Zamanı bölecek şeyleri tutumla harcamalı. Saç fırçama bakıyorum ve arasına takılmış saçlarımı görüyorum. Aldım ayıklamaya başladım. Benim doksan yaşındaki zayıf ince saçlarım. Birer birer dökülüyorlar. Vakit, diye mırıldandım, zaman dedikleri şey, dökülür.
Çok eskiden, tarih kadar eski bir zamanda, bir yerlerde öyle büyük bir boşluk açılmıştı ki, kaybını kaldıramayacaklarımın varlığına da tahammül edemez olmuştum.
Adımı seslenir sesin. Sesinde Büyükada'da bir gündoğumu... Bana bakıp büyülendiğini söylersin. Dilek ağaçlarından sen dilerim. Mutluluk dilerim. Sen gidersin. Mutluluk hep güzel bir yalan olarak kalır kendime söylediğim...