10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 79. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 21:01
"Normalliğin Deliliği" eserinde Arno Gruen'in insan doğasına, toplumsal yapılara ve modern uygarlığın görünmeyen yaralarına da cesur bir eleştiri yönelttiğini düşündüm. Yazar, toplumun "normal" kabul ettiği davranış kalıplarının, bireyin kendi öz benliğinden uzaklaşmasının ve duygusal yabancılaşmasının bir sonucu olduğunu psikanalitik, felsefi ve sosyolojik bir bakış açısıyla temellendiriyor. Gruen'e göre çocukluk döneminde sevgi, kabul görme ve aidiyet ihtiyacının koşullu hâle gelmesi, bireyi kendi duygularını bastırmaya ve başkalarının beklentilerine göre şekillenmeye zorlar. Bu süreç yetişkinlikte empati yoksunluğu, otoriteye körü körüne bağlılık, şiddet eğilimi ve yıkıcılık gibi sonuçlar doğurur. Kitap, bireysel psikolojiyi toplumsal düzenle ilişkilendirerek savaşların, baskıcı yönetimlerin ve kitlesel şiddetin kökenini yalnızca siyasal nedenlerde değil, çocuklukta örselenmiş benliklerde aramasıyla dikkat çekiyor. Arno Gruen'in dili akademik olmasına rağmen örneklerle desteklendiği için düşünsel yoğunluğu okuru yormaktan çok sorgulamaya sevk ediyor; Freud, Alice Miller ve Erich Fromm'un düşünce çizgisiyle kesişen ancak kendine özgü tezler geliştiren yaklaşımı, eseri sıradan bir psikoloji kitabının ötesine taşıyor. "Normalliğin Deliliği", "normal" kavramının toplumsal bir uzlaşıdan mı, yoksa bastırılmış travmaların kolektif bir yansımasından mı oluştuğunu cesaretle tartışmaya açan, insanın kendisiyle yüzleşmesini sağlayan, psikoloji, felsefe ve sosyoloji disiplinlerini başarıyla buluşturan son derece sarsıcı ve entelektüel açıdan doyurucu bir eser niteliğinde.
1000Kitap
Normalliğin DeliliğiArno Gruen · Çitlembik Yayınevi · 2020412 okunma
Rollo May /Kendini Arayan İnsan
Puan vermedi·272 syf.··
2026 25. kitabı
Rollo May /Kendini Arayan İnsan Kitap ,modern insanın kimlik krizini, yalnızlığını ve anlam arayışını varoluşçu psikoloji açısından ele alır .özellikle modern toplumun bireyi “kendisinden uzaklaştırdığı” fikri üzerinde durur. Kitap 3 bölüm 8 başlıktan oluşur 1 ve ikinci başlıkta modern insanın yalnızlığı ve endişesiyle hastalığıımızın kökenleri konusundan bahseder Modern insanın yalnızlığı ve endişesi konusunda Rollo May E.Fromun görüşüne yakın bir görüştedir, modern insan yalnız ve endişelidir Erich Froma göre de modern insan yapayalnız ve kaygılıdır ve Durkheim da Rollo May ı desteklercesine modern insan Anomie(başıboşluk) içinde yaşar Karn Horneyde ,modern insan için, rekabet halindedir, rekabet duygusunu bireyler ve gruplar arasında yarattığı düşmanlıktı . günümüzde ise psikolojik sorunların kökeninde olan durumları birkaç maddeyle açıklayabiliriz 1. günümüzde en sık rastlanan sorun cinselliğe dair sosyal tablolar ya da cinsellikle ilintili suçluluk duygusu değildi cinselliğin çoğu kimse için boş mekanik ve manasız bir deneyim halini almıştır 2. Boşluk duygusu, genellikle insanların hayatlarına ya da içinde yaşadıkları dünyaya ilişkin etkili bir şey yapmaktan aciz olduklarını hissetmelerinden kaynaklanır 3. Modern insanın bir başka özelliği de yalnızlıktır, yalnızlık isminin önemli nedeni de toplumumuzun sosyal kabul görmeye verdiği değerdir, sosyal kabul görmek bir başka değişle beğenilmek yanlığınızın hissini uzak tuttuğu için son derece güçlüdür 4. Diğer özelliği de endişeli bir varlık olmasıdır Hastalıklarımızın kökenlerine baktığımız zaman; May’e göre modern toplum bireyi kendi özünden uzaklaştırır. - [ ] İçi boşaltılan toplumsal değerler(Kierkegeard, nietzsche ve Kafka gibi yazarlar içinde bulunduğumuz çağda değerlerin altüst olacağına ve 20. yüzyılda
Kendini Arayan İnsanRollo May · Okuyan Us Yayın · 20193,933 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·200 syf.··
2026 13. kitabı
İlk seksen sayfada anlatılanlar aşağı yukarı herkesin bildiği türden bilgileri içermektedir. Tam eserden vaz geçecekken ikinci bölüm ilgimi çekmeye başladı. Özellikle Batı felsefesi ve uzak doğu felsefesinin farklılığının altinda yatan mantıksal farklılığı açıklaması çok hoşuma gitti. Eserde tanrı sevgisinden bahsederken semavi dinleri eleştirmiş Yahudilik ve Hıristiyanlık tan örnekler vererek eleştirmeler yapmış ancak İslamiyet'e dair eleştiride bulunmamıştır. Buna rağmen yinede eleştiri sonucunda İslamiyet'i de diğer iki dinle aynı kefeye koymuştur. Buda bizlere yazarın ya İslamiyet hakkında yeterli bilgi sahibi olmadığını yada on yargılı olduğu kanaatini vermektedir. Ee ne de olsa yazar yahudi anlatım bakımdan eserde kopukluklar bulunmakta çeviriden kaynaklı mi yoksa konular arası geçişte mi problem yaşamış yazar pek bir karar veremedim. Konusu cazip gelse de (felsefe ile ilgilenenler bilir) yazarın görüşlerinin çok özgün olduğu söylenemez zira sevgi konusu ilk çağ felsefesine kadar uzanan bir konu.
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,9bin okunma
Anlamı ararken anlamsızlaşan herkese ve her şeye ithafen
10/10
·120 syf.·
2026 23. kitabı
Din ve psikanaliz aynı şeyler mi? Aynı şeye mi hizmet ediyorlar? Neye mi? Tabii ki: İNSANIN ANLAM ARAYIŞINA. Kitap öncelikle bu iki kavramın birbiriyle ilişkisini ele alıyor. Din için; otoriter, köle ahlakı temelli, insanın potansiyelini engelleyen bir yetkeci dinin insanın anlam arayışını ve hayatını kolaylaştırmak yerine, soydaşlarını denetim altında tutmak için bir sembol olduğunu savunuyor. Ki Freud tam olarak böyle düşünüyor. Ancak Fromm, dinin diğer türlüsünün de olduğunu onu da ele almamız gerektiğini düşünüyor. Yani daha çok dinin ketlerinden arda kalan iyi yaşam, hoşgörü, sevgi, adalet gibi insan hayatını kolaylaştırıcı yönlerini görmezden gelmiyor. Burda benim aklıma hem Budizm hem de Alevilik geldi. Çünkü Alevilik hümanisttir. Hacı Bektaş-ı Veli'nin sözünü hatırlayalım: "Benim Kabem İnsandır." Sonrasında düşündüm de Aleviliğin çıkış amacına, düsturuna ve ibadet şekline bakınca Fromm'un neden bahsettiğini çok daha iyi anladım. Alevilik daha çok insan, komün ve kaynaştırıcı ibadet odaklı. Özellikle mazlumun, iyinin, haksızlığa uğrayanın yanında olmak gibi düşüncelerle oluştuğunu göz önüne alırsak, Fromm'un insani değerlere uygun dinine çok benziyor. Çünkü bu düsturu benimseyenler normal hayatlarına da bunu uygulayacaktır. Ki günümüzde görüyoruz ki büyük bir kısmı suçlu potansiyeli düşük, seküler, eşitlikçi ve laikliği savunan insan topluluğudurlar. Örneğin bilindik sözlerden biri : "İyilik, iyidir." İyiliği gelecekte bir ödül olarak değil de iyi olmanın kendisine ve topluma iyi geleceğini düşünerek gerçekçi ve yarayışlı bir etki sağlar. Ben kendi içimizden örneklendirmenin daha uygun olacağını düşündüm. Yoksa herhangi bir inanca, kültüre sempati göstermek gibi bir amacım yok, bunu belirteyim. Jung ise dini bilinçdışımızda, bizim etkimiz
1000Kitap
Psikanaliz ve DinErich Fromm · Say Yayınları · 20231,423 okunma
10/10
·256 syf.··
2015 12. kitabı
·
131 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2015 00:00
Kapitalizmin bireye vaat ettiği "özgürlüğün" aslında nasıl bir yalnızlık ve güvensizlik yarattığını ve kitlelerin bu yükten kurtulmak için nasıl faşizme sığındığını anlatan psiko-politik bir başyapıt. Fromm, Alman işçi sınıfının ve orta sınıfının Hitler'e neden boyun eğdiğini, ekonomik nedenlerin ötesinde, otoriter karakter yapısı ve "bir şeye ait olma" arzusuyla açıklar. Özgürlüğün bir sorumluluk olduğunu ve bu sorumluluğu taşıyamayan bireylerin, kendi cellatlarına aşık olabileceğini gösteren, bugünün politik iklimini anlamak için de elzem bir analiz.
1000Kitap
Özgürlükten KaçışErich Fromm · Öteki Yayınevi · 19952,007 okunma
Diyalektik Ütopya
8/10
·344 syf.·
2023 109. kitabı
Bilim kurgu türünün göz bebeği kadın yazar Ursula Le Guin (2018) tarafından 1974 yılında yayımlanmış bir eser Mülksüzler. Kendisini feminist-anarşist diye tanımlamak çok basit kalır zannımca. Birçok eseri Türkçe'ye çevrilmiş ve bu türe ilgi duyuyorsanız zaten kitaplarından birini mutlaka edinmişsinizdir. Ben halihazırda 'Karanlığın Sol Eli' kitabını okuyorum ve mutlaka onu da okumanızı öneririm. Mülksüzler'e dönersek; Diyalektik Ütopya: İdeal toplum tasarımını, değişimin ve gelişimin itici gücü olan diyalektik yöntemle ele alır, yani toplumsal çelişkileri (tez-antitez) çözümleyerek daha ileri ve ideal toplumsal aşamaya ulaşmayı hedefler. Ursula da bu kitapta iki farklı düzene sahip gezegenin artı eksilerini sunarak her ikisini de eleştirerek ideal bir dünya nasıl olmalıdır ya da nasıl olmamalıdırı arıyor. *Spoiler içerir* İki gezegen: Anarres (Anarşist) ve Urras (kapitalist-emperyalist) Urras'tan 200 yıl önce pasif bir başkaldırı ile Odo önderliğinde Anarres'e göç eden bir halk. Odoculuk felsefesini sürdürüyorlar. Karşılıklı yardımlaşmaya, eşitliğe, ortak mülkiyete dayalı bir toplum düzeni hakim Anarres'te. Zor iklim şartları, kıtlık, kuraklık ile baş etmeye çalışıyorlar. Hiçbir şeye sahip değilsiniz burada. Eviniz, lambanız, arabanız, aileniz, çocuğunuza bile. Serbestlik ve mülkiyetsizlik hakim. Roman boyunca özgürlük, paylaşım, mülksüzlük, sahipsizlik, tüketim, dönüşüm gibi söylemler sorgulanmakta. 1960'ların devrimci ruhunu yansıtıyor roman. Gezegen isimleri bile USA-SSCB'ye göndermede bulunuyor. Kapitalist düzen eleştiriliyor. Kitabın türüne bilim kurgu desek de hem politik hem distopik hem ütopik edebiyatı kucaklıyor. Ana kahramanımız fizikçi Shevek karakterini Oppenheimer'den esinlenmiş yazar. Kitapta sembolik çok şey var, mesela duvar. Berlin Duvarı
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma