Diğer yandan hep yaşayacakmışız gibi yaşayarak miskinleşiyor, yaşama aktif biçimde katılmayı, eyleme geçmeyi, cesur olmayı beceremiyoruz. Ölümlü olduğumuzu unutmanın koyvermişliğiyle monoton, standartlaştırılmış bir yaşamı, dostlar alışverişte görsün şikayetleriyle, fincancı katırını ürkütmeden sürdürüyoruz.
...
Dedim ‘Dostlar uçup gitti bıraktılar tek başıma,
Yarın sen de terk edersin yitik umutlarım gibi!’
Beni duyup dile geldi, cevap verdi, ‘Asla!’ dedi.
Öyleyse planlar yapalım dostlar! Hayatlarımız projelerden ve çizimlerden yapılmış olsun. Ölüm, verilen sözlerden başka bir şey bulamasın içimizde, yaşam, sonsuz bir bekleyişten başka bir şey olmasın bizim için. Ne diyorum ama? Size söylediğim her şeyi zaten yapıyorsunuz ve yaptınız da. Hatta -itiraf edin- bundan başka bir şey yapmadınız.