Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akl çağıydı hem aptallık, hem inanç devriydi hem de kuşku, aydınlıık mevsimiydi, karanlk mevsimiydi, hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimız ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana -sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece "daha" sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırlabileceğini iddia ederdi.
Tam da bu yüzden,ikilemleri ağır bir anlam taşıyor: bu insanlar çok yönlü aidiyetlerini üstlenemiyorlarsa, sürekli olarak saflarını seçmek durumunda burakılıyorlarsa, kabilelerinin safları arasına dönmeye zorlanıyorlarsa, o halde dünyanın gidişatı hakkında endişelenmekte haklıyız demektir.
Beni bir başkası değil de ben yapan şey, bu şekilde iki ülkenin, iki üç dilin, pek çok kültür geleneğinin sınırında bulunuşumdur. Benim kimliğimi tanımlayan da tam olarak budur. Kendimden bir parçayı kesip atmış olsaydım, daha mı gerçek olurdum?
Kötü rüyaların da iyi yanlatı vardır, onlar da bir amaca hizmet ederler. Kafanda yapılan bahar temizliği, yaşadıklarını anlamana yardımcı olan bir nevi ruh hijyeni gibidir