Çocukların, çocuk yetiştirme süreçlerinde pasif oldukları konusundaki eski anlayışın aksine, yeni teoriler çocukların düşünülenden çok daha aktif bir şekilde ebe veynin çocuk yetiştirme tarzını etkilediğini ortaya koyuyor.
Şiir, kaybolmaktır. Şiir, ebe kendisini ararken saklandığı yerde gizli bir haz duyan oyuncunun hissettiğidir. Son anda görünmektir. Ya da hiç görünmemek!
Hiç görünmemeyi göze almaktır şiir.
Bu da doğanın harika bir düzeneğidir -yani fetüs canlıyken dölyatağının ağzı mükemmel bir titizlikle kapalıdır; ama fetüs ölürse dışarı çıkması için ağız hemen gereken ölçüde açılır. Bununla birlikte ebe doğurmak üzere olan kadını hemen ayağa kaldırıp [doğum] iskemlesine oturtmaz, dölyatağının ağzı yavaş yavaş açılırken ebe elleriyle onu muayene etmeye başlar, ilk söylediği söz “küçük parmağın gireceği kadar" açıldığı, sonra “şimdi büyüdüğü olur, biz ara sıra soru sordukça, açıklığın çapının giderek arttığı yanıtını verir. Açıklık fetüsün geçmesi için yeterli duruma geldiğinde, ebe hastayı yatağından kaldırarak iskemleye oturtur, çocuğu çıkarmak için her gayreti göstermesini söyler. Hastanın kendi başına yapacağı bu ek iş artık dölyatağının işi değil, dışkılamaya ve idrar yapmaya da yardım eden üst karın kaslarının işidir.