7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 07:42
İnsan bazen yıllarca uzaklara gider, para kazanır, hayat kurar; ama dönüp baktığında aslında aradığı şeyin çocukluğunda bıraktığı birkaç ağaç, birkaç ses ve ait olduğu toprak olduğunu fark eder. Bazı insanlar memleketlerini terk eder, bazıları memleketlerinde kalır; ama zaman ikisini de sürgüne çevirir. Bu yüzden ben bu romanı bir “eve dönüş” hikâyesinden çok, “artık dönülecek bir ev kalmadığını fark etme” hikâyesi olarak okurum. Ve sanırım kitabın hüznü de tam burada saklıdır.
Ay ve Şenlik AteşleriCesare Pavese · Sia · 2021837 okunma
Marcus Aurelius ile İnsan Kalabilmek
10/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 20:44
Marcus Aurelius’un Kendime Düşünceler kitabını üçüncü kez bitirdim. Ve her okuyuşumda aynı şeyi hissediyorum: Bu kitap okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil. İnsan bazı satırların altını çizmek ister; ben ise elimden gelse kitabın tamamını alıntı niyetine paylaşmak isterdim. Çünkü sayfaların arasında yalnızca düşünceler değil, insanın kendine dönüp bakmasını sağlayan bir iç ses var. Stoacılığı çoğu insan yanlış tanıyor. Duygusuzluk sanılıyor; oysa tam tersine, insanın hayatın karmaşası içinde kendi ruhunu koruma çabası aslında. Mutsuz insanların büyük kısmının stoacılığın ne olduğunu gerçekten bilmediğini düşünüyorum. Çünkü bu öğreti, acıyı inkâr etmeyi değil, onun karşısında dimdik kalabilmeyi öğretiyor. Marcus Aurelius bir imparator olmasına rağmen satırlarında kibir değil, kırılganlık ve insanlık taşıyor. Belki de kitabı bu kadar güçlü yapan şey tam olarak bu. Aynı hissi Nietzsche'nin Zerdüşt'ünü okurken de yaşamıştım. Bazı kitaplar yalnızca okunmaz; insanın zihnine yerleşir, zamanla büyür ve her yaşta başka bir anlam kazanır. İlk okuyuşta fark edilmeyen bir cümle, yıllar sonra insanın hayatını açıklayan bir düşünceye dönüşebilir. Bu yüzden böyle eserler bir kez okunacak kitaplar değil. Her dönüşte başka bir kapı açıyorlar. Kendime Düşünceler bana özellikle şunu hissettirdi: İnsan dış dünyayı tamamen kontrol edemez ama kendi zihnini, tavrını ve karakterini şekillendirebilir. Modern dünyanın gürültüsü içinde bu düşünce inanılmaz derecede değerli geliyor bana. Sürekli tüketmeye, öfkelenmeye ve kıyaslamaya itilen insan için Marcus Aurelius’un satırları adeta zihni sakinleştiren bir liman gibi. Bazı kitaplar bilgi verir, bazıları ise insanın iç dünyasına dokunur. Kendime Düşünceler benim için ikinci türden bir eser. Yalnızca okunacak değil, hayatın farklı dönemlerinde
Felsefe
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202428bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Joji
Puan vermedi
Mehmet Ateş’in JOJİ adlı eseri, modern şiirin sınırlarını yalnızca duygularla değil; varoluş, zaman, insan ve Tanrı kavramlarıyla zorlayan güçlü bir iç yolculuk kitabı olarak dikkat çekiyor. Bu kitap, klasik şiir anlayışının ötesine geçerek okuru sadece okumaya değil, düşünmeye ve yüzleşmeye davet ediyor. “İnsan ve Zaman”, “İradenin Ruhu”, “Tanrı’nın Kedisi” ve “Kabul” gibi şiirlerde Mehmet Ateş; insanın kendi benliğiyle savaşını, yalnızlığın metafizik tarafını ve modern insanın içsel çöküşünü çarpıcı imgelerle anlatıyor. JOJİ, yalnızca bir şiir kitabı değil; karanlık bir aynaya dönüşen felsefi bir anlatıdır. Yazarın dili zaman zaman sert, zaman zaman kırılgan ama her satırda yoğun bir bilinç taşıyor. Özellikle kitap boyunca hissedilen “zaman” metaforu, eserin en güçlü omurgasını oluşturuyor. Şair, zamanı bazen bir cellat, bazen bir tanık, bazen de insanın içinden geçen görünmez bir yara gibi işliyor. Mehmet Ateş’in en büyük başarısı, okurun zihninde kalıcı görüntüler bırakabilmesi. “Her sancı varoluşun bir ayak izidir.” cümlesi, kitabın bütün ruhunu tek başına özetleyen güçlü bir manifesto niteliğinde. Edebiyat dünyasında son yıllarda sıkça rastlanan yüzeysel melankolinin aksine JOJİ, derinlikli bir düşünsel atmosfer kuruyor. Kitap; Nietzschevari sorgulamaları, modern yalnızlığı ve tasavvufi kırılmaları aynı potada eritiyor. Bu yönüyle hem şiir severlere hem de felsefi metinlerden hoşlanan okurlara hitap ediyor. Özellikle sosyal medya çağında hızla tüketilen metinlerin aksine JOJİ, yavaş okunması gereken bir eser. Çünkü her şiir, ikinci hatta üçüncü okumada başka bir katman açıyor. Bu da kitabı yalnızca okunacak değil, tekrar tekrar dönülecek eserlerden biri hâline getiriyor. Bu çalışma, çağdaş Türk şiirinde kendine özgü bir ses arayan okurlar için dikkat çekici
Edebiyat
JojiMehmet Ateş · Arkhe Yayınları · 20261 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 30. kitabı
Büyük Filozoflar benim için tek oturuşta okunup bitecek bir kitap olmadı, zaten en güzel yanı da buydu. Başına geçip baştan sona okumak yerine, sayfalar arasında gezindim ve bazen bir düşüncede durup kaldım, bazen sadece görsellerin içine daldım. Her seferinde başka bir yerden yakaladı beni. Kitabımız felsefeyi zor ve uzak bir alan gibi göstermiyor. Aksine merak uyandıran bir keşif yolculuğuna çeviriyor. İçindeki anlatım öyle akıcı ki fark etmeden düşünmeye başlıyorsun. Sadece bilgi vermiyor, düşünme biçimini de yavaş yavaş şekillendiriyor. Zaten çizimleri… Gerçekten muazzam tasarlanmış ve çizilmiş sayfalardı En çok hoşuma giden şeylerden biri de kişilere ya da başlıklara kısa koşa değil de iki sayfayı kaplayacak şekilde kocaman bir alan tanımaları oldu. Hani bazı kitaplara tekrar tekrar dönersin ya, işte tam olarak öyle. Bitmiş gibi değil, hep açık kalacak gibi… Kitap büyük, renkli ve dikkat çekici olduğu için kızımın da ilgisini çekti. Ben okurken o da sayfaları incelemek istedi, birlikte vakit geçirdiğimiz keyifli bir anıya dönüştü Kısacası bu kitap, sadece okunacak değil; hissedilecek, düşünülecek ve ara ara tekrar dönülecek bir kitap
1000k
Dünyayı Değiştiren Kelimeler – Büyük FilozoflarClive Gifford · Thekitap Yayıncılık · 202455 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 7. kitabı
“Ben Beni Çok İhmal Ettim” – Kendine Geç Kalmış Bir Kalbin Güncesi Bazı kitaplar okunmaz, insanın içinde yankılanır. Ben Beni Çok İhmal Ettim de tam olarak böyle bir kitap… Sayfaları çevirdikçe bir başkasını değil, yıllardır susturduğun kendi sesini dinliyorsun. Ve en sarsıcı olan şu: İhmal edilen aslında zaman değil, insanın kendisi. Bu kitap bana şunu fark ettirdi: İnsan en çok kendine geç kalıyor. Başkalarını anlamaya, yetişmeye, onarmaya çalışırken kendi içindeki kırıkları görmezden geliyor. Yazar, bunu öyle sade ama derin bir dille anlatıyor ki; her cümle bir aynaya dönüşüyor. Kaçtığın ne varsa yüzüne bakıyor. Altını çizmeden ilerleyemedim. Neredeyse her sayfada durup düşündüm. Öyle ki kitap, okunup rafa kaldırılacak bir eser değil; tekrar tekrar dönülecek, her seferinde başka bir yerinden yakalayacak bir başucu kitabı. İçinden not aldığım, zihnime kazınan o kadar çok cümle var ki… Bazıları insanın içini acıtıyor, bazıları ise iyileştirmeye başlıyor. Kitabın en güçlü tarafı, abartıya kaçmadan derinleşebilmesi. Ne bağırıyor ne öğretiyor… Sadece gösteriyor. Ve gösterdiği şey şu: Kendine dönmeden hiçbir şey tamamlanmıyor. Sevgi de, sabır da, hayat da eksik kalıyor. Benim için bu kitap, bir yüzleşme metni oldu. “İhmal ettiğim ne varsa, aslında kendimim” dedirtti. Okurken yer yer kırıldım, yer yer toparlandım. Ama en önemlisi, kendime biraz daha yaklaşabildim. Eğer siz de bir süredir kendinizi erteliyorsanız, başkalarına yetişirken kendinize geç kalıyorsanız… Bu kitap sizi sessizce yakalayacak. Ve belki de en doğru yerden başlayacaksınız: Kendinizden.
Ben Beni Çok İhmal EttimOnur Kankaya · Destek Yayınları · 2026234 okunma
Bir Anti-Bond öyküsü
9/10
·454 syf.··
2026 38. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 13:28
Trevanian Şibumi Çeviri: Belkıs Dişbudak Çorakçı Şibumi Trevanian’ın, Katya’nın yazından sonra okuduğum ikinci eseri. Açıkçası iki eserde de özellikle yazımdaki sadelikten ve üsluptan çok hoşlandım ama Şibumi kesinlikle Katya’nın yazından çok farklı yerde tutulması gereken bir roman. Şibumi daha “felsefi aksiyon” diyebileceğimiz bir türde; dışarıdan casus romanı gibi görünse de iç yapısı neredeyse bir karakter ve zihin disiplini incelemesi. E yayınları ile ilgili eleştirilerimden biri benim için çeviri kitabın en önemli noktalarından biri ve Katya’nın yazında da, Şibumi’de de çeviri ismi kapakta yer almıyordu. Sanki bu eklenebilir diye düşünüyorum. Yine yayınevinin arka kapak yazısıyla kitap arasında dağlar kadar fark var gibi hissettirdi ve üstelik arka kapak yazısı çok da açıklayıcı değil. Kitabın tarzından bahsetmek gerekirse Şibumi’yi casus, aksiyon kitabı olarak alabiliriz. Ancak öyle çok bir aksiyon beklemeyin, çünkü kitap Go oyunu üzerinden ilerliyor. Bu tarz oyunların ise en büyük özelliği acele ve agresif hareketin stratejik olarak oyunu kaybettireceğidir. Ben yazarın yine Nicholai Hel karakterini oluşturuşu onun geçmişini düşmanının elindeki bilgiler üzerinden anlatmasını çok beğendim. Karater hem esrarengiz hem de çok sinema karakteri gibi (Anti Bond diyebiliriz. Daha az gösteriş, daha çok derinlik) tabii bunun da en büyük sebebi Trevanian’ın bir film bilimvci olması. Kitap boyunca sahnelerin çoğunu gözünüzde canlandırabiliyorsunuz ve yazar özellikle çok da betimlemeye yer vermeden tamamen sizin hayal gücünüzü size karşı kullanarak yapıyor bunları. Bu da bence bir yazar için oldukça saygı duyulacak bir şey. Kitabın kötü yanlarından birisiyse bazı bölümlerin aşırı uzatılmış olması, O bölümler yerine Nicholai Hel ile ilgili daha fazla şey okumayı tercih
ŞibumiTrevanian · E Yayınları · 20249,5bin okunma