Kur'an Yolu Tefsiri
Bir: Bu tefsir, söylendiği gibi günümüz Müslümanlarının ihtiyaçları göz önünde bulundurularak hazırlanmış değildir.
Çünkü günümüz Müslümanlarının, bir kadınla şahitsiz yani/nikâhsız olarak cinsî beraberliğin caîz olduğunu söyleyen hocalara ihtiyacı yoktur. Oysa bu tefsir, mut'a nikahina cevaz vermektedir.
İki: Bu tefsir, klasik tefsir birikiminden yararlanılarak hazırlanmış değildir.
Eğer öyle olsaydı, klasik tefsirlerin yazdığı gibi bu tefsir de "Müslüman olmayanların zinhar cennete giremeye-ceklerini" söylerdi. Oysa tam tersini söylemektedir.
Üç: Bu tefsir öyle değerli bir çalışma değildir.
Eğer öyle olsaydı, Süleyman Ateş ve Muhammed Esed gibi, son peygambere ve son kitaba inanıp inanmamayı solda sıfır sayarcasına "Peygamberimiz'e ve Kur'an'a iman etmeyenlerin de cennete gireceklerini iddia edenleri", mason Abduh ve M. Reşid Rıza gibi İslam düşmanlarını İslam alimi saymaz ve onların eserlerinden alıntılar yapmazdı.
Dört: Bu tefsir uzmanlık alanlarında yetkin bilim adamlarından oluşan bir heyet tarafından kaleme alınmış da değildir.
I ş ı ğ ı n ı n I ş ı d ı ğ ı n ı G ö r m e k . - En karanlık keder, hastalık, borçlanma durumlarında, başkalarına ışık verdiğimizi ve onların bizi parlak dolunay olarak algıladıklarını görmekten m hoşlanırız. Böyle dolaylı bir yoldan, kendi aydınlatma yeteneğimizle ilgileniriz.
S a h t e A c ı m a . - Kişi, düşmanlık duygusunu aştığını göstermek istediğinde acıma rolü yapar: ama genellikle boşunadır bu. Düşmanca duyguda güçlü bir artış olmadan fark edilemez bu rol.
"Bazı subaylarımızın dediğine göre, İngilizler, kıpırdanan Hint Müslümanları yenildiğimizi iyice anlasınlar da uslu dursunlar diye bizi oraya götürmüşler. Esir olmak da savaşın cilvesidir diye birbirimizi teselli etmekteydik. Ama bir İngiliz astsubayı bir subayımızı tokatlayınca kahrolduk. İngiliz gemilerinin güle oynaya Çanakkale'den geçtiklerini, Fransızların Çukurova'ya girdiklerini, Ermenilerin Kars'ı aldıklarını, Yunanlıların İzmir'e çıktıklarını duyunca, üzüntüden ağlaştık. M. Kemal Paşa Anadolu'nun başına geçip de yedi düvele meydan okuyunca da sevinçten ağlaştık. Oradan Mısır'daki kampa getirdiler. Üç arkadaş kaçtık. Bilmediğimiz yollara düştük. Çölde kaybolduk. Yakalandık. Hapis yattık. Altı ay önce pis bir yük gemisiyle İstanbul'a getirip bıraktılar.
Bir daha vurulduk. Çünkü İstanbul hükümetinin esirlikten dönenlerle ilgilendiği yok. Çoğumuz hasta, yaralı, sakat, bakıma muhtaç. Devlet yüzümüze bakmıyor. Sanki İngilizler dost, bizler düşmanız. Allah Allah! Biz hangi devlet için savaşmıştık? O kadar sayageldiğimiz Padişahımızın devleti, böyle bize yabancı bir devlet olmuş. Rumlarla Ermeniler, sakat, yalnız gazileri tenhada sıkıştırıp dövüyorlar. Neyse ki ben dilenmeden ve dövülmeden bir iş buldum. Kuruş kuruş yol parası biriktirdim. Param tamam olunca yola çıktım. Sonunda Allahıma bin şükür, köyüme döndüm, evime kavuştum.