Tebaanın (sujet), tabi olan kişiyi belirtmesi tesa- düf değildir, oysa klasik psikolojinin işlevinde özne (sujet) etkin olanı ifade eder. Kökeni açık- ça politik olan bir psikolojinin tüm paradoksunu yaratan, örneğin bu tersine dönmedir: Özne/ tebaa, bir düzene tabi olan, bir efendiye boyun eğen ve aynı zamanda psikolojide, kendi eylem- lerinin kaynağı olarak düşünülen kişidir. Bu, onun bir isnat öznesi olduğu, yani kendi eylemlerini, davranışını, tutumunu üçüncü bir tarafa haklı göstermesi gerektiği anlamına gelir. Ve bu özdeşimin üçüncü terimi olan egoya bakarsak, kendisinin bambaşka yapılarla, bambaşka bir sorunsalla bağlantılı ortaya çıktığını görürüz. Bilhassa on yedinci yüzyıldan itibaren gelişen tam anlamıyla felsefi bir sorunsalla, özneyi bir ego, yani bir hakikat öznesi, bir nesnellik öznesi olarak gösteren bir sorunsalla bağlantılıdır.
Sayfa 104 - Alfa Yayınları, Çev: Murat Erşen, İstanbul, 2021.
"Bu çocuğun, kendi evini ve ailesinin evini yıktığı yetmiyor, şimdi de bizim evimizi yıkmak istiyor.
Bunlar neden misafirliklerini bilmiyorlar?” Bugünlerde de
duyabildiğimiz bu tür laflar ediyordu. Bir gün sonra, Duf adlı asker valisi beni yanına çağırdı. Beni azarlayıp bir
güzelce dövdü ama ağlamadım.
Sayfa 23 - Eve varınca babam “Allah rızkımızı verir,”
deyip beni cesaretlendirmek istedi. Babam adeta bir sabır
ve umut timsalidir.
Hilmi'ye göre Mustafa Kemal'in Kürdistan'a gelmesi tesa-düf eseri değildir, zira Osmanlı sahasında sinmeyen tek yer Kürdistan'dır. Bunu iyi bilen M. Kemal soluğu Kürdistan'da almıştır. Öyle ki burada bazı Osmanlı yetkilileri tarafından gözaltına alınmak istenince de kurtarıcısı yine Kürtler ol-muştur. Kaldı ki Erzurum merkezli Kürdistan'da kurulmuş olan "Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" nin asıl ismi "Kürdistan Müdafa-i Milliye-i Hukuk Cemiyeti"dir ve Azadî'nin (Kürdistan İstiklal Komitesi) temellerini de bu cemiyet oluşturmuştur. "