İnsan, duvarlarla çevrili pencereleri parmaklıklı, kapısı kilitli, delilerle dolu bir odada bulunabilir, hatta tek başına bir tecrit hücresinde tıkılabilirdi, ama içinde bulunduğu oda orası değil aslında. İnsanın asıl bulunduğu oda hatıralarından, ilişkilerinden, olaylardan binbir çeşit görünmez güçten oluşuyordu. Bazen delüzyonlardan. Bazen halisülasyonlardan. Bazen arzulardan. Bazen hayallerden, umutlardan ya da hırstan. Bazen öfkeden. Önemli olan, gerçek duvarların nerede olduğunun ayrımına varabilmekti.
Hafıza acıyı bulanıklaştırır hep. Anne, bebeği kollarına verildiği zaman doğumun ıstırabını unutur. General askerin göğsüne madalyasını iyileştirdiği, bando askeri bir hava tutturduğu zaman, asker yaralarının acısını hatırlamaz.