Ama gene de herkes sevdiğini öldürür,
Bu böylece biline,
Kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar,
Kimi de okşayıcı bir sözle öldürür,
Korkak, bir öpücükle,
Yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür!
Kimi insan aşkını gençliğinde öldürür,
Kimi sevgisini yaşlılığına saklar;
Bazıları öldürür arzunun elleriyle,
Altın’ın elleriyle boğar bazı insanlar:
Bunların en üstünü bıçak kullanır çünkü
Böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar.
Kimi insan az sever, kimisi de çok uzun,
Kimileri aşkı satar, kimileri satın alır;
Kimileri de yapar bu işi gözyaşıyla,
Kimilerinde aşka serin kanla kıyılır;
Hemen herkes bir türlü öldürür sevdiğini,
Ama bundan ötürü herkes asılmamıştır.”
Kalbine dokunmaya başladığında ya da diğerlerinin kalbine dokunmalarına izin verdiğinde, kalbinin dipsiz olduğunu keşfetmeye başlarsın.
Bir sonucu yoktur, kocaman bir kalp vardır, geniş, limitsiz.
Orada ne kadar çok sıcaklık, güzellik ve ne kadar çok yer olduğunu keşfetmeye başlarsın.
"Tefekkür etmeyen, hafızasına takip edeceği genel gayeyi sunmayan, amaca ulaşmak için gerekli araçları aramayan, ister istemez hallerinin ve dış alemin oyuncağına dönüşür. "
Ama gözyaşlarından utanmamız gerekmiyordu, çünkü gözyaşları, bir insanın cesaretlerinin en büyüğüne, acı çekme cesaretine sahip olduğuna tanıklık ediyordu.