Neye acıyorum . . . Daha doğrusu
neden utanıyorum bilir misiniz? "Padişahım çok yaşa! " diye bağırmıştık,
"Senden büyük Allah var " demiştik. Meğer Allah'la padişah arasında, tabii padişahtan daha büyük biri daha varmış. General Harington! Memleket büyük bir yükten galiba
ebediyen kurtuldu.
Bir düşman da bir arkadaş gibi ebediyen yakın olabilirdi insana; bir kan davası iki adamı hayat boyu kardeş kılabilirdi. Herkesi bir yabancıya dönüştürebilenler şanslı, diye düşündü Mei Teyze, ama bu hikmeti Paul'la paylaşmadı.
"Senin aşkın senin. Sana ait. Aşkını reddetse bile onu değiştiremez. Sadece ondan faydalanamaz, hepsi bu. Verdiğin, Momo, sonsuza dek senindir. Sakladığın ise ebediyen yitmiştir!"
Öyle anlar vardır ki, bunlarda hayatımızın iki yanına yerleştirdiğİrniz ve ebediyen hayatımızın fonunu oluşturacağına inandığımız şeyler -bir imparatorluk, bir siyasi parti, bir iman, bir anıt ya da basitçe günlük hayatımızda yer alan insanlar- hiç beklenmedik biçimde devrilir ve o sırada başka bin tane şey öne çıkar.