Kitaplığımın en gözdesi merhaba .
Eser, neseli, hayata sımsıkı tutunmus ve bir burjuva ailenin evine gelen, tedirgin kendini ait hissetmedigi bir yerde surekli kontrol halinde olan utangac bir gencle tanistiriyor sizi . Bakin oyle guzel betimlemeleri var ki tam da yanıbaşında buluyorsunuz kendinizi , yanıbaşında Martin'in elinden tutarken . Bu dakikadan itibaren hep onun yaninda her seye onunla yürüyor ,onunla daliyorsunuz . En yakin arkadasinizla her kavgada omuz omuza olmak gibi . Sonra Ruth . Ah Ruth ile tanışiyorsunuz . Martin 'in hayatinda cesitli dönüm noktalari var . Ilki Ruth . Cunku ona olan tutkusu sayesinde kitaplarla tanışıyor, onları Ruth' a giden bir yol gibi goruyor . Kendini gelistirmeye ve o sinifa yukselmeye çalışıyor . Cunku saniyor ki onlarin dunyasi kitaplar , sanat ve tertemiz bir dunya . Onlarin dunyasi , Martin'in dunyasi gibi kaotik , kirli degil . Ve kendinde yazabilme gücünü buluyor . Yazar olmak icin yüreğini ortaya koyuyor . Adanmışlık diyebiliriz aslinda . Ac kaliyor , uykusuz kaliyor , sefalet içinde mücadele ediyor ve bu halleri , onun icin baska planlar(memur olsun , sigortasi olur , her ay maasi olur ) kuran Ruth'u Martin'den uzaklaştiriyor. Istedigi gibi sekillendiremedigi ve sinifinda sadece bir utanc olarak gorulen Martin ona cazip gelmemeye basliyor. Sonra Martin, hayatinda ki ikinci dönüm noktasi Brissenden ile tanışıyor. Basta hiç hoşlanmadığı bu adam onu entellektuel bir cevre ile tanistiriyor . Sabahlara kadar felsefe , siyaset yaptigi bu adam onun karnini da beynini de besliyor . Bir de Lizzie var Martin'i sadece Martin oldugu icin karsiliksiz seven o guzel kiz . Martin'in yureginin bir yerinde keske onu hep yanimda tutsam , hayatimi onunla birlestirsem dusuncesi her daim oluyor ama o adimi hiç atmiyor . Bunu da Ruth