Durante* Dante
Boccaccio' ya göre Dante insanları günahkar olan, günahlardan erdeme doğru evrilmekte olan ve erdemli olan olmak üzere üç gruba ayırarak , günahkar olanları ağır acı ve cezalarla cezalandırıp erdemli olanları yüksek ödüllerle mükafatlandırarak ,bunu da yüksek bir üslup ve etkin bir dille yaparak ebedi şöhretine ulaşır.
(...) Mutlulukta, dün­yayla ilgili olan her şey kendi yok oluşuna can atar ama yok oluş ona sadece mutluluk­ta vaat edilmiştir. Oysa kabul edilmelidir ki, kalbin ya da inziva halindeki ruhun dolaysız mesiyanik gerilimi, ıstırap gibi bir talihsizlikle kazanılır. Ölümsüzlüğe götüren Restitutioin integrum'un [eski hale getirme] tinsel hare­ketine, yok oluşun ebediliğine götüren dün­yevi bir eski haline getirme tekabül eder ve bu ebedi olarak geçici dünyevi varoluşun, hem mekansal hem zamansal bütününde ge­çici olan varoluşun ritmi, bu Mesiyanik doğa­nın ritmi, mutluluktur.
Sayfa 10 - yazarın burada bahsettiği mesiyanik anlayışı, geleceğe doğru süregelen bir akışın içerisinde kırılan, bireysel eksenli döngülerdir denilebilir..·Kitabı okuyor
Reklam
beklenen öfkeye sığmamak
Sartre, Orphee Noir başlıklı yazısına şöyle başlıyor: "Siyah ağızları susturan tıkacı çıkardığınız zaman, ne söylemelerini bekliyorsunuz onlardan? Size övgü okumalarını mı? Dedelerimizin, enselerine basarak önlerinde secdeye vardırdığı bu insanlar başlarını yerden kaldırdıkları zaman, onların gözlerinde ne bulacağınızı sanıyorsunuz? Hayranlık parıltısı mı?" Bunun cevabını ben de bilmiyorum, bildiğim şu: Benim, gözlerime ebedi bir sorudan, sükun bulmayan bir sorgulamadan başka bir şey bulmak için bakanlar düş kırıklığı içinde bakışlarını başka yere çevirmek zorunda kalacaklardır. Ne olumlama, ne de nefret. Eğer haykıracaksam, bu bir Siyahın haykırışı olmayacaktır. İşte buradan, tam bu noktadan dünyaya bir kere daha bakıyor ve görüyorum ki, renk problemi, Siyah adam problemi yoktur, hayır! Yahut, en azından, eğer böyle bir problem varsa, bu, Beyaz adamı ancak arızi olarak ilgilendirir. Bu, derinlerde, karanlıkta olup biten bir hikaye. Ve içimde bir güneş taşıyorsam eğer, bu güneş, içimde kıyı bucak gün görmemiş ne varsa, önce beni aydınlatmalıdır.
Alıntı
Bugünün Gençlerine
Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset. Sen bütün varlığına yurdumuzun malısın. Sen bir insan değilsin; ne kemiksin, ne de et; Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın. ıstırap çek, inleme... Ses çıkarmadan aşın. Bir damlacık aksa da, bir acizdir gözyaşın; Yarı yolda ölse de en yürekten yoldaşın, Tek başına dileğe doğru at salmalısın. Ezilmekten çekinme... Gerilemekten sakın! İradenle olmalı bütün uzaklar yakın, Doludizgin yaparken ülküne doğru akın Ateşe atılmalı, denize dalmalısın. Ölümlerden sakınma, meyus olmaktan utan! Bir kere düşün nedir seni dünyada tutan? Mefkuresinden başka her varlığı unutan Kahramanlar gibi sen, ebedi kalmalısın...
İnsanın bu dünyadaki rızkı ölünce kesilir derler, lakin ölüm ebedi bir rızkın kapısıdır, hatta bazen rızkın kendisidir. Varsın bu süslü yalan dünya onu isteyene kalsın.
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Gerçekte ruhun sürekli göçü (metem psychose) ve be­ denden bedene geçişi (metem somatose) inanışları, Ebedî Dönüş ve dönen zaman kavrayışı ile mevsimlerin devinimine göre yaşayan göçerlere ait bir algılayış biçimi değil midir?
Reklam
Reklam