Bailey’s
Puan vermedi·216 syf.··
2026 2. kitabı
“ Çünkü kim olursan ol, bana dönüşeceksin. Bittiğin an başlayacağım. Benimle savaşma. Çünkü kazanırsan kaybedersin.” Bana göre kitap “iyi” bir kitap olmaya çalışmıyor, dürüst olmaya çalışıyor. O yüzden etkisi geçmiyor. Bazı satırların altını çizmedim çünkü çizmek yetmezdi. Direkt insanın zihnine yerleşiyor zaten. Bazı insanlar yaşar, bazıları sadece kendi içlerinde çürür.
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
7/10
·80 syf.··
2026 7. kitabı
Birhan Keskin 'in okuduğum ilk kitabı Y'ol . Dürüst olayım, başta şiirleri yoğun bulsam da, alışmam, kitaba ısınmam çok zaman almadı. Sahici,abartısız, Birhan Keskin 'in, ne hissettiyse onu ortaya koyduğu bir kitap. Soğuk Kazı 'ya göre daha bütünlüklü ve akıcı. Bazı şiirlerdeki imgeler ve o kendine özgü keskin dili gerçekten güzel. Okurken "bu çok iyiydi" dedirten parçalar var. Tanışma için iyi bir kitaptı diyebilirim.
1000Kitap
Y'olBirhan Keskin · Metis Yayınları · 20207,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·440 syf.·
2026 3. kitabı
Samuel Noah Kramer’in "Sümerler" kitabını elime aldığımda, dürüst olmak gerekirse bu kadar sarsılacağımı beklemiyordum. Genelde bu tarz akademik eserler, insanı tarihler ve krallar listesiyle boğar. Ama Kramer başka bir şey yapmış; o, sanki 5000 yıl öncesinin mahalle kahvesine gidip oradaki insanlarla dertleşmiş gibi anlatıyor. Kitabı okurken kendimi sürekli şunu düşünürken buldum: "Yahu, aradan binlerce yıl geçmiş ama biz hala aynıyız." Bir okul çocuğunun kâtip olma yolunda yediği dayaktan şikayet etmesi ya da bir babanın oğluna "Neden serserilik ediyorsun, oku da adam ol" minvalindeki azarları... Bunlar bize çok tanıdık değil mi? Kramer'in en büyük başarısı, Sümerleri sadece "icat çıkaran bir halk" olmaktan çıkarıp, onları kanlı canlı, hırslı, korkak, dindar ve adalete aşık insanlar olarak resmetmesi. Kitapta geçen o "ilkler" (ilk meclis, ilk kanunlar, ilk vergi indirimi) sadece birer veri değil; o günkü insanın toplum olma sancısının kanıtları. Mezopotamya’nın o balçıklı toprağında kurulan medeniyetin, bugünkü dijital dünyamızın temel yazılımı olduğunu görmek insanı hem mütevazılaştırıyor hem de bir parça ürkütüyor. Eğer tarih sizin için sadece geçmişte kalmış tozlu bir yığın değilse, aksine "bugün kimiz?" sorusunun cevabıysa, bu kitap tam bir başucu eseri. Makine dilinden uzak, her satırında kâşif bir ruhun heyecanını taşıyan bu metin, size sadece Sümerleri değil, insanın değişmez özünü anlatıyor. Okurken Dicle’nin suyunun sesini ve o kil tabletlerin sertliğini parmaklarınızda hissedeceksiniz. Bu bir kitap değil, insanlığın çocukluk albümü.
SümerlerSamuel Noah Kramer · Alfa Yayınları · 0196 okunma
10/10
·540 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 21:26
Bu kitap aslında klasik bir “günlük”ten biraz daha ağır. Çünkü Sylvia Plath sadece gününü anlatmıyor; kendini didik didik ediyor. Yani okurken olaylardan çok bir zihnin içine giriyorsun. Ve o zihin… oldukça yoğun, bazen yorucu, bazen de rahatsız edici derecede dürüst. İlk bakışta, bir genç kadının hayatını, aşklarını, okulunu ve yazarlık hayallerini anlattığını sanabilirsiniz. Ama kitap, yüzeydeki olaylardan çok, zihnin derinliklerine iniyor. Plath burada kendisiyle tamamen yüzleşiyor. Ve o yüzleşme öyle bir yüzleşme ki, bazen okuyanı rahatsız ediyor, bazen hayran bırakıyor. Kitap, Plath’ın gençlik yıllarından başlayarak hayatının farklı dönemlerini kapsıyor. Üniversite yılları, yazarlık hevesi, aşkları, kırılmaları, kendine duyduğu güvensizlik… Hepsi var. Ama bunlar “şu oldu, sonra bu oldu” şeklinde değil. Daha çok “ben neden böyle hissediyorum” üzerinden ilerliyor. Bu yüzden klasik bir hikâye akışı beklemek pek mantıklı değil. Plath’ın en belirgin tarafı şu: Kendisiyle asla nazik değil. Sürekli kendini eleştiriyor. Yetersiz buluyor. Bazen yazdıklarını beğenmiyor, bazen dış görünüşünü, bazen de kişiliğini. Hatta bazı yerlerde, kendine karşı acımasız denecek kadar sert. Bu durum bir noktadan sonra insanı ikiye bölüyor; bir yandan “bu kadar da yüklenilmez kendine” diyorsun, diğer yandan o dürüstlüğe saygı duyuyorsun. Aşk konusuna geldiğinde de durum çok farklı değil. Seviyor ama rahat sevmiyor. Hep bir kaybetme korkusu, yetememe hissi, karşı tarafın gözünde küçülme endişesi var. Özellikle ilişkilerinde kendini sürekli tartan, ölçen, yeterli olup olmadığını sorgulayan bir tarafı var. Bu da okurken biraz iç sıkıyor açıkçası. Yazarlık meselesi ise kitabın omurgası gibi. Plath için yazmak sadece bir uğraş değil, var olma biçimi. Ama işin ironik tarafı, en çok da burada
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi · 20141,677 okunma
Zeki olan güçlenir, güclü olan kazanır.
10/10
·622 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Dürüst olmak gerekirse bu kitapta okuduğum çoğu kişiden nefret etme aşamasına geldim ama bir yandan da saygı duydum diyebilirim. İnsanları okumayı başarmış, onları nasıl yönlendirebileceğini anlamış olan kişilerin nasıl yükseldiğini ve güçlerine güç kattığını görüyoruz. Sadece altındaki değil üstündeki kişileri bile yönlendiren kişileri okuyorsunuz. Güç hırsı insana kaybettirir derler ama hırsını amaç değil araç olarak kullananların başardığını gösteriyor bu kitap bize. Etik anlayışınızı sorgulatır ama aynı zamanda "vay be, harbiden adam yaptı" dedirtir. Kitabı bayılarak okudum. Okuduklarımı hayatımda uygular mıyım, bilem. Lakin uygulayanların başardığını, bu dünyada fazla iyi niyetli olanların çoğunlukla yerinde sayacağı ya da daha da düşeceğini bize apaçık gösteriyor. Ama asıl söylemek istediğim şey şu: Güç için kötü olmak doğru değil ama hakkını kimseye yedirmemek, insanı kötü biri yapmaz. Bu kitabı uygulamak için değil, korunmak için okumak gerek diye düşünüyorum. İyi ol ama sınırların olsun. Saygılı ol ama ezilen olma. Güçlü ol ama vicdansız olma.
Edebiyat
İktidar - Güç Sahibi Olmanın 48 YasasıRobert Greene · Altın Kitaplar · 20233,626 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
UYARI: Bu kitaptaki şiirleri okurken kendi ruhunun enkazını kaldırıyorsun. Şair, kelimelerle önce canını acıtıyor, sonra o acıyla nasıl dans edeceğini öğretiyor. Tıpkı hayat gibi… Ve ekliyor: “İnsan, çektiği derde bile âşık …” Karanfiller solar, evet. Ama sadece çiçekler değil; hayallerimiz, direncimiz, bazen de en çok sevdiğimiz insanlar solar. Kitap boyunca o solma hissini yaşıyorsun… Boğazın düğümleniyor, gözlerin doluyor. Ama bırakamıyorsun. Kısacası “Karanfiller de Solar”, hem zehir hem panzehir. Bu hissi bilenler zaten anladı… Ve en güzel kısmı: Şair bu şiirleri yapay zekâ ile şarkıya dönüştürüyor. Bir noktadan sonra okumuyorsun… Dinliyorsun. Hissediyorsun. İçine işliyor. Bir akşam dene: Işıkları kıs, bir şiir aç… ve bırak içine aksın. Daha fazlası için: ugurunver.com.tr Merak mı ediyorsun? Et bence. • Bu kitap seni üzecek mi? Evet, ama güzel üzecek.
Karanfiller de SolarUğur Ünver · Karina Yayınevi · 202614 okunma