BABAM VE ZAMAN
Hastasız bir hastane kadar ağrısız babam
Ve nöbetçi eczane, tatil günleri kapalı
Eczanenin camından raftaki ilaca bakıp
Hastanenin önüne bıraktılar yarayı
Yaranın kim olduğunu söylemek bile fazla
Ne kadar kanı varmış yıllardır eksilmedi
Ne anısı babanın eskisi kadar aziz
Ne de bu çocuk Tanrım,eskisi kadar iyi
Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş atmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanların acıyı eczane raflarına sıkıştırdığı ve yok etmek istediği bir çağa denk geldik. Acı, artık sadece fiziksel bir ızdırap ve yok edilmesi gereken bir kötülük olarak algılanıyor.
Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.
"Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yönden öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi."