Dün, henüz depresyonda olduğumun bu kadar farkına varmamışken, başladım okumaya tekrar. Uzun süre sonra altını çizmeden, kenarlarına not düşmeden, aynı cümleyi defalarca ama defalarca tekrar etmeden okuyamayacağım bir şeye dönmenin sevincini yaşıyorum, bu inceleme bu sevincin getirdiği heyecan ile yazılıyor,bilin.
Yıllar önce başladığımda da yukarıda saydığım sebeplerle yarıda bırakmıştım, becerebilirsem yine bırakacağım. Çünkü benim gibi tutkuyla okuyanların ya sığınacakları bir yazar oluyor ya da sığındıkları bir kaç kitap. Bu kitabın sonunu görmek de kendi sığınağımı yıkmak anlamına geliyor, albayı alnının ortasından vurmak bir de.
-sığınağım yerle bir-
Karşılığını bulamadığım bütün sözleri söyleyenlerin hepsi ölmeden rahat edemem, anlıyor musunuz? Yoksa, bütün bu acılıkları ömrüm boyunca içimde taşırım.
"Şimdi içimde gene o dayanılmaz kayıp ve terk edilmişlik duygusu var, bu her yerimi kanatıyor. Bendeki eksikliğin bazan yalnız sen değil, bütün dünya olduğunu düşünüyorum"
Başkasının acısını, aşkını anlamak ne kadar mümkündür? Bizden daha derin acılar, yokluklar, eziklikler içinde yaşayanları ne kadar anlayabiliriz? Anlamak eğer kendimizi bizden farklı olanın yerine koyabilmekse dünyanın zenginleri, hakimleri, kenardaki milyarlarca garibanı hiç anlayabildiler mi?