sed dum abest quod avemus, id exsuperare videtur, caetera; post aliud, cuum contigit illud, avemus; et sitis aequa tenet vitai semper hiantes.
*ne değerli oluyor elde edemediklerimiz
bir kere de elde ettik mi,
başka şeye yöneliyor tutku
dinmez, onulmaz bir susuzlukla bağlıyız yaşama.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Boş ver artık sörf yapmayı. Bak ne güzel deniz. Çarşaf gibi. Dal, sırt üstü uzan. Dipte git. Tadını çıkar.
Gerekirse Kendi dalgamızı bile oluşturmayı öğrenebiliriz.
Işte ruh eşi dediğin şey o sesin sahibidir. Yol Arkadaşınızdır. Deniz düm düz olsa bile arada bir dalganın saklı olduğunu her zaman size hatırlatacak kişidir.
Yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından
bir deniz çarpması gibi çoğalta çoğalta geçen
geçtiği yeri
yavaş yavaş çıktım içim den. Dokundum
yavaş yavaş acıya, kuvarsa, şiire
yavaş yavaş tarttım suyu, anladım nedir ağırlık
kokular
coğrafya.
Eğildim sonra gövdeyi tanıdım ve düzenini
gördüm sessizliğin düm düzlüğünü
gördüm yinelemedi gördüğüm hiçbir şey
böyle yavaş yavaş geçtim insandan insana
insanlaştırdım yavaş yavaş dışımı
böyle karıştım kalabalıklara
kalabalıklaştım böylece.
Bayezid-i Bistamî, "Yolun başındayken dört şeyi yanlış biliyor-dum, sonunda doğrusunu öğrendim" der:
1. Yolun başında ben Hakk'a talibim zannederdim, sonunda anladım ki Hak bana talipmiş.
2. Yolun başında ben Hakk'ı zikrediyorum zannederdim, so-nunda anladım ki Hak beni zikrediyormuş.
3. Yolun başında benim için iyi olanı seçen yine benim zanne-derdim, sonunda anladım ki ben hep kötü olanı seçmişim, her defasında benim için iyi olanı seçen O'ymuş.
4. Yolun başında Hakk'a vâsıl olmayı isterdim, sonunda anla-dım ki daha yolun başındayken ben Hakk'a vâsıl imişim.
Göklerde kartal gibiydim, kanatlarımdan vuruldum;
Mor çiçekli dal gibiydim,
bahar vaktinde kırıldım
Yar olmadı bana devir,
Her günün bir başka zehir;
Hapishanelerde demir
Parmaklıklara sarıldım
Coskun dum pınarlar gibi, sarhoştum rüzgârlar gibi;
ihtiyar çınar lar gibi
Bir Gün içinde devrildim.
Ekmegim bahtın katı,
Baktım düşmanımdan kötü;
Böyle kepaze hayatı
Sürüklemekten yoruldum.
Kimseye soramadım,
Doyunca sarmadığım,
Görmesem duramadım
Nazlı yarimimden ayrıldım…