1. Bölüm: İdris'in İdris
10/10
·216 syf.··
2026 2. kitabı
"Dediler, İdris olsun, İdris olsun, gencecikken meyveye dursun. Dediler bahtı baht, gönlü taht olsun." İdris Peygamber'in hayatını şiar edinen terzi, bilge kadın Fikriye Hanım ve oğlu İdris Öğretmen'in hayatını konu alan, etkileyi bir yapıt. İdealist, maneviyatlı, ilim, irfan sahibi bir öğretmendi İdris. İlkokul öğretmeni olarak, yabanda kalmış çocukların hayatlarına dokunmak için yaşadığı yerden ücra bir köye hicret etmişti üstelik annesinin itirazlarına rağmen. Ancak hiçbir şey umduğu gibi olmayacaktı. Köy ahalisi İdris öğretmeni istemeyecekti. Onlara göre, İdris Öğretmen'in öğretileri çocukları yoldan çıkaracak; okul yaptırmakla köyün düzeni bozulacak; okul yuvalara ateş düşürecekti. Çünkü öteden, atadan beri bu hep böyledi. Okul uğruna, çocuklar yollarda, kar altında ölüp gitmişti. Acımasız kar, bunca imkansızlık içinde yutup gitmişti onların yavrularını, İdris'in kardeşini, arkadaşlarını. Şimdi ne diye tekrar aynı hatayı yapsınlardı. Köylü ikinci bir okul vakası yaşamak istemiyordu. Kar altında kalan çocuklar ölümle kuşatılmamalı, kar üstündekilerin ise okul yüzünden, İdris Öğretmen yüzünden beyni yıkanmamalıydı. Günün sonunda tüm bu sert gönüllere, yıkılmaz inatlara direnemedi İdris. Karnı burnunda hamile karısına ulaşmak, doğum için ebe bulmak zorundaydı yoksa karısını kaybedecekti. Karlı, tekinsiz uzunca yolu tek başına yürümeliydi, tek başına...belki saatlerce, belki günlerce. Yolda başına geleceklerden habersiz bir şekilde, biçare. Ölümün pençesinde olacaktı İdris, kendisi de arkadaşları gibi can verecekti dilinde peygamber duası ile. Geride yaptıklarından pişman koca bir köy ahalisi ve sevdiğinin kucağında kokusunu alamadığı bebesini, İdris bebesini bırakarak...
Edebiyat & Roman
İdris’in İdrisYaşar Kaplan · Ketebe Yayınları · 201914 okunma
9/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
Açıkçası bu kitabı alıp okumayı hiç düşünmüyordum. Ta ki Selma Salgırboyu’nun paylaşımını görene dek… Ardından başka okurların da beğenisini görünce, kitabı sepetime ekledim ve büyük bir beklentiyle sayfaları araladım. Kitabı çok ama çok beğendim. Ön yargıyla burun kıvırdığımız, “bana göre değil” diye kenara ittiğimiz eserlerin içinde ne büyük hazineler saklıymış, insan okudukça anlıyor. 1700’lü yılların sert ve acımasız kışında geçen kitap, daha ilk sayfalarında okuru içine çeken çarpıcı bir sahneyle başlıyor: Buz tutmuş bir nehrin altında ortaya çıkan bir ceset… Ancak bu romanı yalnızca bir polisiye olarak tanımlamak yanlış çünkü bu kitap, tarihsel bir zemin üzerinde yükselen; adalet, vicdan ve insanlık kavramlarını derinlemesine sorgulayan çok katmanlı bir anlatıma sahip. Erkeklerin egemen olduğu bir dünyanın ortasında dimdik duran bir kadın karakter… Bir ebe olarak yalnızca doğumlara değil, insanların en çaresiz anlarına da şahitlik eden; korkusuz, kararlı ve sezgileri güçlü bir kadın. Doğa tasvirleri öylesine canlı ki, sayfalar arasında ilerlerken o keskin soğuğu iliklerinizde hissediyor, karakterlerin yaşadığı her duyguyu adeta birlikte yaşıyorsunuz. Özellikle mahkeme sahneleri… Nefesimi tutarak okudum. Tacize uğramış bir kadının, yalnızca “yeterli delil yok” denilerek şüpheyle karşılanması, iftiralar, yalanlar derken aslında adaletin gölgede kalışını okurken içimi öfkeyle doldurduğunu belirteyim. Yargıcın vereceği kararı verirken kalbimin nasıl hızlı çarptığını, satırların arasında nefesimi tutarak ilerlediğimi size anlatamam. Çünkü yalnızca bir hüküm açıklanmayacak, aynı zamanda vicdanın da terazisi kurulacaktı. O an, adaletin gerçekten var olup olmadığını sorgulayan herkes gibi ben de kelimelere tutunmuş, sonucu bekledim. Adalet… Belki bu dünyada her
Donmuş NehirAriel Lawhon · Kairos Kitap · 202618 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·344 syf.··
2026 19. kitabı
. Romanın merkezinde, Polonyalı ebe Ana ile Yahudi hemşire Ester vardır. Savaş yüzünden ailelerinden koparılan ikili, kampa gönderilir ve doğum bölümünde çalışmaya zorlanır. Burada yeni doğan bebeklerin öldürüldüğünü gören Ana ve Ester, bazı bebekleri gizlice işaretleyerek onları kurtarmaya çalışır. Açlık, hastalık ve zulüm içinde geçen bu süreçte kitap; umut, insanlık, annelik ve hayatta kalma mücadelesini duygusal bir şekilde işler. İkinci Dünya Savaşı sırasında Auschwitz toplama kampında geçen sarsıcı bu hikaye, savaşın en karanlık dönemlerinden birini anlatırken insanlığın tamamen yok olmadığını da gösteren oldukça duygusal ve sarsıcı bir roman. Kitabın en güçlü yanı, vahşeti sadece tarihsel bir olay olarak değil; annelik, vicdan ve umut üzerinden hissettirmesi. Ana ile Ester’in bebekleri kurtarmak için gösterdiği cesaret, hikayeye hem acı hem de umut duygusunu yansıtmış. Auschwitz’in korkunç ortamı; açlık, hastalık, korku ve ölümle birlikte ağır bir şekilde hissettirilmiş. Tarihi roman sevenler için kitap; insanlığın en karanlık zamanlarında bile umudun tamamen yok olmadığını anlatan etkileyici bir savaş romanı. #AuschwitzteAçanÇiçek ^ ^ ^ #inkılapkitabevi #bloghemsire #edebiyat #savaş
Auschwitz'te Açan ÇiçekAnna Stuart · Gutenberg Yayınları · 202610 okunma
Dans Et Benimle
5/10
·432 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 14:22
Herkese merhaba, Uzun zamandan sonra Sep yeni kitabı görünce heyecanladım, aslında bende haka okunmamış 2 kıtabı var şimdi yalan olmazsın... yenilerden ötürü eski aldığım kitapları okumaya vakit kalmıyor.. Valla beğenmedim, ne konusunu ne de karakterleri.. konusu ile kitabın ismi ile alakasıda anlamadım, ne amacla bu ismi koymuş acaba.. Slow burn bir kitaptı bide. Kitaba gelirsek; konu aynen yazıyorum.. yakın zamanda eşini kaybetmenin acısıyla darmadağın olan ve çok sevdiği ebelik mesleğini bile yapamaz hale gelen genç dul Tess Hartsong, Runaway Dağı’nda eski ve küçük bir kulübeye çekilir. Tennessee’nin yüksek kesimlerinde, ormanın içinde yer alan bu gözlerden uzak yerde acısını dindirmeyi ve biraz olsun teselli bulmayı ummaktadır. Fakat huzur ve teselli yerine karşısında insanlardan kaçan gizemli bir sokak sanatçısı, masallardaki peri kızlarına benzeyen sırlarla dolu bir kadın, masum bir bebek, meraklı ergenler, modern yaşamı reddeden aileler ve kasabaya dışarıdan gelenlere şüpheyle yaklaşan insanlar bulur; özellikle de onun gibi dikbaşlı, güzel ve zeki olanlara... Yetenekli, duygusuz ve soğuk bir adam olan ünlü sokak sanatçısı Ian North da kasabaya bir şeylerden kaçmak için gelmiştir. Ama Tess’in aksine o bunu tek başına yapmaya kararlıdır… Tabii kader ağlarını örüp bunu imkânsız hale getirene dek. Kalbinin acısından kaçan bir kadın, kendinden kaçan bir adam… Bu iki sıra dışı insan, hayal bile edemeyecekleri bir geleceğe doğru sürüklendikleri acı tatlı olaylar yaşarken aşkın gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Şu yukardaki yazan konu ile alakası yok, bu Ian arkdaşı olan bır kız var hamile, tess ile arkadaş oluyorlar ve doğum yaparken ölüyor, bebeğede tess bakmaya başlıyor bu arada kendisi ebe.. neyse. Ama bebeğin babasını Ian zannedıyor ama sonradan o
Romantizm
Dans Et BenimleSusan Elizabeth Phillips · Pegasus Yayınları · 202516 okunma
Tok Tiker II
7/10
·384 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 12:25
" Bizler hayatın renkli fırça darbeleriydik, böyle köşede kalmış, köhne ve kokuşmuş tonlarla pek işimiz olmazdı. -Zeliş Sönmez " Belki de bizim renkli dünyamız diğer insanlar için çok karmaşıktı. Ama bizimdi, onların değil. Onlara farklı gelen bizimdi... Zeliş'in ilk kitapta yaşadığı olay karmaşası 2.kitapta da devam etti ve hiç beklemediği bir yerden devam etti. Bitti sandıkları bir olay tekrardan başladı, dallandığı budaklandı ve hepsinin başına bir çorap ördü. Tabii ki bunların yanında güzel anıları da oldu. Güzel satırların arasında kaybolundu ama olay daha çok Zeliş ve Aytuğ'un geçmişi üzerinden gelen ve ortak bir paydada buluşan sorunlardan ya da olaylardan devam ettiği için kitap biraz daha onun üstündeydi. Arkadaşlık, sevgi bağ, aile bağı, kardeşlik, olaylar entrikalar falan tabii ki de vardı ama dediğim gibi olay ve entrika'nın yanı sıra arkadaşlık da çok revaçtaydı. Yani daha çok şöyle söyleyebilirim arkadaşlık olaylar daha çok ön plandaydı. Tabii ki kitabın sonlarına doğru mutlu olunan yerler oldu alnından yerler oldu ama her böyle mutlu olunan kitaplarda olduğu gibi gidişat tamamiyle bir anda değişebiliyor. Bu kitapta da bir anda da öyle oldu. Kitabın yazım tarzı olsun, kullanılan kelimeler olsun, işlenilen konular olsun yazsrımızın bilgilerine bağlı olarak biraz daha üst seviyedeydi. Kitap biraz daha komedi tarzına kaçtığı için bence çok iyi bir şey. Kitapta çoğunlukta komedi tarzı olaylar oluşturulmuş. Günümüzde Ti.Tok denilen bir mecrada işini ilerletmeye çalışan ve bir anda ünlülerden Zeliş, Aytuğ'un sevenleri tarafından biraz da dışlandı diyebiliriz. Tabii ki onlar yaşamıyorlar ilişkiyi, fanları yaşamıyor yani. Aytuğ ve Zeliş ilişkilerini yaşadığı için her ne kadar dışarının eleştirilerinden etkilenseler de birbirlerine sevgileri hiçbir
Toktiker 2Kader Arvas · Ephesus Yayınları · 202532 okunma
8/10
·270 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 02:39
Venedik’in o meşhur, parıltılı kanallarının hemen arkasında, duvarların ardına gizlenmiş bambaşka ve kapkara bir dünyaya, 16. yüzyılın getto hayatına adım atmak beni kelimenin tam anlamıyla sarstı. Kitabın kapağını açtığım andan itibaren kendimi o daracık sokaklarda, önyargıların ve acımasız yasakların gölgesinde, Hanna’nın cesur yüreğinin peşinde gezerken buldum. Bir ebe olarak taşıdığı kutsal yetenekle, dönemin en kibirli, sözde "soylu" ama aslen ruhu çürümüş insanlarının ikiyüzlülüğü arasında sıkışıp kalışını okumak içimi acıttı. Kendilerini dünyadan üstün gören unvan sahiplerinin, çaresiz bir kadının emeğine ve umuduna göz dikecek kadar nasıl küçülebildiklerini görmek, adalet duygumu fena halde sorgulattı. Beni bu hikayede en çok vuran şey ise fiziksel olarak esir düşseler bile zihinleri ve dilleri asla köleleştirilemeyen insanların o dik duruşu oldu. Tıpkı şekilciliğe ve bağnazlığa tek cümleyle meydan okuyan Isaac gibi, insan onurunun her türlü zincirden daha güçlü olduğunu hissettim. Neden bu kadar az okunduğuna hayret ettiğim, popüler kültürün gürültüsünde hak ettiği yeri bulamamış tam bir gizli hazine bu kitap. Sayfalar bittiğinde bile zihnim hala o sisli Venedik gecelerinde, "Sen cadı değilsin, kız kardeşimsin" diyebilen kadınların samimiyetinde ve o dönemin ağır atmosferinde asılı kaldı. Gerçek edebiyat okurlarının mutlaka yolunun kesişmesi gereken, ruhu olan muazzam bir yolculuktu.
Venedik'te Bir YahudiRoberta Rich · Sayfa6 Yayınları · 201157 okunma