Ebrucanım

Ebrucanım
@ebrucanim
Uzun süren sessizlikte Ka bu diziyi bütün Kars'ın; çarşıdan evlerine dönmüş ev hanımlarıyla kocalarının, ortaokullu kızlarla emekli ihtiyarların seyrettiğini, yalnız Kars'ın hüzünlü sokakları değil, bütün Turkiye'deki sokakların dizi yüzünden bomboş olduğunu da anladı ve aynı anda hayatını entelektüel alaycılık, siyasal dertler ve kültürel üstünlük iddiaları yüzünden bütün bu dizinin açtığı duyarlılıklardan uzakta, kupkuru yaşamasının kendi budalalığı olduğunu kavradı.
Reklam
"bazan siz aynı anda aynı şeyi düşünürmüşsünüz" dedi Ka. "Sen düşünüyorsan o var demektir."
"Çayhanelerde günlerce, günlerce hiçbir şey yapmadan oturuyorlar" diye anlattı. "Her kasabada yüzlerce, bütün Türkiye'de yüz binlerce, milyonlarca işsiz, başarısız, umutsuz, hareketsiz, zavallı adam. Üstlerine başlarına çekidüzen verecek halleri, yağlı ve lekeli ceketlerini düğmeleyecek iradeleri, ellerini kollarını kıpırdatacak enerjileri, bir hikayeyi sonuna kadar dinleyecek dikkatleri, bir şakaya gülecek halleri yok kardeşlerimin." Çoğunun mutsuzluktan uyuyamadığını, sigaradan kendilerini öldürüyor diye zevk aldıklarını, çoğunun başladıkları cümleyi bitirmenin anlamsızlığını kavrayıp yarıda bıraktığını, televizyonu programı sevdikleri ve eğlendikleri için değil çevrelerindeki kasvetleri tahammül edemedikleri için seyrettiklerini, aslında ölmek istediklerini ama kendilerini intihara değer bulmadıklarını, seçimlerde kendilerine hak ettikleri cezayı versin diye en sefil partilerin en rezil adaylarına oy verdiklerini, sürekli cezadan söz eden askeri darbecileri sürekli umut vaat eden siyasetçilere tercih ettiklerini anlattı. Odaya giren Funda Eser de hepsinin evlerinde lüzumundan fazla yaptıkları çocuklarına bakan ve kocalarının nerede olduğunu bile bilmediği bir yerde hizmetçilik, tütün işçiliği, halıcılık ya da hemşirelik yaparak üç beş kuruş kazanan mutsuz karıları olduğunu söyledi. Sürekli çocuklarına bağırarak ve ağlayarak hayata bağlanan bu kadınlar olmasaydı bütün Anadolu'yu sarmış olan ve hepsi birbirine benzeyen bu kirli gömlekli, tıraşsız, neşesiz, işsiz, uğraşsız milyonlarca erkek, buzlu gecelerde köşebaşlarında donup ölen dilenciler, meyhaneden çıkıp açık kanalizasyon çukuruna düşüp yok olan sarhoşlar gibi ya da pijama terlikle bakkala ekmek almaya yollanıp yolunu kaybeden bunak dedeler gibi kaybolup giderlerdi. Oysa onlar "şu zavallı Kars şehrinde"
Siyaset
Duymaya ihtiyacınız varsa diye;
"Kasvetin karanlık kartalı benim içimde her gün kanatlanır" dedi Sunay, esrarengiz bir havayla gururlanarak."Ama kendimi kaptırmam, sen de tut kendini. Her şey iyi olacak."
6/10
·644 syf.··
2017 28. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2017 17:52
Cumhuriyete, devrimlere, o dönemin inançlarına ilişkin harikalığı su götürmez tespitler ve özellikle duygudurumlar içeren ama Orhan Pamuk'un henüz kendisi olamadığı bir kitap. 1974-76 yılları arasında Pamuk daha otuz yaşına basmadan yazıldığı düşünülürse bu bir eleştiri bile sayılmaz gerçi. Bir başucu kitabından ziyade Pamuk'un yolculuğunu takip etmek isteyenlere tavsiye edebilirim yine de. Ancak söylemeden geçemeyeceğim yazarla bu kitap ile tanışanların, Orhan Pamuk'a Nobel'i kazandıranın kalemi değil söylemleri olduğuna inanan çılgın ve yine söylemeden geçemeyeceğim sığ kalabalığın içinde olma ihtimali epey yüksek.
Edebiyat
Cevdet Bey ve OğullarıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20247bin okunma
Reklam