Kalu bela Semra Çavuşoğlu yazdı..
okuryazarkitaplar.com/kalu-bela Bir gün, adını hiç bilmediğim bir yere getirildim. Gariptir ki nereden getirildiğimi hiç hatırlamıyorum. Ama öyle güzel bir yermiş demek ki geldiğimde çok ağlamışım. Ne gökyüzü tam gökyüzüydü ne de toprak bildiğim toprak. Adı Dünya imiş. Sanki dünya ile düş arasında unutulmuş bir eşikte durmuştum. İlk zamanlar orayı sevdim, çünkü her şey güzeldi; rüzgâr çiçeklerin arasından geçerken ince bir ney sesi çıkarıyor, güneş yaprakların üzerine altın renkli dualar bırakıyordu. Uzaklarda gümüş renkli tepeler uzanıyor, akşamları gökyüzü mor ve turuncunun birbirine karıştığı kutsal bir denize dönüşüyordu. Her sabah uyandığımda yeni bir mucize görüyordum.
Diyelim ki sınamışsın uzaklığın ihanetini. Seslere çarpmış sesi, ama ulaşmamış hiçbir yere nefesin. Diyelim ki sana çıldırmak yasak, sana ağlamak yasak, yarın yasak, düş yasak. Çünkü sen bana yasak...! Yılmaz ODABAŞI
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
körsem, senden gayrısına yoksam, bozuksam, can benim, düş benim ellere nesi? Hasretinden Prangalar Eskittim
Edebiyat
Komiğime giden bir durum var. Kıllı olmak maskülenlikse kadınlarda neden kıl çıkıyor? Demek ki tamamen kılsızlık insanın tabiatına aykırı. Tamamen kılsızlık da estetik olarak kadınlara feminenlik adı altında yedirilmiş. İnsan gibi bir hayvanın medenileşmeyi, güzelliği tamamen yeni doğmuş bebeklerin genelde kılsız olması gibi tüm yaş gruplarında da aynı beklentide olmaya çalışması komedi. İnsanlığın kafa açısından gelişmesi gerekirken medeniyet sözde içinde olup yeni bir ilkel insan profili çıkarması trajikomik. Bir de biraz kıllı olmayı pis ve bakımsızlık olarak nitelendiren bir kesim var. Bilimden bihaber yaşayan bu maymunlar topluluğu kılların vücut ısısını koruduğu ve en önemlisi bariyer olduğunu bilmiyor. Kol kıllarını ağdayla alan bazı insanlarda enfeksiyon bile olabilir. Öte yandan kıllar asla bitmiyor çoğu insanda. Tüm vücudunu aldırmak için insanlar lazere gidiyor ve maddi durumu yetmeyenler gidemiyorlar. Tüm vücudunu lazerle yaktırıyorlar. Öyle birkaç bölge de değil çoğu zaman ve buna bir sürü seans para veren insanlar var. Kıllar pis değil. Sen yıkanmıyor veya ağır koku yayıyor olabilirsin. Bu ter bezleriyle de ilgili. Ter bezlerinin beslenmeyle ve hormonlarla, genetikle de ilgisi olabilir. Bazı kişilerde ter bezleri çok aktiftir ve temiz olsa bile yine korkarlar. Siz de hiç duş almamış diye düşünebilirsiz. Tamamen kılsız olup bunu dışarıya dayatma isteği özenti, takıntı ve aptallıktır. Her insan başkasının, toplumların bu hastalıklı zihniyetlerini alkışlayıp yapacak değil. Öte yandan tamamen kılları salalım da demiyorum. Bu da yanlış. Sadece tamamen kılsız olma takıntısının kötü olduğunu veya bazen de kıllı olabileceğimizi ifade ediyorum.
1000Kitap
Sakince
Sevda bilmeyene hayal düş gelir...
Aşk
Evrensel bir derinlik çekiyor beni kendisine Sessiz uçurumların kıyısında, düş oluyorum. Böğürtlen Öpücüğü
Şiir