GECE KÜTÜPHANESİNDE AKŞAM YEMEĞİ
8/10
·288 syf.··
2026 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 00:06
Selammm, çok ama çok tatlı bir kitapla geldim Bu hafta sürekli ağlamalı kitap okuduktan sonra bu tatlış kafamı dağıtmam için iyi geldi konusu bence çok farklı; Yalnızca geceleri kapılarını açan sıra dışı bir kütüphane düşünün … Burada rafları dolduran kitaplar, artık hayatta olmayan yazarlara ait. Kuralları ise oldukça katı; içeriye kitap getirilmiyor, dışarıya da hiçbir kitap çıkarılamıyor. Bu gizemli kütüphanede işe başlayan genç bir kadın, zamanla hem çalışanların hem de mekânın alışılmadık düzenine tanık oluyor. Üstelik her akşam hazırlanan yemekler, kitap sayfalarından çıkıp masalara geliyormuş hissi yaratıyor. Kütüphanenin görünmeyen sahibi, cevap bekleyen sorular ve sakin ilerleyen hikâyesiyle kitap; okura huzurlu ama merak duygusunu canlı tutan bir atmosfer sunuyor. Bitirdiğimde en çok aklımda kalan şey ise bu büyülü kütüphanenin hissiydi , içimden sürekli dedim ya gerçek olsaydı Hem akıcı ve farklı bir konu arayanlara hem de kafa dağıtmak isteyenler favorilerine ekleyebilir ayrıca tarifleri evde deneyebilirsiniz :)
Gece Kütüphanesi'nde Akşam YemeğiHika Harada · Tokyo Manga Yayınları · 202683 okunma
Bir Hayatı Ne Kadar Bilebiliriz?
10/10
·206 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:58
"Bir dostunuzun yaşamöyküsünü yazarken, bunu onun intikamını alıyormuşçasına yapmalısınız." Gustave Flaubert, Ernest Feydeau'ya mektup, 1872 S. 6 Alıntının kendisi de çok Flaubertçedir. Yaşamöyküsü yazmak burada sadece birini övmek değil, ona yapılan haksızlıklara karşı onu tüm karmaşıklığıyla savunmak anlamına geliyor. Yani biyografi yazarı, ölü bir dostun avukatı gibi davranmalıdır düşüncesi var cümlenin altında. Julian Barnes'ın Flaubert'e olan yaklaşımını düşününce, bu sözün kitapta özellikle seçilmiş olması da tesadüf değil. Barnes da bir bakıma Flaubert'in "intikamını" almaya çalışıyor. İnsanlar biyografi okurken karşılarında bir insanın hayatını gördüklerini sanırlar. Julian Barnes ise buna itiraz ediyor. Ona göre biz aslında bir hayatı değil, o hayattan geriye kalmış ve yakalanabilmiş birkaç parçayı okuyoruz. Asıl hayat çoktan ağın deliklerinden kayıp gitmiştir. Flaubert'in binlerce mektubu elimizde olabilir ama pencereden dışarı bakarken beş dakika boyunca ne düşündüğünü bilmiyoruz. Bir akşam canını sıkan şeyin ne olduğunu bilmiyoruz. Bir cümleyi neden sildiğini, kendi kendine yaptığı küçük bir şakayı, söylemek isteyip de söylemediği bir sözü bilmiyoruz. Hayatın büyük kısmı sessizce kaybolmuştur. Barnes'ın asıl vurgusu da burada yatıyor. İnsan yaşarken bile kendisini bütünüyle tanıyamazken, öldükten sonra başka birinin onu eksiksiz biçimde tanıyabilmesi nasıl mümkün olabilir? Buna rağmen biyografiler çoğu zaman kendilerinden son derece emin bir tavırla konuşur ve biz de onları okurken karşımızda bütün bir hayat duruyormuş gibi davranırız. Barnes ise bu kesinlik iddiasına kuşkuyla yaklaşır, hatta yer yer onunla alay eder. Çünkü ona göre biyografi, bir insanın hayatı değil, o hayattan kurtarılabilmiş parçaların ustaca bir araya getirilmiş halidir. Asıl hikâyenin büyük
Edebiyat & Roman
Flaubert'in PapağanıJulian Barnes · Ayrıntı Yayınları · 2000249 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·416 syf.·
2020 648. kitabı
Öyle bir roman düşünün ki eserin karakterlerinden bir tanesi gelmiş geçmiş en önemli filozoflardan biri Nietzsche, diğer tarafta psikanalizin kurucusu Freud, devrinin en önemli doktorlarından biri olan Josef Breuer ve tabii ki güzelliğiyle etrafındaki erkekleri kendine hayran bırakan, adı Nietzsche, Rilke hatta Tolstoy'la aşk dedikodularına karışmış, başına buyruk ve önemli edebi eserler ortaya koymuş olan Lou Salome. Böyle bir kadronun varlığı bile o kitabı çekici kılıyor, okuma isteği oluşturuyor. Roman olmasının yanında edebi anlatımı, felsefik, psikolojik ve tarihi içeriğiyle de dolu dolu bir eser. Doktor Breuer ve Nietzsche kitabın iki ana karakteri olarak görülmektedir. Yukarıda saydıklarım ve sayamadığım diğer karakterler de yan karakterleri oluşturmaktadır. Ümitsizlik içerisindeki Nietzsche'yi tedavi etmeyi üstlenmiş Doktor Breuer ile Nietzsche arasında bu tedavi sürecinde aralarında geçen diyaloglar kitabın ana hatlarını oluşturuyor. Tabii ki hasta koltuğundaki isim Nietzsche olunca zamanla roller değişiyor ve Nietzsche, Breuer'ın doktoru oluyor. Günden güne iyice birbirine açılan bu iki insanın içsel yolculukları, tıkındıkları yerde birbirlerine yardım edişleri, ikili arasında gerçekleşen felsefe, psikoloji içerikli entellektüel sohbetleri benim için tadına doyum olmaz nitelikteydi. Yazarın anlatımı da ekstra bir alkışı hakediyor. Benim gibi çok felsefe içerikli eserler okumayanlar bile bu anlatım şekliyle kitabı okumakta ve anlamakta çok zorlanmayacaktır. Gönül rahatlığıyla bu güzel eseri okumayan herkese tavsiye eder, şimdiden keyifli okumalar dilerim.
İnceleme
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Puan vermedi·392 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
Altı gerilim yazarı. Gizemli bir ada. Ve kimliğini kimsenin bilmediği efsanevi bir yazar: J. R. Alastor. Hayatınız boyunca kitaplarını okuduğunuz bir yazarın sizi özel adasına davet ettiğini düşünün. Böyle bir fırsatı kaçırır mıydınız? Bu altı yazar da kaçırmıyor ve kendilerini kusursuz görünen bir inzivanın içinde buluyor. Başlangıçta her şey harika: edebiyat sohbetleri, zekâ oyunları, bulmacalar ve ilham verici bir ortam... Ta ki ilk ceset ortaya çıkana kadar. O andan sonra hikâye tam anlamıyla yön değiştiriyor. Çünkü artık ortada sadece bir cinayet yok. Herkes şüpheli, herkes potansiyel kurban ve herkesin sakladığı karanlık sırlar var. Kitabın en güçlü yanı kesinlikle atmosferiydi. Issız ada hissi, dış dünyadan kopukluk ve karakterler arasındaki giderek büyüyen güvensizlik duygusu çok başarılı verilmiş. Sayfaları çevirirken siz de o adada mahsur kalmış gibi hissediyorsunuz. Karakterlerin her biri farklı katmanlara sahip. Geçmişleri ve sırları ortaya çıktıkça hikâye sadece bir "Katil kim?" gizemi olmaktan çıkıp psikolojik gerilime dönüşüyor. Ters köşeler konusunda da oldukça başarılıydı. Tam her şeyi çözdüğümü düşündüğüm anlarda yeni bir detay ortaya çıktı ve tüm teorilerim dağıldı. Peki bayıldım mı? Açıkçası hayır. Beklediğim o büyük "Vay be!" etkisini tam olarak alamadım. Ama buna rağmen merak duygusunu sürekli canlı tuttuğu, atmosferi güçlü olduğu ve beni son sayfaya kadar peşinden sürüklediği için keyifle okudum. 4/5 Kapalı alan gizemleri, ada atmosferi, bol şüpheli karakter ve zekice kurgulanmış gerilimleri seviyorsanız listenize ekleyebilirsiniz. Peki siz olsaydınız, kimliğini hiç bilmediğiniz bir yazarın davetini kabul eder miydiniz? #ÖlümeDavetlisin #AndePliego #GerilimKitapları #KitapÖnerisi #BookstagramTürkiye
Ölüme DavetlisinAnde Pliego · Juno Kitap · 202691 okunma
Dr. Jekyll ile Bay Hyde
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:04
Merhaba hissedenler, şimdi de size #ürkünçhikayeler #robertloisstevenaon 'dan #dr.jekyllilebayhyde kitabıyla geldim. Dostlarının çok sevdiği ve kendisiyle vakit geçirmekten büyük keyif aldığı Dr. Jekyll birdenbire tuhaf davranmaya başlar. Uzun yıllardır kendisini tanıyan yakın dostu Gabriel Utterson, Dr. Jekyll'in evine Bay Hyde adında tuhaf bir adamın gidip geldiğini öğrenir. Gabriel'in tek bildiği, Bay Hyde'ın kötü bir adam olduğu ve en iyi arkadaşının onu korurken günden güne kendisinden ve dostlarından uzaklaştığıdır. Peki, ama neden ? İşin en tuhaf kısmı da burasıdır zaten ! Bir insan sevdiği dostlarından birdenbire neden tuhaf davranmaya başlar? Bazen iyilik olsun diye bir şeyler yapmaya çalışırız ama bu bazen çok kötü bir şeye dönüşebilir. Ya bu kitapta da tam böyle şeyler oluyor. Korkunç bir şey; gerçekte olacağını düşünürsek eğer, çok korkunç bir şey, hele ki bu bir bilim insanıysa. Bence güzel bir eserdi. Ben severek ve merak ederek okudum. Akıcı, etkileyici ve enfesti. Kısa bir ara vermişsiniz gibi düşünün; bana öyle güzel ve huzurlu anlar yaşattı. Siz de gizemli şeyleri seviyorsanız bir göz atmalısınız. #kitapalıntıları "Çok korkunç bir şey gördüm. Bu dünyaya ait olmayan bir şey!" "Dr. Jekyll'e ne olduğunu bir gün öğrenebilir miyiz sence?"
Dr. Jekyll ile Bay HydeRobert Louis Stevenson · The Kitap Çocuk Yayınları · 202627,2bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 17. kitabı
Düşünün ki ölümcül bir hastalığın kıyısındasınız hemde gencecikken ve yaşamaktan bıkmışken ama öleceğini bilmek nasılda yaşamı sevdirir insana. Yaşayamadıklarınız şeyler, tatmadığınız duygulara hasret gitmek istemezsiniz ve kendinizi bir anda hayatı sevdiğinizi anlarken bulursunuz. Tıpkı Adalet gibi.. Fakat hayat Adalet'e ikinci bir şans verir ve hastalıktan paçayı kurtarır. Adalet bir şeyleri değiştirmek ister , buna kendini sorgulayıp ilk yanlışı nerde yaptığını bulmaya çalışarak başlar. İlk kemik nerde kırıldı? İlk günah neydi de hayatı böyle çukura yuvarlandı? Ve ilk günahının peşine gidip onu düzeltmek için bir yolculuğa çıkar ve Adalet'in hayatı o yolculukla çok başka bir yola girer. Biz bu yolculuklar da Adalet'in hayatına, çocukluğuna konuk oluyoruz. Ve çocuklukta yaşananların insanın hayatının yönünü nasılda değiştireceğine tanık oluyoruz. Fakat kitabın sonu beni kalbimden vurdu. Hiç hayal ettiğim gibi olmadığından kalbim bir miktar kırıldı.
İnceleme & Yorum
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,6bin okunma