Zaten her düş yalan söyler..
Sayfa 142·Kitabı okuyor
Reklam
"common whore of mankind"
Timon of Athens"in konusu çok yalındır: Akıllara sığmaz bir görkem içinde yaşayan, zenginler zengini Timon, savurganlığının doğal bir sonucu olarak servetini yitirir. Çevresini sarıp, onun sırtından geçinen dalkavuklar, bunun üzerıne Timon'a sırt çevirirler Korkunç bir düş kırıklığı duyan, aşırı bir iyimserlikten ve sevgiden aşırı bir kötümserliğe ve kine kapılan Timon da, yalnız nankör dostlarına değil, tüm insanlara düşman kesilir. Doğup büyüdüğü Atina kentine bir daha ayak basmamaya, insan yüzü görmemeye karar verır. Yaralı bir hayvan gibi, ıssız bir deniz kıyısında, bir mağaraya sığınır. Ama ne gariptir ki, varlıklı olmak onun alınyazısıdır bir bakıma. Çünkü Timon açlığını gidermek için toprağı kazıp bir kök ararken, yığınla altın bulur. Şimdi istese, eski yaşantısına dönebilir, boşuna sevdiği o eski dalkavuklarını ya da yenilerini gene çevresinde toplayabilir. Ne var ki, Timon onulmaz bir kin içindedir artık. "common whore of mankind" (İnsanların ortak orospusu) saydığı altını, bunu ancak kötü amaçlarla kullanabileceklere, örneğin frengili fahişelere ya da adam öldüren eşkıyalara verir.
dam / gece / yıldız / düş
Çoğu sarkık pancurlu harap evleri ile Sefahat barındıran eski bir mahallede, Zalim güneşin kente, damlara, tarlalara, Ok gibi ışınları vururken buğdaylara, Bir tek ben düşsel kılıç talimi için varım, Her köşede bir uyak rastlantısı koklarım, Kaldırımdaymış gibi uyup kelimelere, Çarparak uzun zaman düşlenmiş dizelere.
Sayfa 61 - Ayrıntı Yayınları 2.Basım 2018 Fransızcadan Çeviren Ahmet Necdet - PDF·Kitabı okuyor
Alıntı
Beni şu anda üzen özlem ne benden ne de hatırladığım geçmişten degıl, görmeyen gözlerin arkasında içimde yaşayan benden kaynaklanıyor, Bu andan başka kimse tanımıyor beni, belleğim hiçbir şey hatırlamıyor, sanırım şu anda kimim ve geçmişte kim olduğum birbirinin karşıtı iki düş.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Güzel Tespit
Gençliğinin öykü ve hayallerinin önlerine nasıl harikalar serdiğini bilen çok fazla insan yoktur. Çünkü çocukken dinler ve düş kurarız, düşünür ama tam bir fikir oluşturamayız. Yetişkin bir insan olduğumuzda o düşleri, hayalleri anımsamaya çalışırız, ama hayatın zehriyle körleşmiş, yavan biri olup çıkmışızdır artık. Bazılarımız ise büyülü tepeler ve bahçeler, güneşte çağlayan çeşmeler, mırıldayan denizlere yükseklerden bakan altın rengi uçurumlar, bronzdan ve taştan uykulu kentlere doğru uzanan ovalar, sık ağaçlı ormanların kıyısında haşeyle örtülmüş beyaz atlara binen kahramanlardan oluşan gölge gibi insanların tuhaf hayalleriyle gecenin ortasında uyanıveririz. O zaman, akıllı ve mutsuz olmamızdan önce bizim olan harikalar dünyasının fildişi kapısından geriye göz atmış olduğumuzu anlarız.
Sayfa 166 - Alfa Yayıncılık·Kitabı okudu
Reklam
Reklam