'Cause all of the small things that you doAre what remind me why I fell for youAnd when we're apart and I'm missing youI close my eyes and all I see is you
"Bizi yöneten kanunlar, insanlar arasında hiç kimsenin, hiçbir zaman yalnız olamayacağını söyler. Çünkü yalnızlık, bütün kötülüklerin kökeni ve günahların en büyüğüdür."
selamlar, uzun zamandır kitap incelemesi yazmadım o yüzden heyecanlıyım açıkçası
Öncelikle kitabın ismi üzerinde biraz durmak istiyorum. Bu zamana kadar "ego" kelimesi hep kibir ve küstahlık gibi öğretildi. O yüzden ego kelimesini duyunca ister istemez bir antipati besliyoruz. Ancak kelimenin esas anlamına baktığımızda "ego" kişinin benliğini oluşturan temel öge anlamına geliyor. Kitabın konusu da benlik ile alakalı:
Kitabımız bir distopyada geçiyor. Bu yönüyle de kitap, kendisinden sonra gelen 1984, Biz, Fahrenheit 451 gibi distopik kurguların da fikir atası olarak kabul ediliyor.
konu (spoilersız)
Ana karakterimiz, benlik kavramının yok edildiği ve tüm insanların kolektif düzende örgütlendiği bir dünyada yaşıyor. Bu dünyada insanlar doğdukları andan itibaren devlet tarafından yetiştirilip ve yine devlet tarafından hangi işi yapmaya uygun oldukları düşünülüyorsa o işte çalıştırılıyorlar. İnsanların bir bütünün parçası olabilmeleri için onlara benlikleri unutturuluyor bu yüzden "BEN" kelimesinin ne demek olduğunu bile bilemez hale geliyorlar. Ayrıca insanların isimleri yok, devlet tarafından kendilerine atanan bir kod var ve birbirlerini bu kod ile çağırıyorlar.
Sistemin içindeki herkesin aksine ana karakterimiz düşünüyor ve sistemi sorguluyor. Ve bu merakını da bir lanet olarak nitelendiriyor. Ancak bu sorgulamayı yaparken bile hala benliğinin tam olarak farkında olmadığı için düşünürken bile 'BEN' yerine 'BİZ' kelimesini kullanıyor.
Tabii bu sistemin içinde farklı biri olması ve bunun fark edilmesi sonucunda karakterimizin başına bir takım olaylar geliyor ve hikaye bu şekilde