7/10
·112 syf.··
2026 25. kitabı
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ı her okuyuşumda aynı şeyi hissediyorum; onu bazen sadece keyifli bir mola gibi elime alıyorum ama sayfalar ilerledikçe, yıllar öncesinden bugüne uzanan o güçlü gözlemleriyle kendimi düşünürken buluyorum. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Şık romanı; yazarın diğer eserlerinde olduğu gibi (Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Efsuncu Baba, Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür) toplumun aksayan yönlerini ince bir mizah ve güçlü gözlemlerle ele alıyor. Şık romanında da Gürpınar, Şatırzade Şöhret Bey karakteri üzerinden dönemin yanlış anlaşılmış batılılaşma anlayışını; dış görünüşe, gösterişe ve taklide dayanan bir yaşam biçimini ince bir mizahla ele alıyor. Romandaki Drol ile Şatırzade Şöhret Bey arasındaki benzerlik, Gürpınar’ın ince bir dokunuşu gibi geldi bana. Bir köpeğe ipekler giydirmek, onu süslemek nasıl onu gerçekten soylu bir köpeğe dönüştürmüyorsa; insanın da yalnızca dış görünüşünü değiştirmesi, taklitlerle yeni bir kimlik kurmaya çalışması onu özünde başka biri yapmıyor. Belki de bu yüzden Gürpınar’ın eserleri hala güncel… Çünkü o sadece yaşadığı dönemi değil, insanın değişmeyen zaaflarını anlatıyor.
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Kapra Yayıncılık · 20215,9bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 12. kitabı
Otomatik Portakal, insan doğasının karanlık yönlerini, özgür iradeyi ve sistemin bireyi tek tipleştirme arzusunu yüzümüze çarpan sarsıcı bir eser. Anthony Burgess, Alex üzerinden suç, ceza ve toplumsal ahlâk kavramlarını felsefi bir derinlikle sorguluyor. Ancak eserin, şiddeti normalleştiren dilinin yanı sıra sınırları zorlayan yoğun müstehcenliği kesinlikle her okura hitap etmeyen, mide bulandırıcı bir atmosfer yaratıyor. Yazarın bu itici unsurları bir eleştiri aracı olarak kullandığı açık; fakat anlatımdaki doz aşımı, edebî hazzı baltalayıp okuyucuyu psikolojik olarak fazlasıyla yıpratıyor. Devlet eliyle "iyileştirilen" insanın bir robota dönüşmesini anlatan bu başyapıt, felsefi olarak her ne kadar ses getirdiyse de, barındırdığı çiğlik ve rahatsız edici üslûp açısından da bir o kadar mesafeli yaklaşılması gereken, ağır bir yapıt.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021113,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·583 syf.··
2026 88. kitabı
ɪşıᴋ ᴅᴏɢ̆ᴜᴅᴀɴ ʏᴜ̈ᴋsᴇʟɪ̇ʀ Ne zamandır okunmayı bekleyen , aslında kitabın hacminden korkarak ertelediğim bir roman ile geldim. Üstelik üçleme bir serinin ilk kitabı olduğunu görünce, nedir bu hikaye diye daha çok merak ettim ve okumaya başladım. Hacminden korktuğum kitabı sanırım üç günde falan okudum. ​Büyük edebi sanatlar, ağdalı cümleler ya da süslü tasvirlerden uzakta, yazar hikayesini olduğu gibi, pürüzsüz ve son derece sade bir dille anlatmış. Ama tam da bu düz ve net anlatım, kurguyu inanılmaz akıcı bir hale getirmiş. Dediğim gibi elinizde akıp gidiyor. ​Beni en çok etkileyen kısım, o ışıltılı ve parıltılı hayatların perde arkasını tüm çıplaklığıyla, hiçbir şeyi gizlemeden önümüze sermesi oldu. Ayrıca ses ve kokunun frekansları üzerinden insan zihnini, duygularını ve davranışlarını yönlendirme/etkileme, ciddi anlamda ilgimi çeken konulardır. Magazin dünyasının, şöhretin ve pırıltının arkasındaki o yalnızlığı ve karanlığı net bir şekilde kaleme almış yazar. ​Gerçek ile sanrının, pırıltı ile dibe vuruşun iç içe geçtiği, süslemesiz ama çok akıcı bir hikaye... Aslında yabancısı olmadığımız hayatların , görünmeyen kamera arkası gibi. Dizi olsa tutar. Kürt asıllı ünlü şarkıcı Rozerin Dewran 'ın hayatına şahitlik etmeye hazır mısınız? Üvey babasının tecavüzü ile öz annesi tarafından evden atılan , onyedi yaşında İstanbul'a gelir. Asmalı Mescit'teki bir gece kulübünde garson iken keşfedip Türkiye'nin tanıdığı bir yıldıza dönüştüren kişi ise hem patronu hemde büyük aşkı Selahaddin olur. Hayat , şöhretin zirvesindeyken yaşadığı aşk, ailevi sorunlar ve bağımlılıkları yüzünden dibe vurmuş durumda olan Roz 'u bir hastane odasına kadar sürükler.Tedavi sürecinde hayatını kaleme almaya karar veren Roz, geçmişi eşeledikçe sarsıcı gerçeklerle yüzleşir. Selo, onun önüne
Işık Doğudan YükselirElvan Dincel · Odessa Yayınevi · 202414 okunma
8/10
·112 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 11:59
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Şık kitabı 8.5/10 Kitabın konusuyla karışık yorumum Kitapta seçkin ve Avrupai biri gibi görünmeye çalışan, bilgili ve kütürlü olmamasına rağmen kendini her konuda başarılı gören Şık yani Şöhret Bey var Şık gösteril meraklısı elinde iki kuruş parası olsa da onu giyimine ve gösteriş yapacak başka bir şeye harcayacak biri ve çok da gülünç biri fakat komik olduğundan değil komik duruma düştüğünden böyle komik Diğer baş karakter de benim gözümde Drol oldu ‍ zavallı köpeğin başına gelmeyen kalmadı Şık ve Madam Potiş yüzünden. Diğer yan karakterleri okurken de hiç sıkılmadım hepsi farklı insan tipinde ve eleştiri niteliğinde karakterler Yazarın kalemine bayılıyorum eski dönemde olup bu kadar güncel ve eğlenceli olması çok keyifli sanki günümüzden biri geçmişteki yazarları taklit ediyor gibi ve bu dehşet iyiii Bana göre Hüseyin Rahmi mizahı kullanarak aslında dış görünüşün ve gösterişin insanı değerli yapmadığını aksine gülünç düşürdüğünü anlatmak istemiş ve batılaşmayı da bir nevi eleştirmiş ki ben bu batılaşma olayına ayağ oluyorum canım yazar ne güzel yazmış kitabı #Şık #HüseyinRahmiGürpınar
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,9bin okunma
Her Sabah Sıfırdan Başlayan Bir Kabus
7/10
·376 syf.··
2026 66. kitabı
Bazı kitaplar vardır; kurgusu sizi içine çeker ama hissettirdiği o yoğun klostrofobik atmosfer yüzünden okurken nefesinizi tuttuğunuzu fark edersiniz. S. J. Watson ’ın Uyuyana Kadar romanı benim için tam olarak böyle bir deneyimdi. Baştan söyleyeyim: Bu kitap herkesin rahatlıkla okuyabileceği, sakin bir gizem hikayesi değil; ciddi anlamda tekinsiz, gerilimli ve yer yer insanı psikolojik olarak çok rahatsız eden bir yapıya sahip. Eklemek İstediğim Önemli Bir Not: Kitabın genelinde beni hikayeden ve karakterlerden ciddi anlamda uzaklaştıran, okuma keyfimi kaçıran bazı detaylar vardı. Özellikle aralara serpiştirilmiş olan ilişki sahneleri bana hem çok gereksiz hem de anlatım tarzı olarak çok vıcık vıcık geldi. Bu sahnelerin hikayeye hiçbir katkısı olmadığı gibi, zaten var olan o tekinsiz ve sapıkça atmosferi iyice katmerlemiş. Açıkçası bu detaylar ve kitabın aşırı doz gerilimli yapısı beni çok huzursuz etti. Benim gibi bu tarz sahnelerden ve aşırı bunaltıcı, rahatsız edici ilişkilerden hoşlanmayan okurlar için kesinlikle tavsiye etmeyeceğim bir kitap hiç olmasın demiyom olsun ama şeyini çıkarmadan. Ne Anlatıyor? Ana karakterimiz Christine, her sabah hiç tanımadığı bir yatakta, tanımadığı bir adamın yanında uyanıyor. Aynaya baktığında ise beklediğinden çok daha yaşlı bir yüzle karşılaşıyor. Yanındaki adam, onun kocası Ben olduğunu ve geçirdiği büyük bir kaza yüzünden her gece uyuduğunda hafızasının sıfırlandığını söylüyor. Christine, her gün hayatını bu yabancı adamdan yeniden öğrenmek zorundadır. Ancak bir gün, doktorunun yönlendirmesiyle gizlice tuttuğu günlüğü bulur ve ilk sayfada kendi el yazısıyla yazılmış o tüyler ürpertici notu görür: "Ben'e güvenme." Bu Kitap Neden Herkese Göre Değil? (Rahatsız Edici Unsurlar) Kitabı okurken bazı okurların (ve benim de yer yer) neden çok
İnceleme
Uyuyana KadarS. J. Watson · Doğan Kitap · 2012849 okunma
[SPOILERLI İNCELEME] Dahice Bir Zaman Oyunu, Kusurlu Bir Final
Puan vermedi
Ödül almış, çok satan listesine girmiş bir gerilim romanının sizi içine çekmesini, her sayfasında daha çok heyecanlandırmasını, öğrendiğiniz her şeyi ve teorilerinizi sorgulatmasını ama en nihayetinde tahmin edemeyeceğiniz kadar imkansız görünen ama mantıkla ilmek ilmek dokunmuş bir sonla bitmesini beklersiniz değil mi? En azından benim Sessiz Hasta'da olduğu gibi gerilim romanlarından beklentim budur. Ancak yaşadığım gerçek deneyime gelirsek... işler pek öyle gitmedi. Kitaba genel hatlarıyla bakacak olursak anlatımı yalın, okunması kolay bir kitap. Bu açıdan kesinlikle başarılı olduğunu belirtmeliyim. Kullanılan kelimeler zorlamıyor veya birkaç yüzyıl önceden fırlamış birinden dinliyormuşuz izlenimi vermiyor. Yorucu ve abartı betimleme yok. Kitabın içeriğinden bahsedecek olursak: İlk başta oldukça sakin ilerledik. Bir adli psikoterapist olan Theo'yu tanıdık. Bize önce Alicia'yı sonra kendini tanıttı. Alicia'ya olan hayranlığından ve onu iyileştirmeye olan takıntısından bahsetti. Bunun için risk alarak bulunduğu işyerinden çıkıp onun bulunduğu -yakın zamanda batması öngörülen- kliniğe girdi. Her şey tamamen takıntısından yaptığı şeyler gibi görünüyordu. Sonrasında ailevi problemleri olduğunu ve bunlar yüzünden psikolojik destek aldığını, hatta mesleğini seçmedeki en büyük etkenin de bu olduğunu öğrendik. Babasından sevgi yerine şiddet görmüş, imkan bulunca kaçmış ve kendi hayatını kurmaya çalışmış bir adam olarak sempatimizi kazanmaya çalıştı. Bir zamanlar uyuşturucu bağımlısı olduğunu keşfettik, hatta tekrar başladığını da. Ardından karısının onu aldattığı gerçeğiyle yüzleşti. Bir yandan Alicia'yı iyileştirmeye çalışıyor diğer yandan karısının ihaneti ile yüzleşmek istemiyor ama kendi gözleriyle görmek için takip ediyordu. Alicia ise suskundu. Son 6 yılın
1000Kitap
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,9bin okunma
Reklam
Reklam