Anadolu
Beşikler vermişim Nuh’a, Salıncaklar, hamaklar, Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır, Anadoluyum ben, Tanıyor musun? Utanırım, Utanırım fıkaralıktan, Ele, güne karşı çıplak… Üşür fidelerim, Harmanım kesat. Kardeşliğin, çalışmanın, Beraberliğin, Atom güllerinin katmer açtığı, Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, Kalmışım bir başıma, Bir başıma ve uzak. Biliyor musun? Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar Nazlı, seher – sabah uykularımı Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar, Haraç salmışlar üstüme. Ne İskender takmışım, Ne şah, ne sultan Göçüp gitmişler, gölgesiz! Selâm etmişim dostuma Ve dayatmışım… Görüyor musun?
Alıntı
Kamusal veya resmi bir rol üstlenen kişi, özel bir işleve ve genellikle özel bir grubun çıkarlarına hizmet etme yükümlülüğünü üstlenir. ... E.M. Forster'ın şu sözünü hatırlayalım: "Neden olma (yol açma) fikrinden nefret ediyorum ve eğer ülkeme ihanet etmekle dostuma ihanet etmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsam, umarım ülkeme ihanet etme cesaretine sahip olurum." Bahsettiği devlet dairesi değil, ancak orada da benzer sorunlar ortaya çıkabilir.
Sayfa 115·Kitabı okuyor
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Lakaplar 2
"Telefonumu aldım ve rehberde "Prens Mişkin" ismini buldum. Evet, Dostoyevski'nin meşhur kitabı Budala'daki Mişkin. Empati duygusu çok yüksek, vahşi dünyanın kurallarına ayak uyduramayan ve bu yüzden "budala" diye anılan, aslında çok zeki, herkesi seven, herkese güvenen, sürekli gülümseyen Mişkin. ​Prens Mişkin kadar, hatta ondan daha bile saf olduğu için bu ismi takmıştım dostuma." Bu lakap işi biraz rahatsız ediyor beni. Günay Bey bir önceki romanı Baba'da da böyle lakaplar kullanmıştı. Hikayeye hizmet etmeyen, yoran meseleler bunlar.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Anlatirim
Beni bu kadar meraka düşüren hadiseleri en yakın dostuma anlatmak ihtiyacını nasıl yenebilirim?
Sayfa 34 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Anadolu
Beşikler vermişim Nuh'a Salıncaklar, hamaklar, Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır, Anadoluyum ben, Tanıyor musun ? Utanırım, Utanırım fukaralıktan, Ele, güne karşı çıplak... Üşür fidelerim, Harmanım kesat. Kardeşliğin, çalışmanın, Beraberliğin, Atom güllerinin katmer açtığı, Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, Kalmışım bir başıma, Bir başıma ve uzak. Biliyor musun ? Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar Nazlı, seher-sabah uykularımı Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar, Haraç salmışlar üstüme. Ne İskender takmışım, Ne şah ne sultan Göçüp gitmişler, gölgesiz! Selam etmişim dostuma Ve dayatmışım... Görüyor musun ?
Ebû Hüreyre'den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur. Allah Teälä buyurdu ki: "Kim benim bir dostuma düşmanlık ederse, ben ona karşı harp ilan ederim. Hiçbir kulum bana kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir amelle yaklaşamaz. Nafile ibadetlerle de sürekli bana yakınlaşır, öyle ki sonunda ben onu severim; onu sevince de işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum; benden bir şey isterse istediğini ona veririm, bana sığınırsa onu mutlaka korurum."
Sayfa 131·Kitabı okuyor
Din