Ama gene de herkes sevdiğini öldürür,
Bu böylece biline,
Kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar,
Kimi de okşayıcı bir sözle öldürür,
Korkak, bir öpücükle,
Yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür!
Kimi insan aşkını gençliğinde öldürür,
Kimi sevgisini yaşlılığına saklar;
Bazıları öldürür arzunun elleriyle,
Altın’ın elleriyle boğar bazı insanlar:
Bunların en üstünü bıçak kullanır çünkü
Böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar.
Kimi insan az sever, kimisi de çok uzun,
Kimileri aşkı satar, kimileri satın alır;
Kimileri de yapar bu işi gözyaşıyla,
Kimilerinde aşka serin kanla kıyılır;
Hemen herkes bir türlü öldürür sevdiğini,
Ama bundan ötürü herkes asılmamıştır.”
farklı bir kitaptı. öyle bir anlatmış ki, bütün yaşananların ortasında buluyorsunuz adeta kendinizi mutlaka okunmalı bu muhteşem eser. bir diğer kitaplarına da mutlaka göz atacağım.
İlginç bir eserdi. Bir idam mahkumundan ilham alınarak yazılmış şiirlerden oluşan bu kitap beni kendi ruh dünyamın idam edilmiş taraflarını düşünmeye sevketti. Ne kadar haklı " herkes öldürür sevdiğini" derken. İnsan kendi sevdiklerini hatta kendinde sevdiklerini her gün öldürüyor. Sırf birileri bizim hakkımızda daha iyi düşünsün diye en sevdiğimiz huylarımızı boğmadık mı? Ya da daha iyi yerlere gelmek için...
Açık sözlülük, iyi niyet, hüsnü zan, fedakarlık, yardımlaşma, diğergamlık... Bu saydıklarım kendi ellerimle idama sürüklediğim Reading Hapishanesi Mahkumlarım benim. Sizlerin de vardır mutlaka mahkum ettiği huyları. Sahip olamadıklarımız uğruna sahip olduklarımızdan verdik hep. Tükettik sonra da tükendik. Umarım iç dünyamda mahkum ettiğim bu duygularım idam edilmemiştir. Belki akıl yargıcım suçlu görse de bu duygularımı kalbim hala suçsuz onlar diye bağırıyor.
Peki kim suçlu..
Bu kitap hakkında başarılı bir inceleme yazabilir miyim emin olmamakla birlikte eserden biraz bahsetmek istiyorum. Çünkü doğru düzgün hiçbir bilgi yok eser ile ilgili.
"Reading Zindanı Baladı’nın o meşhur "Oysa herkes öldürür sevdiğini... " ile başlayan dizelerini Tuncel Kurtiz'in canlandırdığı Ramiz Dayı karakteri sonrasında bilmeyen az kişi kalmıştır diye tahmin ediyorum. Şiire ilham kaynağı olan sevdiğini öldüren adam idam mahkumu Charles Thomas Wooldridge'dir.Karısının başka birisiyle ilişki yaşadığı dedikoduları sebebiyle, usturayla boğazını kesip onu öldürdükten sonra idam cezasına çarptırılmış, infazına kadar olan üç haftalık süreyi geçirmek üzere Reading Hapishanesi’ne gönderilmiş. Bu sırada Wilde da homoseksüellik ve ahlaksızlık suçu nedeniyle iki yıl kürek cezasına çarptırılmış bu sebepten yaklaşık bir yıldır Reading Hapishanesi'nde bulunmaktadır. Wooldridge'in azap çeken halinden etkilenerek bu şiiri idam cezası alan bu mahkuma ithafen yazar.
""“Bu adam öldürmüştü sevdiğini,
Ve bu yüzden de ölecekti.”"""
Şiir Wilde’ın kendi adı yerine C.3.3. adıyla yayınlanır. C.3.3. mahlası, Wilde’ın Reading Hapishanesi’nde C blok, 3. kat, 3 numaralı hücrede kalmış olmasından gelmektedir.
İşte biz de şiirde Wilde'in gözünden idam mahkumunun hapishaneye gelişinden asılmasına kadar olan süreci izliyoruz. Bir yandan da mahkumiyet hayatının Wilde'ı nasıl etkilediğini okuyabiliriz. Zannımca şan,şöhret,popülerite dolu yılların sonunda düştüğü durum ve hapishane şartları kendisini derinden etkilemiştir. Bunu da şiire yansıtmış zaten.
"Sonra seyrettik onu gün be gün,
Meraklı gözlerle, iç kemiren şüpheyle,
Ve düşündük acaba yolun sonu
Bizim için de aynı yere çıkar mı diye,
Çünkü kim bilir, kimin kör ruhu
Savrulacaktı Cehennemin dibine."
Sevdiği kadını öldüren adamın asılarak
Reading Hapishanesi Baladı (The Ballad of Reading Gaol), Oscar Wilde’ın Reading Hapishanesi’nde geçirdiği cezadan esinlenerek yazdığı uzun bir şiirdir. Eserde, idama mahkûm bir mahpusun hikâyesi üzerinden adaletin acımasızlığı, insanlık onurunun zedelenmesi ve hapishane yaşamının ruhu nasıl çürüttüğü anlatılır. Wilde, anlatıcı olarak hem gördüğü adaletsizlikleri hem de mahpusların çektiği ortak acıyı dile getirir. Şiirin temel mesajı, suçun ve cezalandırmanın ötesinde her insanın kırılgan ve hatalı bir varlık olduğu; merhametin ise en çok karanlıkta ihtiyaç duyulan bir ışık olduğudur.
Reading kentinin hapishanesinde
Yüz karası bir utanç çukuru var,
Zavallı bir adam yatıyor orda;
Alevin dişleri kemirmiş onu,
Kavurucu bir örtüye sarmışlar
Adı bile yazmıyor mezarında.
Kıyamet gününe kadar bırakın
Huzur içinde yatsın uyusun
Anlamı yok aptalca ağlamanın
Iç geçirmenin, matem tutmanın
Öldü, çünkü ölmesi gerekliydi
Sevdiğini öldüren bu adamın.
Kulak verin sözlerime iyice
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu
Kimileri dalkavukça sözlerle;
Korkaklar öpücük ile öldürür
Yürekliler kılıç darbeleriyle.
bir gecede bitirdiğim 1900lerde ölen bir adama beni daha çok bağlayan edebiyatı ve dil kıvraklığıyla büyüleyen hicranını derinden hissettiğim Oscar Wilde'ın nacizane eseri.Okunmalı.
Oysa herkes öldürür sevdiğini. Yazar bu şiir kitabın da reading hapisanesi zindanın da kısa bir süre kalan bir askerin yaşadıklarını, vicdan azabını anlatıyor karısının kendisini aldattığı dedikoduları üzerine karısını öldürüyor ve idam cezası alıyor. Yazar bu kitap ta suçlulara bakış açısını suçluların yaşadıklarını anlatmış ben beğendim.
"Birden fazla doğan fani varlıklar, birden fazla helak olmalıydılar". Wilde Reading Hapishanesi'nde tanık olduğu bir idamı kendi üzerinde nasıl derin etki yarattığını bu manzume ile etkileyici şekilde anlatmış. Kitap 2 gün önce elime geçti, belki 5 defa en baştan okumuşumdur. Her okuyuşumda farklı bir noktaya takıldım, farklı bir ayrıntı yakaladım, mısraların arkasında saklı anlamlara uzun uzun daldım.
Gerçekten insan üzerinde kalıcı tesir bırakan bir yapıt, bundan sonra da defalarca okuyacağıma eminim. Yaşanmışlık ve anlatım gücü beni çok etkiledi. Okurken kendinizi hapishanenin ortasında, bir idam mahkumunu izlerken bulacaksınız...
Tüm başına gelenleri 'sınama' olarak algılayan,
İki yıllık hapishane yaşamında tanrıyı yeniden bulan,
Gözlemlediklerini başarılı bir şekilde yansıtabilen Oscar Wilde bu güçlü yapıtını aşacak bir başka yapıt ortaya koyamayacağını anlayıp bir daha eser kaleme almamıştır.
Altı ayda yazıp bitirdiği baladı hapishane günlerinde kendisini çok etkileyen idam olayını manzum hikaye tadında aktarmış.
'' Ama onun kadar büyük tutkuyla
Kimse bakamazdı gün ışığına ''
Wilde'ın bir idam mahkumunu gözlemleyerek kaleme aldığı şiirlerden oluşuyor. Bu idam hükmü nedeniyle hapishanedeki diğer kişiler tarafından yaşanan gerilimi ise dizelerine ustalıkla yansıtmış, hapishane hayatına da yer yer sitemle değinmiş.
16 Ekim 1854 yılında doğdu, Ünlü cerrah William Wilde'ın oğludur. Dublin'de Trinity College'ta okudu, 1874'te Oxford'a girdi. 1881 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti orada estetik üzerine bir dizi konferans verdi. İlk tiyatro oyunu Vera New York'ta sergilendi. Bir süre Paris'te yaşadı, orada Verlaine ve öbür sembolist şairlerle tanıştı. İngiltere'ye dönünce Mutlu Prens'i (1888) yazdı. Oscar Wilde, 1884 yılında Constance Lloyd'la evlendi. Wilde, İngiltere'de estetizmin ve 'sanat sanat içindir' hareketinin başlıca temsilcisi olmuştur. Wilde, eşcinsellikle suçlanarak iki yıl cezaevinde yatmıştır. Daha sonra Fransa'ya sürgün olarak gitmiş, 30 Kasım 1900 yılında yoksulluk içinde ölmüştür.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Oscar_Wilde