Dedem beni eskiden bir camiye götürmüştü. Namazdan sonra imam Arapça dualar okudu. İmam okurken dedem öyle ağladı, öyle ağladı ki... Dedem ağlayınca, ben de kendimi tutamayıp ağlamıştım. Camiden çıkıp eve giderken, - Arapça biliyor musun da imamın dediklerine ağladın dede? diye sormuştum. - Ne imam Arapça biliyor, ne de ben... demişti. -Öyleyse niye ağladın? - Hiç ağlanmaz olur mu? İmam nasıl okuyordu, duymadın mı? Kimbilir ne acıklı, ne güzel şeyler söylüyordur! Dedem, imamın sesini hatırlayıp yeniden ağlamaya başlamıştı. Benim de gözlerim sulanmıştı. Oysa imam belki de çok sevindirici bir dua okumuştu.
Sayfa 127 - Nesin Yayınevi - 80 Baskı
Ben yalnız hastaları değil, her Müslümanı severim. Hem de çok severim. Onlar da beni severlerdi. Aciz kullarız, duaya çok ihtiyacımız var. Sevgi olursa dua yürekten olur.
Sayfa 160·Kitabı okuyor
Reklam
Merhameti olmayan kalpten korkarım, o yüzden hep duamdır; merhameti olana denk düşelim.
Sayfa 74 - Dokuz Yayınları
Desene işimiz Allah’a kaldı. Allah’a kalmayan iş mi var ?
Allah resulü bir kimsenin keşke dememesini istemişti çünkü keşke aciziyetin ifadesiydi güçlü bir mümin çaresiz ve aciz bir kimse değildi.
Ne yaparsam yapayım, iyi bir bakışım, faydalı bir hareketim, şefkatli isteğim yalnız Türk içindir. Çünkü bizde de başkalarında olduğu kadar, belki, belki değil şüphesiz daha çok avuntuya muhtaç kalpler ve himaye arayan canlar var. Ve bu canlar benim kanımdan, benim ırkımdan ve benim benliğimden oldukları için bence bin kere daha kutsaldırlar.
Alıntı
Reklam
Reklam