anlamlarla çatışma halinde olabilir (Wilde'ın dilin "tuhaf tesiri" diye adlandırdığı ve Freud'un da desteklediği şeyin bir başka anlamı). Nietzsche "Dönekler Üzerine" başlıklı bölümünde, "Eski tanrıların işi çok zaman önce bitti," diye yazar.
Sayfa 39·Kitabı okudu
Reklam
Reklam