Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, 'ne yapalım kaderimiz böyle' deyip boyun eğmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayatında çaresizsin." (Hayatın içinde her an yeni bir seçimle yeniden doğabileceğimizi vurgular.)
"Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, 'ne yapalım kaderimiz böyle' deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin."
Her yolculuk kendi çizgileri içinde bir başka yolculuk gizler: sapılmayan dönemeç, unutulan açı. Kayda geçirmek istediğim yolculuklar bunlar işte. Yaptıklarım değil de yapmış olabileceklerim ya da belki başka bir zamanda başka bir yerde yapmış olduklarım.
Sözcük böyle yaygınlaşınca kökeni konusunda kafa yormaya başladım. Nereden geliyor, anlamı nedir, bu istilanın ötesinde ne işe yarar? Tolerans kelimesi Latince tollere fiilinden geliyor ki, bunun anlamı taşımak, katlanmak anlamına geliyor. Gündelik yaşantımda ben köpeklerimin evin içini kirletmelerine katlanamam ama birinin uzun süren hastalığı sırasında onu hoş gördüm; minik dişi köpeğim önce arkasında bıraktığı minik göller yüzünden dehşete kapıldı ama sonra durumu anladı ve minnet duygusunu ifade etmek için elimin tersini yalamaya başladı. Genellikle iktidar ve üstün konumda olan biri bir başkasını hoş görür. Bazen kişisel nedenlerle ve geçici olarak bu iktidar ve üstünlük konumu gündeme getirilmez, kullanılmaz.
Köken olarak eşanlamlısı olan katlanmak benim nazarımda biraz farklıdır. Başka türlü davranamıyorsam, düşük ve zayıf bir pozisyonda bulunuyorsam, bütün kaçış noktalarım kapalıysa katlanırım. Ama katlanmanın da bir sınırı vardır. Edebiyatın başyapıtları -aklıma von Kleist'ın Michael Kohlhaas adlı kitabı geliyor- yüzyıllardan beri bize bunu anlatıyorlar ve gündelik hayat daha mütevazı bir şekilde bize her gün bunu hatırlatıyor. Ansızın kocasını bıçaklayan kadın, müdürünün otomobilini yakan mobbing kurbanı, sokak ortasında ansızın deliren ve gelip geçene elindeki şişeyle saldıran yabancı... Bunların hepsi yalnızlığa, şiddete, zorbalığa katlanma olanağı kalmamış insanlardır.
Durumlarda ve hayatlarda geri dönüşü olmayan dönemeç noktaları vardır; bu, denizde seyrederken ansızın bir rüzgâr çıkmasına ve esintinin tekneyi beklenmedik bir yöne sürüklemesine benzer. Haline katlanmakta olan kişi bundan vazgeçer, hoşgörülü olan hoş görmekten bi-kar ve tam tersi bir davranış sergilemeye başlar. Eğer sağlıklı köpeklerim, hasta köpeği taklit etmek için evin içini