Uyan
Aydınlığa çık da çil gözlerin ışısın İlkyazlar sıcağı biriksin yüreğine Yoksul olsan da uyan Garip olsan da uyan Madem ki güzelsin, güzeli yaşatmak için Madem ki iyisin, iyiliği yaşatmak için Madem ki umutlusun, umudu yaşatmak için Hadi uyan Denizi dinle yaşamak desin Toprağı dinle barışmak desin Göğü dinle sevişmek desin Bir plak konmuş gibi gramafona İşte aşk işte özlem işte savaşmak gücü Uyan diyor uyansana
Sayfa 50 - YKY·Kitabı okudu
İçimde özlemlerin boğuk gramofonları.
Sayfa 44 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 12. Basım·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
ve bozuk çalıyor gramofon ey benim züppeciklerim açıyorum perdeleri bir bir, molyeryen gözyaşlarına
Sayfa 45·Kitabı okudu
Alıntı
İnsanlık fena bir ihtimali bir kere kendisine ufuk bilmesin; bir kere uçurumu görmesin. Bir daha ondan geriye dönemez. Onu giyinir. Kıymetli bir şeyiniz, iyi bir yazma, güzel bir gramofon, bir Acem halınız var mı, sakın onu satmayı bir imkan gibi düşünme­yin, evliyseniz karınızı boşamayı, seviyorsanız sevdiğiniz kadına darılmayı bir kere olsun aklınıza getirmeyin. Sonra bu işlerden ne kadar çekinirseniz çekinin, mıknatıslanmış gibi, arkanızdan itiyor­larmış gibi onu yaparsınız, insan hayatında sakınmak yoktur. Hele kütle halinde, asla. Bir kere uçurum göründü mü, ölüm simsiyah di­li ile konuştu mu?
Alıntı
Batının oluş çilesini bilmeden ve görmeden hayatı onun muzahrafatında arayanlar... Bunlar, kartpostal üzerinde Paris'i görüp de Paris'de yaşamış olmanın iddiasında adamlar... Avrupa'yı kat'iyyen bilmezler. Ne kaynaklarıyle, ne sistemleriyle... Yalnız, bunlarda tek şey vardır: Cesaret... Küfür cesareti... Bunlar, köpekten korkarlar, -Allahım, ne büyük hikmet sahibisin!- Allahtan hayır!.. Bunların içinden neler çıktı, neler... Ve bütün kâinatın, topyekûn kâinatın, yüzüsuyu hürmetine yaratılmış olduğu Ebedî Peygambere bile neler söylemediler ki... Ve onların karşısına, hakikati fikir ve ilim sahasında vazedecek bir grup çıkmadı, çıkamadı. Onlar... Bedavacılar, meccanî tipler... Küfrü bir gramofon plâğından alır gibi kapıverenler... Ve biz... Çile çekenler... Vaziyetimiz zor... Çünkü biz, yeni, bu memlekette olmayan mânasına yeni bir şeyi müdafaa etseydik belki alâkayla dinlenirdik. Ve bizi irca ediyorlar. İrca... Yani başka bir şeye indirmek, döndürmek, bağlamak...
İlk gençliğinden bu yana benzer imkansızlıklara tutuluyordu; peşinden gittiği hiçbir adamla bir hayat kuracak fırsatı bulamıyordu. Aşkla hüzün aynı şeydi onun için. Kötü ve umutsuz biten ilişkilerini konağın uğursuzluğuna bağlamıştı, kendisini asla sorgulamıyor, neden böylesi imkansızlıklara savrulduğunu hiç düşünmüyordu. Konağın uğursuzluğunun üstüne bir de kaderin acımasızlığını ekleyince her şeyi açıkladığını sanıyordu. İğnesi kırık bir gramofon bozuk sesler çıkarıp dururken, suçu şarkılara, eskimiş plaklara atıyordu. Onu tuzaklanmış kuytulara sürükleyen bilinçaltının farkında değildi, kendisiyle o kadar kavgalıydı ve o kadar nefret ediyordu ki imkansız aşkların sarsıntıları, içten içe, hayattaki başarısızlıklarına bahaneler üretme fırsatı veriyordu.
Sayfa 210·Kitabı okudu