Mehmet Ateş’in JOJİ adlı eseri, modern şiirin sınırlarını yalnızca duygularla değil; varoluş, zaman, insan ve Tanrı kavramlarıyla zorlayan güçlü bir iç yolculuk kitabı olarak dikkat çekiyor.
Bu kitap, klasik şiir anlayışının ötesine geçerek okuru sadece okumaya değil, düşünmeye ve yüzleşmeye davet ediyor. “İnsan ve Zaman”, “İradenin Ruhu”, “Tanrı’nın Kedisi” ve “Kabul” gibi şiirlerde Mehmet Ateş; insanın kendi benliğiyle savaşını, yalnızlığın metafizik tarafını ve modern insanın içsel çöküşünü çarpıcı imgelerle anlatıyor.
JOJİ, yalnızca bir şiir kitabı değil; karanlık bir aynaya dönüşen felsefi bir anlatıdır. Yazarın dili zaman zaman sert, zaman zaman kırılgan ama her satırda yoğun bir bilinç taşıyor. Özellikle kitap boyunca hissedilen “zaman” metaforu, eserin en güçlü omurgasını oluşturuyor. Şair, zamanı bazen bir cellat, bazen bir tanık, bazen de insanın içinden geçen görünmez bir yara gibi işliyor.
Mehmet Ateş’in en büyük başarısı, okurun zihninde kalıcı görüntüler bırakabilmesi. “Her sancı varoluşun bir ayak izidir.” cümlesi, kitabın bütün ruhunu tek başına özetleyen güçlü bir manifesto niteliğinde.
Edebiyat dünyasında son yıllarda sıkça rastlanan yüzeysel melankolinin aksine JOJİ, derinlikli bir düşünsel atmosfer kuruyor. Kitap; Nietzschevari sorgulamaları, modern yalnızlığı ve tasavvufi kırılmaları aynı potada eritiyor. Bu yönüyle hem şiir severlere hem de felsefi metinlerden hoşlanan okurlara hitap ediyor.
Özellikle sosyal medya çağında hızla tüketilen metinlerin aksine JOJİ, yavaş okunması gereken bir eser. Çünkü her şiir, ikinci hatta üçüncü okumada başka bir katman açıyor. Bu da kitabı yalnızca okunacak değil, tekrar tekrar dönülecek eserlerden biri hâline getiriyor.
Bu çalışma, çağdaş Türk şiirinde kendine özgü bir ses arayan okurlar için dikkat çekici