Bir istiridye komşusuna şöyle dedi: “İçimde çok büyük bir acı var. Ağır ve yuvarlak. Bu beni kahrediyor.”
Diğer istiridye mağrur bir kayıtsızlıkla cevap verdi: “Göklere ve denize şükürler olsun, içimde hiçbir acı bulunmuyor. Sıhhatim yerinde, kabuğum da içim de sapasağlam.”
O anda yanlarından geçen bir yengeç iki istiridyenin konuşmalarını duydu ve sapasağlam olduğunu söyleyen istiridyeye şunları söyledi: “Evet, sağlıklısın ve her şeyin yerli yerinde; ama komşunun taşıdığı acı, olağanüstü güzellikte bir incinin yüküdür.”
Hıristiyan bir piskopos firtınalı bir günde katedralinde duruyordu. Hıristiyan olmayan bir kadın karşısına çıktı ve şöyle söyledi: “Ben Hıristiyan değilim. Benim için cehennem ateşinden kurtuluş var mıdır?"
Piskopos kadına bakıp sorusunu şöyle cevapladı:
"Hayır, sadece su ve kutsal ruhla vaftiz olanlar için kurtuluş vardır."
Konuşması bittiğinde, gökten bir yıldırım katedralin üzerine düştü ve her yeri alevler sardı. Şehirdeki insanlar
yardıma koşup kadını kurtardılar fakat alevler piskoposu yuttu; piskopos alevler arasında yanıp kül oldu.
Akşamüzeri Nil kıyısında bir sırtlanla bir timsah karşılaşıp birbirlerine selam verdiler.
Sırtlan konuştu ve şöyle dedi: "Günleriniz nasıl ge-
çiyor efendim?
Timsah şöyle cevap verdi: “Benim için kötü geçiyor.Bazen acılarım ve kederim yüzünden ağlıyorum ve diğer canlılar sürekli, 'Bunlar timsah gözyaşlarından başka bir
şey değil,' diyorlar. Bu beni o kadar derinden yaralıyor ki, söyleyecek kelime bulamıyorum."
Bunun üzerine sırtlan şöyle devam etti, "Acınızdan
ve üzüntünüzden bahsediyorsunuz ama durup bir de benim halimi düşünün. Dünyanın güzelliğine, harikalarına ve mucizelerine bakarken saf bir neşeyle, günün gülüşü gibi gülüyorum. Ormanda yaşayanlar ise, 'Bu bir sırtlanın gülüşünden başka bir şey değil,' diyor."
Güzel ve Çirkin, bir gün deniz kıyısında karşılaştıklarında birbirlerine denizde yıkanmayı teklif etmişler.
Böylece üstlerini çıkarıp suya girdiler. Çirkin, bir süre sonra kıyıya geri dönüp üstüne Güzel'in elbiselerini geçirerek oradan uzaklaştı.
Denizden çıktığında elbiselerini bulamayan Güzel, çıplak kalmaktan fazlasıyla utandığı için Çirkin'in elbiselerini giyerek yoluna devam etti.
O gün bugündür, herkes Güzel ve Çirkin'i birbiriyle karıştırdı.Yine de bazıları, ona ait olmayan kıyafetine rağmen Güzel'i tanırlar. Aynı şekilde Çirkin'in yüzünü de bilirler; zira elbiseleri onun kimliğini saklamaya yetmez.
Eğer insan aşık olduğu birinin hayalini kurmak istiyorsa, böyle, insanlardan, gürültüden uzakta, ağaçların dallarını içeriye uzattıkları, yüksek tavanlı, aydınlık bir odada uzun zaman yalnız yatmak güzel.