...
Şimdi şiir bence senin yüzündür,
Şimdi benim tahtım senin dizindir,
Sevgilim, saadet ikimizindir,
Göklerden gelen bir yadigâr gibi.
Sözün şiirlerin mükemmelidir,
Senden başkasını seven delidir,
Yüzün çiçeklerin en güzelidir.
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi.
...
Ah Feride, ah Çalıkuşu ne çok isterdim seninle karşılıklı oturup bir çay içip sohbet edebilmeyi... 100 senede hiçbir şeyin değişmediğini, yine benzer dertlerine bir sürü ortak bulabileceğini sana anlatmayı..
Roman boyunca Feride ile ağladım , Feride ile güldüm, Feride ile haksızlığa uğradım, Feride ile hayal kırıklığı yaşadım.. Feride ile diyar diyar gezdim, gurbetin kokusunu tekrar içime çektim...belki de asıl gurbetin “insanın kendi içinde” olduğunu gördüm ...
Eminim bir çok kişi Feride’nin hikayesinde kendi hikayesinden izlere rastlayacaktır.
Şöyle diyor Metin Savaş: “Vatana hizmet aşkıyla yanıp tutuşan ve bu uğurda İstanbul’da kalmayı reddedip Anadolu’nun gariban çocuklarını eğitmeyi tercih eden idealist genç öğretmenimiz Çalıkuşu Feride, esasen Dişi Atatürk’tür. “
Ah Feride hikayenle, okurken en iyi arkadaşım oldun sanki.. sanki beni en iyi sen anlarmışsın gibi.. sanırım bu kadar çabuk tükettiğim için kendime kızacağım bu kitabı
Geç kaldığım bir eser...
Kitapta Üstâdın çocukluğundan, eğitiminden, ailesinden, eşinden ve benim annemde babamda O'dur dediği efendisi Abdülhakim Arvasi Hazretleri ile tanışmasından, ondan ne derece etkilendiğinden, hayatına nasıl bir yön verdiğinden bahsediyor. Ben okurken fazlasıyla etkilendim ve ürperdim. Çokca istifafe edeceğiniz, mânen bereketli bir kitap.. Şimdiden keyifli okumalar..