Kendini bulmak isteyenlere bu yolculukta yoldaş olacak bir kitap.
Kitabın adı Siddhartha da “amacına ulaşan” anlamına geliyor. Karakterimiz de hayatı boyunca bir çok yoldan geçip bir sürü insanla karşılaşıp aslında kendi Ben’ini arıyor.
Bu kitap ne kadar başkalarından bir şeyler öğrenmek istesek onlar gibi olmaya ya da onlardan farklı olmaya çalışsak da aslında tüm gerçeğin Ben’de olduğunu anlattı bana.
Kitap, zaman diye bir kavramın olmadığını, her şeyin şu anda var olduğunu, hiçbir şeyin gerçek olmayıp yanlızca şu anın gerçek olduğunu anlatıyor. Geçtiğimiz her yolu içimizde yazgımızla yürüdüğümüzü ve ne kadar farklı yollar seçsek de o yazgının aynı kaldığını anlatıyor.
Ve aynı zamanda doğanın bize çok şey anlattığını söylüyor size Siddhartha. Kendisi de doğa aracılığıyla yaptığı dinleme meditasyonuyla kendi iç dünyasında geziyor ve kendini anlıyor aslında. Kitapta ırmağın onla konuştuğu yönünde anlatılıyor ama ben o an ırmağı aracı yapıp kendi iç dünyasıyla konuştuğu şeklinde yorumladım. Doğayı öncü edip kendini anlamaya çalışıyor. Doğanın ne kadar kutsal olduğunu anlatıyor bize.
Kısacası bana çok şey öğreten bir kitap oldu. Dili de eski bir kitap olmasına rağmen bence gayet akıcıydı kesinlikle herkese öneriyorum.
Geçmişte olan, gelecekte olan hiçbir şey yoktur; her şey vardır sadece şu an içinde varlık sahibidir…
Zaman aşılır aşılmaz, zaman düşüncesi kafadan çıkarılır çıkarılmaz dünyadaki bütün güçlükler bütün düşmanlıklar silinip gitmiyor mu, yenilgiye uğratılmıyor muydu?
Hikmetini ve içyüzünü öğrenmek istediğim şey, Ben’di. Ama alt edemedim, sadece yanılttım, sadece kaçtım ondan,sadece saklanıp gizlendim. Doğrusu, dünyada benim bu Ben’im kadar, bu yaşıyor olduğum, başkaları gibi ve başkalarından ayrı biri olduğum Siddhartha olduğum bilmecesi kadar kafamı başka hiçbir şey kurcalamadı. Ve dünyada kendim kadar az bildiğim başka hiçbir şey yok.