Anadolu
Beşikler vermişim Nuh'a Salıncaklar, hamaklar, Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır, Anadoluyum ben, Tanıyor musun ? Utanırım, Utanırım fıkaralıktan, Ele, güne karşı çıplak... Üşür fidelerim, Harmanım kesat. Kardeşliğin, çalışmanın, Beraberliğin, Atom güllerinin katmer açtığı, Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, Kalmışım bir başıma, Bir başıma ve uzak. Biliyor musun ? Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar Nazlı, seher-sabah uykularımı Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar, Haraç salmışlar üstüme. Ne İskender takmışım, Ne şah ne sultan Göçüp gitmişler, gölgesiz! Selam etmişim dostuma Ve dayatmışım... Görüyor musun ?
Sayfa 77·Kitabı okuyor
Alıntı
Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar Nazlı, seher-sabah uykularımı Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar, Haraç salmışlar üstüme. Ne İskender takmışım, Ne şah ne sultan Göçüp gitmişler, gölgesiz! Selam etmişim dostuma Ve dayatmışım... Görüyor musun ?
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Aman yaşlandığımda böyle olmayayım, diye Tanrı'ya yalvarmaya devam ettim. Edebiyat sayesinde kazanacağım şana şöhrete değil, eşime, evladıma, dostuma bağımlı olayım. Şöhret ölümün maskesidir. Kimseye miras kalmaz.
Sayfa 57·Kitabı okuyor
Edebiyat
Bazı kadınların kaşmerliği böyledir, virüs gibidir bir çoğu !
Dostuma dedim ki: "Şu kadına bak, adamın koluna nasıl yaslandığını görüyor musun? Halbuki dün de benim koluma öyle yaslanıyordu. " Dostum da bana dedi ki: "Yarın da benim koluma yaslana cak. " Ona şöyle dedim: "Bak, nasıl da sakuluyor ona! Daha dün, çok yakınımda oturuyordu. " Dostum da cevap verdi: "Yarın da, benim çok yakınımda oturacak." Ona dedim ki: "Bak, onun kadehinden şarap içiyor! Oysa daha dün, benim kadehimden yudumluyordu. " Dostum da dedi ki bana: "Yarın da, benim kadehimden içecek." Ona "Bak," dedim, "süzgün bakışlarını nasıl da dikmiş ona! Daha dün bana öyle tatlı tatlı bakıyordu. " Dostum cevap verdi: "Yarın da, sadece bana öyle bakacak. " Ona dedim ki: "Ona aşk şarkıları mırıldandığını duymuyor musun? Daha dün, aynı şarkıları bana mırıldanıyordu." Dostum ise şöyle cevap verdi: "Yarın da benim kulağıma aynı ezgileri mırıldanacak. " "Bak," dedim dostuma, "nasıl da sarılıyor ona! Daha dün, büzülüp göğsümde yatıyordu." Dostum cevabı yapıştırdı: "Yarın da, benim göğsümde yatacak. " Sonra şöyle dedim: "Ne tuhaf kadın!" Dostum da açıkladı bana: "Tıpkı hayat gibi, bütün erkekler sahip olmuş ona. Ölüme de benziyor, fetbediyar herkesi. Ve sonsuzluk gibi, sarıyar tüm insanlığı."
Sayfa 32·Kitabı okudu
Alıntı
Yalnızlığım kimsesizliğimin altını çiziyordu sanki, göğsü­mü delen acıya sarılacak dostuma ihtiyacım vardı. Tek başıma mücadele edemiyordum, bacaklarım bedenimi taşısa da ru­humu taşıyamıyordu. Biraz olsun benim de sağlam bir duva­ra dayanıp soluklanmaya ihtiyacım var gibi hissediyordum.
Sayfa 425 - Dokuz Yayınları·Kitabı okudu
Anadolu
Beşikler vermişim Nuh’a, Salıncaklar, hamaklar, Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır, Anadoluyum ben, Tanıyor musun? Utanırım, Utanırım fıkaralıktan, Ele, güne karşı çıplak… Üşür fidelerim, Harmanım kesat. Kardeşliğin, çalışmanın, Beraberliğin, Atom güllerinin katmer açtığı, Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, Kalmışım bir başıma, Bir başıma ve uzak. Biliyor musun? Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar Nazlı, seher – sabah uykularımı Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar, Haraç salmışlar üstüme. Ne İskender takmışım, Ne şah, ne sultan Göçüp gitmişler, gölgesiz! Selâm etmişim dostuma Ve dayatmışım… Görüyor musun?
Alıntı