planladığım hayat bu değildi. ama hayat zaten genel olarak planların tıkır tıkır işlediği bir şetaret fabrikası sayılmaz, değil mi? si planınızı yaparken, o da kendininkini yapar.nihayetinde kazanan hayat, kaybeden siz olursunuz.
kul kurar, felek güler derler. hayatla felek sıkı dosttur, birlik olup sizi düşman bellerler. ama ben böyle netameli şeylere üzülmekten vazgeçeli çok olmuştu.
hayallerimin yasını tutmayı bırakalı, eskiden nasıl biri olduğumu unutalı da… yıllar evvelki halimle karşılaşsak, muhtemelen birbirimizi tanımazdık.
ya da o benim gibi birine dönüşmüş olmaktan utanç duyardı; ben de tek kaşımı kaldırıp onu küçümserdim.
İşte birinden soğuma dediğimiz şey hep böyle başlar. Birinin karakterinde önce bazı hatalar görürüz, sonra farkına bile varmadan alttan alta uzaklaşırız, ardından birden onu karşımıza aldığımızı, hatta düşman olduğumuzu anlarız.
Terapideki dördüncü yılının başında bir rüyadan bahsetti. “Dün gece bir rüya gördüm” dedi. “Başka bir gezegendeydim. Halkım uzaylı bir ırkla savaş halindeydi. Uzun bir süre savaşı kimin kazanacağı belli değildi. Ama ben hem saldırı hem savunma amacıyla kullanılacak harika bir makine geliştirmiştim. Çok büyük ve karışıktı.
Pek çok farklı silah sistemine sahipti. Suyun altında torpido atabiliyor,
çok uzak mesafelere roket gönderebiliyor, kimyasal silahlar kullanabiliyor ve başka pek çok şey yapabiliyordu. Makinem sayesinde savaşı kazanabileceğimizi biliyorduk. Makinenin yapımını bitirmiştim, son ayarlarını yaparken içeri bir adam girdi. Bir uzaylıydı. Düşman ırktan biri. Makinemi imha etmek için geldiğini biliyordum. Ama korkmadım. Kendime güveniyordum. Çok vaktim vardı. Onunla sevişebilir ve daha sonra o makineye henüz ulaşamadan ondan kurtulabilirdim. Laboratuarımın bir köşesinde bir divan vardı.
Divana uzanıp sevişmeye başladık. Aniden divandan fırladı ve makineye doğru koşmaya başladı. Makineye ulaşıp uzaylıyı öldürecek olan savunma sistemini aktif hale getirdim. Ama makine çalışmadı.
Daha önce test edecek fırsatım olmamıştı. Çılgınca düğmelere bastım,
kolları aşağı yukarı kaldırdım. Uyandığımda benim mi uzaylının mı başarılı olacağı belli değildi.” Bu rüyayı yorumladığımda Charlene çok sinirlendi.“Uyandığında ne hissettin?” diye sordum.
“Kızgınlık. Kızgındım.” “En çok neye kızgındın?” “Adamın beni kandırmasına. Benimle sevişmek ister gibiydi. Beni önemsediğini sandım. Ama aniden makineme saldırdı. Beni önemsiyormuş gibi davranıyordu ama başından beri makinenin peşindeydi. Beni kandırdı. Beni kullandı.” “Ama sen de onu kullanıyor ve aldatıyordun.” “Ne demek istiyorsun?” “Daha baştan makinenin peşinde olduğunu biliyordun. O halde niye bu kadar bozuldun? Onu yatağa
“Arzu ederseniz hepiniz gidebilirsiniz. O takdirde asker Mustafa Kemal mavzerini [bir tüfek tipi] eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline bayrağını alır, Elmadağı’na çıkar, orada tek kurşunu kalıncaya kadar vatanı müdafaa eder. Kurşunlarım bitince bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunlarıyla temiz kanımı kutsal bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. Ben, buna ant içtim!”
Sayfa 109 - Mustafa Kemal Atatürk, Masa Kitap 1. Baskı·Kitabı okuyor
Vücudunu Bir Kurşunun Soğuttuğu Çocuk Katillerinden Devlet Olabilir mi?
Yer Filistin
Bir baba diyor ki;
Çocuğum sabah kucağımda gülümsüyor ve sıcaktı
Akşam çocuğumu kucağıma aldığımda çocuğumun vücudunu bir kurşun soğutmuştu.
Bir çocuğun vücudunu bir kurşunun soğuttuğu bir coğrafyada terörist bir yapı var. Böyle devlet olur mu?
Orman kanunlarının gün geçtikçe kabul gördüğü bir dünya da yaşama ve tüm paydaşlarına bu zulmü reva görenlere yaşam hakkı desteği verilebilir mi?
Sizler bu soykırımcı yayılmacı tehdidi ortadan kaldırmak yerine barış adı altında aklama yapsanız ne olur? Ortadoğu da ki terörün tümü sizin eseriniz değil mi?
Yeryüzünde bundan daha büyük bir utanç olabilir mi?
Bu soyguncu soykırımcı yayılmacı, barbar yapıyı koruyan batılı ve dünyanın tüm devletleri ve haçlı batı eserinizden gurur duyarak insanlık adına hiç utanıyor musunuz? Her damla kan sizin için kaç milyar varil petrol ediyor?
Meşruiyetini kaybeden birleşmiş milletler silah düşman ve savaş üretenleri korumak dışında mutabık kaldığımız bir konu var mı? Birleşmiş milletler soykırıma seyirci kalmak dışında hangi konuda birleşmiş?
Hala doğal kaynak hırsızlığı, bir başka toplumunun haklarına çökmek için alavere dalavere yapmayı devlet yönetmek ve temsil mi sayıyorsunuz?
Bakü Ceyhan boru hattından bu soykırımcı yapıya petrol, gıda vb mal tedariği yapanlar soykırım yapma gücü verenler sizlerde bu kanın ortaklarısınız. Filistin ve Gazze siyaseti ile insanları boşu boşuna aldatmayın. Tümünüz bu vahşiliğe seyirci bu yapıyla ticaret yaptığınız için bu yapının iflahını kesmediğiniz için soykırım suçunun ortağınız.
Önder Karaçay