Yaşamaya susadığınız halde hayat meselelerini bir mantık hercümerciyle çözmeye kalkışıyorsunuz. Hareketleriniz sırnaşıklık, küstahlık dolu olduğu halde, ne kadar da korkaksınız! Saçmaladığınız zaman kendinizi pek beğeniyor, ama sert, küstah sözler sarf ettikten sonra durmadan ürküyor, özürler yağdırıyorsunuz. Korku nedir bilmediğinizi iddia ederken bir yandan da yaltaklanıyorsunuz. Bizi hiddetten dişlerinizi gıcırdattığınıza ikna etmeye çalışırken, güldürmek için nükteler savuruyorsunuz. Nüktelerinizin hiç de zekice olmadığını biliyorsunuz, fakat herhalde edebi değerlerinden memnunsunuz. Belki gerçekten acı çektiniz, ama kendi ıstırabınıza dahi zerre kadar saygı duymuyorsunuz. Samimisiniz, bununla beraber iffetiniz eksik; küçük bir gurur uğruna ortaya dökmek ve aşağılamak için, içinizde ne varsa piyasaya sürüyorsunuz... Gerçekten bir söylemek istediğiniz var, fakat korkudan son sözlerinizi daima kekeleyip duruyorsunuz, çünkü bunu açıkça söyleyecek kadar metin değilsiniz; sizinki sadece korkak bir arsızlıktan ibaret. Anlayışınızla övünüyorsunuz, ama bir yandan da tereddütlerle dolusunuz, çünkü kafanız işlediği halde kalbiniz ahlaksızlıkla kararmış; halbuki temiz kalpli olmayan kimsenin idraki tam değildir. Ya o yılışıklığınız, sırnaşmanız, kırıtmalarınız! Yalan, yalan, hep yalan!
Sayfa 42 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Çikolata renkli gözlükler takıyoruz ve stresli olduğumuzda beynimiz bize, hey biraz çikolata ye, iyi hissedeceksin diyor. ‘Hayata pembe gözlüklerle bakmak’ ve ‘hayata karanlık bir pencereden bakmak’ gibi deneyimler de buradan geliyor. Bu edebi sözler, hayatı her daim belli bir perspektiften gören insanları tanımlar: Pembe gözlükler dünyaya genelde bardağın dolu, karanlık bir çerçeve ise bardağın boş tarafından baktığımız bir dünya görüşüne ya da zihniyete sahip olduğumuza işaret eder.
Sayfa 153·Kitabı okudu
Alıntı
şok terapi..
Şiir insana çok şey yapar. İnsanın yeryüzünde var olma biçiminin, hallerinin tasvirine en doğru ışığı tutan edebi formdur. İnsanın varlık serüvenini, var olma mücadelesini en çıplak şekilde ortaya koyan ifade biçimidir. Şuur derecesini yükselttiği oranda insana bir şeyler katar ve bizi kelimelerle ifade edilemeyen hakikat noktasına getirip orada bırakır. '' Tabirin sığmaz kaleme.'' diye bir ifade vardır halk müziğinde. Öyle güzel bir ifadedir ki, '' Seni anlatmak mümkün değil, kaleme söze sığmıyor.'' demektir. Bunu derken insanı dilin sınırına getirir ve orada bırakır. En güzel sözler, kelimelerin tükendiği noktada söylenir. Şiir bir işarettir, uyarıdır, zikirdir, hatırlatmadır. Bazen, şok terapidir.
Sayfa 73 - Mecra Kitap·Kitabı okudu
Yaşamaya susadığınız halde hayat meselelerini bir mantık hercümerciyle çözmeye kalkışıyorsunuz. Hareketleriniz sırnaşıklık, küstahlık dolu olduğu halde, ne kadar da korkaksınız! Saçmaladığınız zaman kendinizi pek beğeniyor, ama sert, küstah sözler sarf ettikten sonra durmadan ürküyor, özürler yağdırıyorsunuz. Korku nedir bilmediğinizi iddia ederken bir yandan da yaltaklanıyorsunuz. Bizi hiddetten dişlerinizi gıcırdattığınıza ikna etmeye çalışırken, güldürmek için nükteler savuruyorsunuz. Nüktelerinizin hiç de zekice olmadığını biliyorsunuz, fakat herhalde edebi değerlerinden memnunsunuz, Belki gerçekten acı çektiniz, ama kendi ıstırabınıza dahi zerre kadar saygı duymuyorsunuz. Samimisiniz, bununla beraber iffetiniz eksik; küçük bir gurur uğruna ortaya dökmek ve aşağılamak için, içinizde ne varsa piyasaya sürüyorsunuz... Gerçekten bir söylemek istediğiniz var, fakat korkudan son sözlerinizi daima kekeleyip duruyorsunuz, çünkü bunu açıkça söyleyecek kadar metin değilsiniz; sizinki sadece korkak bir arsızlıktan ibaret. Anlayışınızla övünüyorsunuz, ama bir yandan da tereddütlerle dolusunuz, çünkü kafanız işlediği halde kalbiniz ahlaksızlıkla kararmış; halbuki temiz kalpli olmayan kimsenin idraki tam değildir. Ya o yılışıklığınız, sırnaşmanız, kıtmalarınız! Yalan, yalan, hep yalan!
Sayfa 42 - Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi·Kitabı okudu
Alıntı
Yusuf, Balasagunlu bir Türk şairi olup eserini 1069 -1070 arasında Karahanlılardan Tafgaç Buğra Kara Han adına yazmış, eserine mükâfat olarak kendisine Kaşgar sarayında Has Haciblik rütbesi
Sayfa 144 - 145·Kitabı okudu