Farseer üçlemesine sonuna ulaşamadan veda ediyoruz
Bu seri benim okudukça tatmin olmamama rağmen okumayı en çok sürdürdüğüm seri oldu. Bunun sebebi ise bana en başından İzan ile ciddi miktarda potansiyel barındırdığını hissettirip sonrasında vasat bir ilerleyiş olsa da bir yerde patlamayı yapıp açılacağına inanıyor olmamdı lakin 3. kitabın 292. sayfasına kadar bu direncimi sürdürdüm ve an itibariyle sonlandırıyorum. Gerçekten mükemmel işlenip üzerine karmaşık bir evren ve derin karakterlerle şaheser olabilecek bir konu böylesine ziyan edilmiş inanması zor. Vasatın altında demek de seriye birazcık sert davranmak olabilir ama 1000 sayfaya yakın okuduğum kısmında heyecanlanıp coşku duyduğum sadece 4-5 sayfa oldu desem yalan söylemiş olmam. Serinin en başından beri Fitz ile hiç ama hiçbir bağ kuramadım. Kafasının içi samanla dolu boş karakter olarak yazılmış ve karakter gelişimi de sıfır. Hiçbir muhakeme, plan, zeka ve dahi özdeşleşilecek duygu esintisi alamadım. Kitapta en sevdiğim karakter Lady Patience ve Kettricken olabilir. Hiçbir ters köşesi, kurgu olağanüstülüğü ve heyecanı olmayan net hayal kırıklığı bir seri oldu benim için. Şöyle de bir ne yazık ki altı dolu önyargım oluşmuş durumda ki Kargalar Meclisi dışında bir kadın yazarın derinlikli ve akıcı bir fantastik serisini okuyamamış olmaya da şaşırıyorum. Karakterlerle bireysel olarak da evrendeki karakterlerin kendi yerleri olarak da bir türlü karakterleri benimseyemeyip olay akışında heyecan duyulmuyor ne yazık ki. Hem kurgusu hem de karakterleriyle destansı Fantastik yazmak apayrı bişey bence. Umarım ileride bu önyargımı kıracak bir seri de okuyabilirim de Fantastik Kurgu romanlara birikmiş açlığımı doyurmama yardımcı olabilir. Mic drop...
Suikastçının ArayışıRobin Hobb · Alfa Yayınları · 2020156 okunma
10/10
·256 syf.··
2023 29. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2023 00:00
*spoiler* "Uzay benim için her zaman bilinmez olmuştur. Filmleri, bilim kurgu romanları... Arthur C. Clarke, Tanrıların Arabaları... Ya burada olmam inanılmaz bir şey yani! Space Odyssey!" diyor ve başlıyorum. Sevgili İthaki yayınları, Tanrılar belanızı versin, saygılar. Birinci sayfa, birinci paragraf yazım yanlışları başlıyor. Bağlaçlardan sonra virgül konmaz. Bağlaç olan ki de bir bağlaçtır (adı üstünde bağlaç olan ki) ve ondan sonra da virgül konmaz, tıpkı benim bu cümlede hiçbir yere virgül koymadığım gibi. Gün ve ışığı yani gün ışığı bitişik yazılmaz; ayrı yazılır. That's it bruuh! Mic drop. Side eye. İlk sayfalardan ABD ve SSCB gerilimi başlıyor. Bu savaşta ABD'nin tarafında yer alacağımı bir an bile düşünmüyorum. Özellikle uzay söz konusuysa. Rusya halkına açık politikaları ile bütün bilgileri, uzay gelişmelerini, araç gereçlerini sergilerken nasıl geldiniz ve çaldınız iyi biliriz. Ay'a da bugün kalksam gitsem kimsenin ayak izini göremem, böyle de eminim. CGI ve yeşil perde kalpazanları sizi. Bizimle uğraşmayın Allah'ıma kitabıma laağnn! Bu iki süper gücümüz "I wanna be on the front line, knotted up suit ties, talkin' like a headstrong mama" diye konuşadursunlar, gerçek patron eve geldi. Şimdi naneyi yemediniz mi? Henüz on sekizinci sayfadayken insanoğlunun ne mal olduğu tüm açıklığıyla gözlerimizin önüne seriliyor. Alexander Wainwright adlı eski bir din adamı, şimdilerin Özgürlük Birliği lideri eline bir imza kağıdı almış diyor ki "Şı kıdır imzi tiplidim. İziyliliri bin di giricim." Sen kimsin ula solucan ölümlü? İmza toplayıp uzaylıları görmek istiyon. Uzaylılar da diyecek ki "Waow! Madem imzan var, hemen görünelim." Ahahahhaah Mükemmel bir olaylar silsilesi. Mü kem mel. Çünkü böyle bir durum yaşansa eminim embesil bir çengelköy hıyarı adam böyle bir
Çocukluğun SonuArthur C. Clarke · İthaki Yayınları · 20214,370 okunma
Reklam
Puan vermedi·272 syf.··
2023 1. kitabı
COLLEEN HOOVER'DAN ÖZÜR DİLERİM. Kürtaj karşıtı ve ergen anneliği destekleyicisi bir yazar olabilir ama en azından insan psikolojisi hakkında %10 falan bilgisi var. BU YAZARDA O DA YOKTU. Oyuna getirildiğimi hissediyorum. İlk sayfalarda Taylor Swift şarkılarından oluşan bir bölüm listesi vardı ve bölümlerin isimlerini Türkçe'ye çevirmelerine rağmen bu konuda aşırı heyecanlıydım. En yakın arkadaşlardan sevgililere dönüş konulu bir romantik komedi sanarak kitaba başladım. Sanırım böylesine büyük bir hezimete uğrayan son kişi, Zenta Savaşı'nı kaybeden 2. Mustafa olabilir. Ana karakterlerimiz dördüncü -tartışmalı olarak beşinci- sınıftan beri en yakın arkadaş olan Carter ve Arizona. Birbirlerinin her şeyini biliyorlar, destekliyorlar ve adeta kardeş gibi büyümüşler. Kitabın ilk faulü, ilk öpücüklerinde karşılarındakine rezil olmamak için ilk önce ikisi öpüşmeyi deniyor. Bu detayı okurken yüzümü buruşturdum çünkü başıma geleceklerden habersizdim ama bana çok klişe geldi. Daha sonra, Arizona bir partide çok sarhoş oluyor ve Carter koruyucu abi moduyla kızı eve götürüyor. Daha sonra koruyucu abi modundan çıkıyor ve yazar o kısımları öyle bir yazmış ki kitaba doğru "Durrrr HAYIR" diye bağırasım geldi. Abla naptın ya? Bir anda ne oldu ben takip edemedim, keşke bir iki sayfa mental hazırlık süreci yaşasaydık. Zaten aralarındaki yakınlaşmanın ilk önce fiziksel olarak gelişmesi beni çok rahatsız etti. Böyle konularda asla tutucu değilim -özellikle de kitaplarda- ama madem dördüncü sınıftan beri en yakın arkadaş olarak büyüdünüz, birbirinizin her halini gördünüz, nasıl yakınlığınızın şeklini değiştirmeye karar verdiğiniz o kırılma noktası fiziksel görünüşle tetiklenebiliyor? Ay bir de sarhoşlardı, Allah kahretmesin sizi ya. Kitap giderek beni daha çok gerdi. Başkalarıyla
Sevgiler, CarterWhitney G. · Yabancı Yayınları · 20211,122 okunma
9/10
·446 syf.··
Beğendi
·
2021 50. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2021 02:52
BETONDAKİ SARIŞIN Michael Connelly: (21 Temmuz 1956, Philadelphia, Pennsylvania) dedektiflik romanı ve diğer suç kurgusu alanlarında yazan Amerikalı yazar. LAPD dedektifi Hieronymus "Harry" Bosch ve suç uzmanı Mickey Haller karakterlerine ilişkin eserleri vardır. Yapıtları, 35 dile çevrilmiş, kendisine "Yılın Gerilim Yazarı" Ödülü'nü iki kez (2003 ve 2004) getirmiştir. Connelly, aynı zamanda eski bir Los Angeles Times polis muhabiridir. Romanlarında geçen mekanlar da Los Angeles'taki mekanlardır. Bazıları mahkeme duruşma sahneleri olan filmlere bayılırlar. Böyle tanıdıklarım var. "İtiraz ediyorum!" "Kabul edildi. Jüri son sözleri dikkate almasın" Bu sözler mahkeme konulu filmler ve kitaplarda sıkça rastladığımız sözler. Jüri duyduğu bir sözü nasıl dikkate almaz orası merak konusu:) Harry Bosch dört yıl önce tek başına olduğu bir sırada Bebekçi ismini verdikleri seri katille karşılaşır ve onu vurmak zorunda kalır. Bebekçi katilin ailesi Bosch'un yanlış kişiyi vurulduğunu iddia etmektedir. Dava başladığı sırada bir de Taklitçi yeni bir seri katil ortaya çıkar. Nefes nefese okunan şahane bir polisiye kitap. Hep düşünürdüm. Siz de rastlamışsınızdır ya da duymuşsunuzdur. sembolik tazminat davalarını, bir dolar gibi komik bir miktarda tazminat. Ne davalının ne de jürinin bilmediği bir ayrıntıyı öğreniyorum bu kitapta. Her ne kadar sembolikte olsa davacı tarafın mahkemeyi kazanmış olması ve Avukat ücretinin davalıya ödetilmesi söz konusu. Bir düşünün bir lira tazminat ödemenize karar veren duruşma sonrasında size karşı tarafın avukat ücreti olarak yüz binlerce lira fatura çıkarmasına da karar vermiş oluyor. Kitap Harry Bosch serisinin üçüncü kitabı. İlk ikisini okuyanlar serini bu kitabının daha güzel olduğunu söylüyorlar. Harry Bosch serisi: 1992 The Black Echo (Tünel
Betondaki SarışınMichael Connelly · Altın Kitaplar · 2000159 okunma
Puan vermedi·479 syf.··
2020 41. kitabı
Yazarın ilk romanı dolayısıyla Harry Bosch serisinin de ilk romanı. Hieronymus 'Harry' Bosch, benim Holden Caulfield(Çavdar Tarlasında Çocuklar-Salinger) ve Meursault(Yabancı-Camus) karakterleriyle birlikte en öykündüğüm, kıskandığım, taklit ettiğim karakterlerden biri. Şu kitabı okurken mesela sigara kullanamayan biri olarak bir sürü sigara, bira ve kahve(bunları kullanıyorum bakın) tükettim. Maalesef dilimize yazıldığı sırayla çevrilmedi Harry Bosch serisi. Gerçi hikayeler birbiriyle bağlantılı sayılmaz, yani 4. kitabı anlamak için ilk 3 kitabı okumanıza falan gerek yok ancak daha önce serinin başka bir kitabı için söylediğim gibi ben bu seriyi polisiye için falan değil tamamen Harry Bosch için okuyorum. Onun biyografisini okuyormuşum gibi düşünüyorum. 2001 yılında yazılan ve Hile adıyla dilimize çevrilen 7. Harry Bosch kitabıyla birlikte Hieronymus Bosch adlı Hollandalı bir ressamı tanımıştım. Kitap bu ressamın bir tablosuyla ilgiliydi ki ressam zaten en sevdiğim ressamlardan(resimden falan anladığımdan değil de işte) birine dönüştü tablolarını gördüğüm anda. Sonrasında ben ''lan acaba en baştan karaktere ismi verirken bu ressamdan mı esinlendi, bu kadar tesadüf olmaz(bu arada Bosch da tesadüflere asla inanmaz)'' diyerek serinin ilk kitabını alıp okumak istedim. Baskısı yoktu ama etiket fiyatının birazcık üzerine bulmuştum bir yerden o dönemde. Kitaptaki hikayeyi anlatmak ilkokuldaki kitap özeti olur ki gerek yok, zaten polisiyelerde spoiler vermeden hiçbir şey de anlatılamaz sanıyorum. Merak edenler kitabın konusunu kitap bilgileri kısmında bulabilirler. Beni asıl ilgilendiren Harry Bosch zaten. İçtiği sigaradan, biradan olaylara verdiği tepkilere kadar sadece ana karaktere dikkat ederek okuyorum serinin kitaplarını. Gerçekten de Hieronymus 'Harry' Bosch ismi
Tünel FareleriMichael Connelly · Altın Kitaplar · 2004183 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2019 2. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2019 15:00
Yazıya başlamadan önce bir açıklama yapmak istiyorum: 2000 lerin başında, analarımızın cebri ile seyretmek zorunda kaldığımız; Manuela, Rosalinda, Marimar Cesur ve Güzel, Yalan Rüzgarı vb beyin eriten dizilerden bizi kurtaran bir kahraman ortaya çıktı. 15 yıllık ömrü boyunca “ayemnatgoingtusukul” seviyesindeki İngilizcemize rağmen bize altyazılı olarak birbirinden güzel dizileri armağan eden CNBC-E yi bir kez daha rahmetle anmak isterim. Dublajlı dizilerde/filmlerde, çeviriyi yapanların “fikirleri”ni “bilgi” sanıp aslında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğumuzu suratımıza çarpmıştı zamanında. Dil öğrenmenin, yabancılarla “anlaşmak” için değil; tanımadığın insanları “anlaman” için çok önemli olduğunu göstermişti. Bizim kuşağın Anadolu ve Süper lise mezunları üstünde büyük emeği olan bir kuruluştu. Bayram değil seyran değil eniştem benim yüzümü niye tükürüklere boğdu diyenlerin için alt yazı ekleyim: Bu kitap bana cnbc-e’de yayınlanan cold case dizisini hatırlattı. Bu kitapta da geçmişte çözülememiş davaların yıllar sonra tekrar raftan indirilmesi ve üzerine gidilmesi anlatılıyor. Aslında polisiye kitaplardan pek hoşlanmasam da, Konu İngilizcenin günlük dilinde kullanılan kelimeler ise İngilizce polisiye kitapları tek geçerim. Kitaptan çok keyif aldım dersem yalan olur. Zor Ölüm serisindeki Bruce Willis veya Behzat Ç. deki Behzat komiser kadar olmasa da hayatı “cinayet” olmuş bir kahramanımız var karşımızda. Özal hükümetinin( kimi zaman Demirel de deniyor. O andaki mevcut hükümete göre değişiklik gösteren bir terim.) erken emeklilik sistemine benzer bir sistemden yararlanıp genç yaşta emekli olan baş karakterimiz, departmanda veteranlarla ilgili bir bölüm açılınca tekrar göreve dönüyor. Ekip arkadaşı , kızı , sevgilisi; karşına aynı anda çıkan iki davada
The DropMichael Connelly · Grand Central Publishing · 201269 okunma