-Hayır, bizden bir şey olmaz. Güçsüz insanlarız biz, sevgili dostum. Vurdumduymazdım, neşeli ve sağlıklı bir şekilde mantık yürütebiliyordum. Manen güçsüz kalır kalmaz hayatın kaba bir sillesini yemem yetti. Sonrası bezginlik... Güçsüzüz biz, zavallı yaratıklarız. Siz de öylesiniz, sevgili dostum. Zekisiniz, cömertsiniz, anneninizin sütünden iyi dürtüler emmişsiniz, ancak hayata adamınızı atar atmaz yorgun ve hasta düşmüşsünüz. Güçsüzüz biz, güçsüz!
-Neden böyle söylüyorsunuz? Hayatının sonuna gelmiş çok az insan benim şuan yaşadığım şeyleri yaşamıştır. Size böbrekleriniz iyi çalışmıyor, kalbinizde büyüme var gibi şeyler söylediklerinde doğal olarak tedaviye başlarsınız. Deli ya da bir suçlu olduğunuzu söylediklerinde ya da kısacası etrafınızdaki insanların ilgisi bir anda üzerinizde yoğunlaşmaya başladığında, bilin ki artık çıkışı olmayan bir kısırdöngünün içine düşmüşsünüz demektir. İçinden çıkmaya çalışsanız da daha fazla kaybolacaksınız. Bu durumda pes edin, zira hiçbir insani çaba sizi bu durumdan kurtaramayacaktır. En azından ben böyle düşünüyorum.