Uzakta,
Zamandan ve mekandan,
İnsandan uzakta,
Tepelerine duman çökmüş bir dağın eteğindeyim.
Üzerime doğru esen rüzgar defterimin sayfalarını karıştırıyor, aldırmıyorum.
Asıl önemli olan; o rüzgar yüreğime ve zihnime de işliyor. Ve geçmişe, geleceğe dair her ne varsa, defter sayfaları gibi karıştırıyor.
İnsan yalnız kalınca, düşünceler ardı arkası olmaksızın dönüp duruyor zihninde. Çözülmeyi bekleyen onlarca problem, pişmanlıklar, hayaller, umutlar, ve daha niceleri. Anlıyorsun ki, maddeden uzaklaşmak, etkisinden alıkoymuyor seni. Bu dünyanın derdi, tasası bırakmıyor yakanı. Tanımak için insanları, tanımak için dünyayı, gidermek için merakımızı dünyevi her şeye dair, düşünüyoruz, düşünüyoruz..
Peki ya yedi gün yirmi dört saat taşıdığımız, onunla yatıp onunla kalktığımız, ruhumuzu, kendi özümüzü tanıyor muyuz? Merak ediyor muyuz diğer insanlar kadar kendimizi de? Neleri seviyoruz, neleri istiyoruz ve bu dünyada neleri amaçlıyoruz, gerçekten biliyor muyuz? Yoksa bize çizilen sınırlar dahilinde mi yaşıyoruz? Bulunduğumuz her ortamdan memnun muyuz, yoksa ayak uydurmak zorunda mı kalıyoruz? Tanıyor muyuz kendimizi?
Eğer bir gün, kendimi tam olarak tanıdığıma kanaat verebilirsem, işte o zaman bu dünya benim için daha anlamlı bir hale bürünecek.
Yasin T.