İşte güzel kızlarım, İtalya'nın bu 150. doğum gününde yüreğimin ta derinlerinde yeşeren bir arzum var. O da genç kadın ve erkeklerden oluşan, Avrupai bir bakış açısıyla yetişmiş olan, siyasi diyalektiği mahvetmiş olan ve yirmi i yıldan yıldan bu yana Bay B.ye karşı çığrından çıkmış olan mafyavari aileyi kayırma ve Pavlov mekanizmasını örtbas edebilecek bir politikacılar sınıfının doğuşunu görmek istiyorum. Hâlâ pek çok kişinin göklere çıkardığı üzere, bir davranışın arı ve duru oluşunu garanti eden siyasi imzalar değildir; bu ancak bireyin kendi vicdanı ile ilişkisiyle ortaya çıkabilir. Ülkemizin Külkedisi ya da bir öpücükle uyandırılacak Uyuyan Prenses'i, vicdandır. Ortak hayrımız adına yapılacak hareketlere izin verecek olan odur. Vicdan ölçülmez, rengi yoktur, kendini ortalıkta sergilemez, ne demagojik ne popülisttir ama belki de bireysel vicdanın uyanışı insanın kendi görevini böylesi doğru olduğu için doğru dürüst yapması- rotayı değiştirmek için izlenmesi gereken yolu açacaktır
Sayfa 56·Kitabı okuyor
Ben, buzulların soğukluğundan çıkıp gelmiştim, o ağustos sıcaklığıyla oradaydı: durgun yabanıllığıyla bakıyordu. Birbirimizi nasıl tanıyabildiğimizi kimse bilemeyecek, ben bunu, onun soğuk, duru, durgun bakışıyla orayı terk etmesinden biliyorum: beni tanımasa, ben ordayken orayı niçin terk etsindi ki!
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Yaradılışımız gereği hepimiz tertemiz geldik bu dünyaya. Bir kar tanesi gibi, tek, eşsiz, bembeyaz. Hayata ilk geldiğimizde üzerimizde hiçbir leke yoktu. Zaman ilerledikçe bazıları üzerimize basıp geçti, o bembeyaz kar gibi olan bizlerin üzerinde kirli bir iz bıraktı. Beyaz kalmak bizim elimizde, kimsenin bizi kirletmesine ve özümüzü bulandırmasına izin vermememiz gerekiyor. Bir gün bir kar tanesi gibi eriyip gideceğiz elbette. Ama o vakit geldiğinde bile özümüzü koruyarak, geldiğimiz gibi duru ve saf gitmeliyiz bu dünyadan.”
Sayfa 101·Kitabı okuyacak
Çuval giyse bile duru gibi olur ^^
"Ece, o elbiseyi giymeden gelirsen çuval giydiririm sana kızım." Bir de inattı işte. Hadi gel de giyme bunu. Acaba çuval daha mı iyi olurdu? Annemi tanıyordum. Daha önce kaç defa bu yollarla kaçırdığımı söyleyecek, beni affetmeyeceğiyle ilgili tiratlar atacak...
Kalıcı tüm zevklerin, yüce ve duru sevinçlerin kibir uğruna harcandığı bir hayattır bu. Kendini özgür biri gibi göstermenin kibri; barları kahkahalarla ve şamatayla doldurmanın, sünger gibi içmenin, eve sabah ikisinde gelmenin, ertesi gün tıpkı bizim gibi kasım kasım yürüyen başka erkeklerin kolunda göreceğimiz kadınlarla dört bir yanda gözükmeye çalışmanın kibri.
Sayfa 128·Kitabı okuyor
Varyozu atıp kıbleye karşı diz üstü çöktüm. Allah'a şükrettim. Sonra başımı eğip suya yüzümü tuttum. Buz gibiydi. Küçük, duru, sevimli, bir cılga su. Zorlansa övendire kalınlığına varacak. Bir zaman öyle kalmışım, gözyaşlarım suya karışıvermiş. Ardından abdest alıp iki rekât namaz kıldım. Cenab-ı Hak içimdeki düğümü çözmüş, ufkumu açmıştı işte. Bundan gerisi kolay.
Sayfa 78·Kitabı okuyor