Ebubekir Demirkazık

Ebubekir Demirkazık
@ebudemirkazik
Son 2 yıldır -tam anlamıyla- kitap okuyorum. Hayatımı değiştiren yegane yardımcım kitaplar oldu. Son 6 aydır da Medium üzerinden hayat yolumda ne yaşadığımı, insanların ne yaşadığını yazarak anlatıyorum.
Eskişehir
47 okur puanı
Mayıs 2017 tarihinde katıldı
7/10
·258 syf.··
2020 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2020 13:51
Özgürlük? Bağımsızlık? ya da Hapsolunmak? Himaye altına girmek? Kısıtlanmak? Şiddet görmek? Hatırlayanlar olacaktır mutlaka Spirit adlı bir animasyon film vardı. Yabani atların yaşamını, özgürlüğü kısıtlanan bir atın özgürlük yolunda verdiği savaşı ve diğer atları nasıl organize edip, tüm varlığı ile özgürlük yolunda ilerlediğini anlatan bir yapım. Türkçe ismi ise "Özgür Ruh". Biran okurken bu film aklıma geldi. Beyaz Diş'in hayat yolundaki çektiği tüm acıyı, edindiği tüm tecrübeyi, insanı, kurtları, köpekleri, kışı, şehri anlatan okuması gayet keyifli olan bir kitaptı. Bir kurdun yaşamından aslında insanın yaşamını da çıkartabiliriz. Şu anki hayatımıza biraz uyarlarsak iş ortamını, çalışma şartlarımıza uyarlayabiliriz belkide... Saatlerce bir kaç insanın emri altında didinip duruyoruz. Yeri geliyor Güzel Smith'in yaptığı gibi, üstlerimizce ortaya atılıp, rakiplerimizle bir güzel kavga ettiriliyoruz. Kazanan terfi alıyor, kazanamayan öylece kalakalıyor. Öğle yemeği gelse de yesek diye hapis gibi tutulduğumuz ofislerde, bant başlarında, masalarda, duvar önünde beton atarken, sıva yaparken saat sayıyoruz. 10 lira kazanırken, 5 lira yine onlara gitsin diye akşam yemeği yemek için dakika sayıyoruz. Kafa dağıtalım diye yılda 1 hafta gittiğimiz tatil için kazandığımız parayı yine onlara veriyoruz. Bilmiyorum ama ben daha çok bunu bir kapitalizm eleştirisi gibi okudum. Kendimi sorguladım, çevremi izledim, sorular sordum. Hayat her zaman bir savaş içinde geçiyor. Beyaz Diş gibi; yaralanıyoruz, öğreniyoruz, ayağa kalkıyoruz ve yine savaşa devam ediyoruz.
Edebiyat
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ah be Mevlut, ne olmuş İstanbul'a?
9/10
·490 syf.··
2020 11. kitabı
Kitabın fotoğrafını sokakta, sokak lambasına doğru çektim. Çünkü Mevlut gibi, gece dışarı çıktım, bir bozacı edasıyla gezdim sokakları. Onun gibi yürüdüm, onun gibi düşündüm, onun gibi baktım etrafa. Hatta yakın zamanda köpek ısırdığı için, köpeklerden de korkum Mevlut gibi. 1969'dan 2012'ye kadar geçen bu hikayede eğer ki doğumunuz 1995 öncesi ise bol bol küçüklük, gençlik hatıralarınız canlanacak gözünüzün önünde. 90 kuşağı çocuğu olarak bol bol "bozacı" abileri hatırlıyorum. Kaç sefer almışlığımız vardır. Pekte sevmezdik aslında, koştur koştur peşinden gitmezdik ama bir gece o sesi duyduğumuzda alırdık. Babam 66 doğumlu, güvenlik görevlisiydi. Annemde çalışmadığı için tek bir maaş yetmezdi. İyi hatırlıyorum, helva satardık, kuruyemiş, karpuz, ekmek, kışın gelirdi dondurma satardı. Ara sıra yardıma giderdim. Fiat Bis marka arabayı bilirsiniz, o arabanın arkasında neler sattık neler. Küçükken giderdim babamla, neler yaptık neler. Şu an bal satıyoruz. Arıcılık yapıyoruz, hala bitmek bilmeyen bir mücadelenin içindeyiz. Mevlut'u okurken tüm hayatım aklıma geldi. Daha doğrusu ben 90'lara kadar bir şey görmedim, anlatılanları biliyorum fakat 90'lar kısmını okudukça küçüklüğüm aklıma geldi. Seyyar satıcılık yaptığım tek kısım sanırım 90'lar çocukları gibi simit satmaktı. Her sabah 4'te kalkıp, fırına gidip simitleri alıp hemen başlardım simit satmaya; "simit yeeee, hayde yeee, simitlerim sıcak ablaaa!" Çok severdim, sabah meyve suyu ile kesin iki tane yerdim. Kitap, ülkenin geldiği durumu, insanların geldiği konumu tek tek bize gösteriyor. Adım adım nereden nereye gelmişiz, nasıl gelmişiz hepsini görebiliyor, görmekle kalmıyor yaşıyoruz. İstanbul'un geldiği duruma Mevlut içten içe ağlarken, bizde İstanbul'un eski fotoğraflarına baktıkça, İstanbul'u izledikçe hem
Edebiyat
Kafamda Bir TuhaflıkOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202416,3bin okunma
Saf ve Düşünceli Romancı
9/10
·124 syf.··
2020 10. kitabı
Kitap gayet akıcı ve gerçekten öğretici. Roman nasıl okunur, nasıl analiz edilir, neden analiz edilir ve hatta romanın merkezine nasıl inilir gibi bir çok sorunun cevabı bu kitapta. Sadece "Roman nasıl okunur?" sorusu değil; "Nasıl yazılır?" sorusuna da değiniyor ki en güzel tarafı da bu. Roman nedir, nasıl okunur, nasıl yazılır? soruları varsa kafanızda kesinlikle okumalısınız.
Edebiyat
Saf ve Düşünceli RomancıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20191,233 okunma
Puan vermedi·94 syf.··
2020 9. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2020 01:45
Dönemin savaşlarını hep kendi açımızdan dinledik, okuduk. Puşkin’in görüşünden okumak ise bir başkaydı. Erzurum, Tiflis, Gürcistan, Tatarlar, Ruslar ve Türkler. Bunların her birini bir yazarın gözüyle okumak gerçekten keyif vericiydi. Savaşı ise bir yazarın gözünden okuyup, yaşamak daha başkaydı. Rus ordugahında kimler varmış, bu adamlar kim, dipnotlarla öğrendiğimiz bu inanlar nereden nereye gelmişler, bunları öğrenmek gerçekten dönemin savaşlarına başka bir açıyla bakmamı sağladı. Kitapta en merak ettiğim ise Dekabristler oldu. En kısa zamanda da bunu araştırmayı düşünüyorum. Daha önce tarihi bir kitap okumamıştım. Okuduğum hatırladığım kadarıyla ilk tarihi kitap. Sanıyorum bundan sonra okuyacağım kitap tarihi bir roman olacak gibi.
Edebiyat
Erzurum YolculuğuAleksandr Puşkin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,818 okunma
Ah Netoçka!
Puan vermedi·219 syf.··
2020 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2020 20:01
Düşteydim sanki... Dostoyevski okumaya kronolojik olarak okumaya başladım. Ortaokul yıllarımda Suç ve Ceza romanını okumuştum fakat o yılların verdiği bilgisizlik ile hiç bir şey anlamamıştım elbet. Araştırmalarım sonucunda bir çok okuma listesi buldum. Çoğu yerde bu romanı okumayın çöp deniyordu fakat inanmadım, ilk roman denemesi olduğu için özellikle okumak istedim. Kesinlikle çöp bir kitap değil! Bazen diyorum; "Keşke Dostoyevski gibi insanları analiz edebilsem!". Bu yarım kalmış romanda o kadar güzel psikolojik tahliller var ki! Sürgün öncesi romanları böyle ise, sürgün sonrası romanlarını okumak için sabırsızlanıyorum! Büyük heyecan içindeyim. Özellikle internette "okumanıza gerek yok" denilen tüm kitaplarını tek tek okumayı düşünüyorum. Romana gelecek olursak; 9 yaşındaki bir kızın 17 yaşına kadar olan anılarını okuyoruz. En iyi dostluklarını, aşklarını, üzüntülerini, mutluluklarını okuyoruz. Özellikle sevinçten çıldırdığı anlarda kalbim yerinden çıkacakmış gibi oldum. Yarım kalmış bir romanı yarım bırakmak istedim. Hikaye benim zihnimde de bitmesin, öylece kalsın istedim. O kadar hoşuma gitti ki bu hikaye sanırım alternatif bir devam yazabilirim. Kendimce bir uğraş olabilir benim için. Atlamayın, çöp demeyin, diyenleri kulak arkası edin ve okumaya hemen başlayın! Keyifle okumalar.
Edebiyat
Netoçka NezvanovaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 20163,047 okunma