Liseden beri arkadaşlıkları devam eden 3 arkadaş.
Selim, grubun mantıklı, çalışkan ve sakin çocuğu, aynı zamanda anlatıcı. Kenan zeki, cesur, uçlarda yaşayan bir çapkın. Nedim ise grubun kalanına maddi imkanlar oladak denk değil ve diğer iki arkadaş hep destek oluyor ayrıca dişe dokunur pek bir özelliği yok, dostluğundan başka.
Kenan bir gün uçuk kaçık fikirlerini gerçekleştirirken ölümle burun buruna geliyor ve bu dünyada bir iz bırakma fikrine saplanıyor. İşlenmiş cinayetlerin olay yeri fotoğraflarını stüdyo ortamında yeniden çekme fikrine bu üç kafadar bir rakı masasında karar veriyor.
Selim grubun mantıklısı ve en başından beri uzak durmak istiyor. Fikir Nedimden çıktı, Kenan zaten anında bayıldı.
Roman Beyoğlu’nda sokak sokak, bina bina bir fihrist adeta. Bu açıdan harika bir rehber. Oturup baştan sona tüm lokantaların, sokakların ve binaların listesini çıkarasım geldi. Belki yapılmıştır ya da ben bir gün yaparım.
Benim okuduğum ilk Ahmet Ümit kitabı ve maalesef beğenmedim. Yazım dili biraz tekrara düşüyor ve hiç işimize yaramayacak bazı yan hikayeler ile vakit kaybediyoruz. Ama beğenmeme sebebim bu değil.
Tek nedeni sonu. Aslında hikayenin akışı, sizi soruşturmanın içine çekişi, bağlantılar vesaire oldukça başarılı kurgulanmıştı. Ama katil… Katili son dakika bence kendisi de bulamamış ve böyle bir son yazıvermiş. Ben böyle hissettim çünkü o kadar anlamsız ki. Katilin motivasyonu çok havada. Hatta yok. Neden o katil olsun ki?
Açıkçası kitabı bitirince kaybettiğim zamana üzüldüm… Bir polisiye romanda yazım, işleyiş ve diğer her şey güzel olsa da sonu sizi tatmin etmeyince bütün hikaye sihrini kaybediyor bence.