Eğer ben karşınıza huysuz, suratsız, kötü düşünceler besleyerek, öfkeler ve kıskançlıklar içinde, şaşkın halimle gelseydim ne olurdu? Bana olan sevginizden eser kalır mıydı? Ben aynı zamanda işte tam böyle biriydim. Bu aslında beni sevmediğiniz, sadece size benmişim gibi gösterdiğim o çocuğu sevmiş olduğunuz anlamına gelmez mi? Terbiyeli, güvenilir her şeyi gözünüzden okuyan, anlayışlı sorun çıkarmayan bir çocuk; aslında çocukluğunu yitirmiş bir çocuk. Peki benim çocukluğuma ne oldu? Onu benden çalmadınız mı? Artık geri dönemem, yitirdiğim çocukluğumu yeniden yaşayamam. Ben zaten baştan beri yetişkindim, hiç çocuk olamadım. Bütün o yeteneklerim-onlar hep kötüye mi kullanıldı?
“Nasıl da uçup gitti bütün o yoğun hisler,
O kuşku dolu düşünceler, vakitsiz duyulan üzüntüler,
Yeşil gözlü kıskançlık ve o tir titreten kaygı.
Ah aşk, toparla kendini! Dizginle çılgınlığını!
Sevincini ölçülü bir şekilde dök ortaya, aşırıya kaçma!
Tanrım, fazla geliyor verdiğin mutluluk bana;
Biraz azaltmazsan, tıkanıp kalacağım.”
Sayfa 61 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu