Yazar bizi savuruyor...
9/10
·142 syf.··
2026 44. kitabı
Henry James, kaleme aldığı Daisy Miller, başlangıçta kısa bir yazı olarak başlansa da sonradan kitaba dönüşmüş ilk zamanlar editörlerden red almıştır. Yayınlandıktan sonra ise döneminde, çeşitli taraflardan olumsuz eleştiriler alıp, tartışmalara neden olmuş, ahlaki anlamda da uygun görülmemiştir. Ortaya çıkan eserde, Daisy Miller ile empati mi kurmalıyız yoksa karşı mı durmalıyız ikileminde okuyucuyu sık sık kontrpiyede bırakıyor. Ben şahsen çok beğendim...
Daisy MillerHenry James · İletişim Yayıncılık · 20211,479 okunma
Puanım: 9.5 / 10
9/10
·189 syf.··
2026 48. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:17
Han Kang’ın Nobel ödülünü ne kadar hak ettiğini, insanın içine işleyen o benzersiz ve sarsıcı diliyle bir kez daha kanıtlayan, kısa ama aslında devasa bir roman bitirdim. Çocuk Geliyor, 1980 yılında Güney Kore’deki Gwangju öğrenci katliamının o kapkara gölgesinde, insan vahşetinin ve o vahşetin geride bıraktığı travmaların anatomisini çıkarıyor. Hikaye, katliamın tam ortasında arkadaşını kaybeden ve cesetlerin toplandığı salonda gönüllü olarak çalışan küçük Dong-ho’nun etrafında dönüyor. Han Kang, bu acıyı tek bir ağızdan değil; ölenlerin ruhlarından, geride kalan yaslı annelerden, işkence tezgahlarından geçmiş hayatta kalanlardan ve sansüre uğrayan editörlerden dinletiyor bize. Yazarın o vahşeti kör göze parmak bir ajitasyonla değil, adeta bir ağıt gibi, o kadar naif ve şiirsel anlatması acıyı daha da katlanılmaz kılıyor. Kitap boyunca "İnsan nedir? İnsanın vahşetinin bir sınırı var mıdır?" soruları zihninizde dönüp duruyor. Okurken boğazınız düğümleniyor, bazı sayfalarda nefes almakta zorlanıyorsunuz ama o edebi zarafet sizi bir şekilde kitabın sonuna kadar götürüyor. Kuru bir tarihi roman ya da siyasi bir metin değil bu; insan ruhunun, vicdanının ve asla unutulmaması gereken bir toplumsal hafızanın çığlığı. Kesinlikle her satırıyla sarsan, tortusu çok ağır ama bir o kadar da muazzam bir şaheser. "Sen öldükten sonra cenazeni kaldıramadım, bu yüzden hayatım bir cenaze törenine dönüştü."
1000Kitap
Çocuk GeliyorHan Kang · April Yayıncılık · 20242,135 okunma
Reklam
Puan vermedi·517 syf.··
2026 11. kitabı
(NOT: SPOİLER İÇERİR ONA GÖRE OKUYUNUZ.) Daha kitabı okumaya başladığım an ilk incelememi Martin Eden hakkında yazacağımı biliyordum. Nereden nasıl başlayacağımı bilmemekle beraber bir yerden başlamam gerek her neyse… Martin'in yolculuğunda adeta ona yol arkadaşlığı etmiş kadar eserle bütünleştim desem abartmış olmam. Onunla üzülüp, onunla mutlu oldum ve onunla beraber çok kızdım tüm bu idealize edilmiş hayatlara, değerlere; sadece onlardan olursanız kabul edileceğiniz fikrine ve nicesine… Bir denizci olan Martin, dil bilgisine de burjuvazinin geleneklerine de oldukça uzak. Her şeyi değiştirmesine neden olan Ruth Morse ile tanışmasıyla birlikte “her şeyi iyi edecem” macerası başlıyor. Kendini geliştirmek için gece gündüz çalışıyor, daha çok okumaya ve öğrenmeye zamanı olsun diye uykusundan feragat ediyor. Kısa sürede dil bilgisini geliştiriyor; şiirler ve hikâyeler yazmaya başlıyor. Editörlere gönderiyor; aç kalmak pahasına takımını ve bisikletini rehine vererek pul alıyor ve yazdıklarını dergilere yollamaya devam ediyor. Onun bu mücadelesi beni çok derinden etkiledi. Asla pes etmemeye kararlı olması ve ona ailesi, Ruth ve ailesi dahil kimsenin güvenmediği bir yerde - yani kendisi dışında hiç kimsenin inanmadığı bir noktada -kendi inancını hiç yitirmemesi… Aldığı her darbeden sonra daha güçlü devam etmesi… Kendi tabiriyle her şeyi iyi etmeye çok az kalmışken yarı yolda bırakılıyor ve adeta her şeyini yitirmiş gibi hissediyor. Çünkü kafasında kurduğu bir hedef vardı ve ona her gün biraz daha yaklaşıyordu. Ama artık Ruth gitmiştir ve hiçbir şeyin önemi kalmamıştır. Kısa süre sonra talihi döner. Elindekileri çok iyi paralara satarak kısa sürede zengin olur. Ama o artık yeni hiçbir şey yazmamaya yemin etmiştir. Editörlerden ve dergilerden talep yağarken, o şunu sorgular:
Alıntı
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
Bir Rüya icin ağıt °
10/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 04:38
Kitaplığımın en gözdesi merhaba . Eser, neseli, hayata sımsıkı tutunmus ve bir burjuva ailenin evine gelen, tedirgin kendini ait hissetmedigi bir yerde surekli kontrol halinde olan utangac bir gencle tanistiriyor sizi . Bakin oyle guzel betimlemeleri var ki tam da yanıbaşında buluyorsunuz kendinizi , yanıbaşında Martin'in elinden tutarken . Bu dakikadan itibaren hep onun yaninda her seye onunla yürüyor ,onunla daliyorsunuz . En yakin arkadasinizla her kavgada omuz omuza olmak gibi . Sonra Ruth . Ah Ruth ile tanışiyorsunuz . Martin 'in hayatinda cesitli dönüm noktalari var . Ilki Ruth . Cunku ona olan tutkusu sayesinde kitaplarla tanışıyor, onları Ruth' a giden bir yol gibi goruyor . Kendini gelistirmeye ve o sinifa yukselmeye çalışıyor . Cunku saniyor ki onlarin dunyasi kitaplar , sanat ve tertemiz bir dunya . Onlarin dunyasi , Martin'in dunyasi gibi kaotik , kirli degil . Ve kendinde yazabilme gücünü buluyor . Yazar olmak icin yüreğini ortaya koyuyor . Adanmışlık diyebiliriz aslinda . Ac kaliyor , uykusuz kaliyor , sefalet içinde mücadele ediyor ve bu halleri , onun icin baska planlar(memur olsun , sigortasi olur , her ay maasi olur ) kuran Ruth'u Martin'den uzaklaştiriyor. Istedigi gibi sekillendiremedigi ve sinifinda sadece bir utanc olarak gorulen Martin ona cazip gelmemeye basliyor. Sonra Martin, hayatinda ki ikinci dönüm noktasi Brissenden ile tanışıyor. Basta hiç hoşlanmadığı bu adam onu entellektuel bir cevre ile tanistiriyor . Sabahlara kadar felsefe , siyaset yaptigi bu adam onun karnini da beynini de besliyor . Bir de Lizzie var Martin'i sadece Martin oldugu icin karsiliksiz seven o guzel kiz . Martin'in yureginin bir yerinde keske onu hep yanimda tutsam , hayatimi onunla birlestirsem dusuncesi her daim oluyor ama o adimi hiç atmiyor . Bunu da Ruth
Alıntı
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
10/10
·188 syf.··
2026 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 22:04
__öteki, kendi benliğimizin bir de öteki tarafını bize hissettirmeye çalışan dostoyevskinin 2. romanıdır. ilk romanına nazaran editörlerden son derece olumsuz yorum alan bir kitap olmasına karşın ben dosteyevskinin ilk esri insancıklar kadar net ve anlaşılır olmadığı için insanlaırn bu şekilde yorumladığını düşünüyorum yoksa ben gayet keyif aldım rahatça anladım hatta benim beynimi biraz kurcaladı sorgulattı ve düşündürdü hatta bence ilk kitabından daha bile bazı alanlarda iyi olduğunu söyleyebilirim. çok farklı deneyimler çok farklı hisler yaşattıi inanılmazdı İNANILMAZ. kendi içerisine hapsolmuş ve benliği dışındaki ötekileri çok fazla çoğaltmış bir insanın psikolojik dünyasına konuk olmak innnnnanılmaz bir keyifti. resmen psikolojik olarak hasta olan birinin kendini son raddeye kadar normal görmesi mi dersiniz onla birlikte bir hayatı yönetmeye çalıştığınızı hissettiğinizi mi dersiniz kitap bize tahmin edemeyeceğimiz dallar ve duygu kalıplarından deneyimler sunuyor. karakteri adeta terbiye etmeye çalışıyorsunuz am bir yandan da hata yapmasını ve bu hatanın doğuracağı hadiseleri takip etmek istiyorsunuz. dediğim gibi ilk kştabından yani insancıklardan belki daha zevk alarak daha eğlenerek ve daha farklı alandan çok şey hissederek okuduğum değil yaşadığım bir kitaptı. dostoyevski hiç hız kesmiyor arkadaşlar karakterleri bir bataklığa saplandı mı asla çıkamayacağını zaten biliyorsunuz ama dostoyevski bu karakteri bataklığın dibine doğru yutuyor adeta. dibibn dibini yaşatıyor ve daha da hayatı kötüye giderken bir dur demek lazım diyerek bitiriyor hikayeyi. aslında bir nevi karakter ölüyor. ölmese daha da büyük acılar çekip öyle ölecek zaten tahmin edebiliyoruz. neyse özetle dosto baba psikolojik bir hayatı anlattığı bu serüvende beni çok eğlendirdi umarım siz de
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,5bin okunma
Başarı mı ? Yoksa Büyük Bir Yanılsama mı ? MARTİN EDEN
10/10
·435 syf.··
2023 6. kitabı
Martin Eden Jack London Martin Eden, bir insanın kendini yoktan var etme çabasının en görkemlİ aynı zamanda en hüzünlü anlatısıdır. Jack London, bu romanında bize şu soruyu sordurur: Peşinden koştuğumuz idealler ve hayranlık duyduğumuz üst sınıflar, gerçekten ulaştığımıza değecek kadar değerli midir? 1. Kaba Bir Denizcinin Dönüşümü: Alt sınıftan gelen, denizlerde yetişmiş, kaba ama içgüdüsel bir zekâya sahip genç denizci Martin, bir kavga sonrası üst sınıfa mensup Arthur Morse’un hayatını kurtarır. Evlerine davet edildiğinde daha önce hiç görmediği bir dünyayla kitaplar, sanat ve zarafetle tanışır. 2. Ruth’a Duyulan Aşk ve İdealleştirme: Martin, Arthur’un kız kardeşi Ruth’a ilk bakışta aşık olur. Ruth onun gözünde sadece bir kadın değil, ulaşılması gereken o yüksek kültürün ve saflığın simgesidir. Ona layık olabilmek için kendini eğitmeye karar verir. 3. Bilgiye Duyulan Açlık ve Entelektüel Yükseliş: Martin, kütüphanelerde sabahlamaya başlar; Spencer, Nietzsche ve Darwin ile zihnini inşa eder. Ancak bu yükseliş, onu çevresinden koparır. Artık ne eski arkadaşlarına ne de ailesine aittir. 4. Yazarlık Mücadelesi ve Sefalet: Martin, yazarlığı bir kurtuluş yolu olarak görür. Geceleri aç kalarak, rehinci dükkanlarıyla boğuşarak ve defalarca reddedilen metinlerle direnir. Editörlerden dönen mektuplar, sistemin kapalı yapısını ve emeğin görünmezliğini gösterir. Çevresi ondan adam gibi bir işe girmesini beklerken, o dehasına güvenmektedir. 5. Ruth ile Yolların Ayrılması: Ruth, Martin’in azmini destekler gibi görünse de onun radikal fikirlerinden rahatsız olur. Martin’in toplumsal statüsü yükselmeyince, ailesinin de baskısıyla Ruth ondan ayrılır. Sevginin bile sınıfsal beklentilerin süzgecinden geçtiğini gören Martin için bu, üst sınıfa duyduğu hayranlığın ilk büyük
Edebiyat
Martin EdenJack London · İletişim Yayıncılık · 2017135,2bin okunma
Reklam
Reklam