Duygu aydın

Lamba için ışık neyse, ulus için de kadın odur. Kandildeki yağ ne kadar az olursa, ışık da o kadar zayıf olmaz mı?
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Ne istediğimi bilmiyordum. Hayattan korkuyordum, ölmekte zorlanıyordum, yine de ölümden bir şeyler bekliyordum.
Bir insan iki yarayı birden zor taşırdı.
Her yüzyılda bir yeniden gelmiyoruz dünyaya, sadece bir hayat, üstelik her geçen gün azalan bir tek hayat. Kum saati çalışıyor, her dökülen tanecik ömrümüzden gidiyor. O tanecikler çok değerli. *herkesin bildiği ama bilmiyormuş gibi yaşadığını anlatan cümle budur işte.
Lakin mağlup olmuş insanların mazeretlerini kimse dinlemez... Ne mazeretlerini, ne çektiği acıları, ne hayal kırıklıklarını, hatta ne de özürlerini... *gerçekten de öyle değil midir?