Bu kimin aklına gelir?... Herkes ölmemek ister. Eğer gerçekten, ölümün ilk gecesinde yeniden dirilmenin yolu bulunduysa bu dünya birbirine girer. Ölüm, acı ve sızlatıcı bir olay olmakla birlikte birçok kötülüklere son verdiği için gereklidir. Gelen, yoluyla, sırasıyla gitmeli... Ve giden, kimliği değişmeden, birkaç gün sonra tekrar gelmemeli... Gelememeli... Sonra halimiz ne olur?... Örneğin tutunuz ki benim sekiz on göbekten beri olan büyükannelerim yeniden dünyayı özleyerek geri dönmüşler. Onların şimdi bu evrende benden başka kimseleri yok... Elbette bana gelecekler... Ben bir annemi hoşnut edemiyorum. Tanrı esirgesin, öyle bir düzine çenesi düşük kocakarı ile sonra ne yaparım?... Ruhlar böyle gövdelenmeye kalkarsa dünyada yaşayanların işi biter. En önce bizim emekli sandıkları iflas eder. Bankalar kapanır... «Miras» kelimesi anlamsız bir söz olur. Daha öyle karışıklıklar, tuhaflıklar olur ki saymakla bitmez. Ölü mezarında gerek... Oradan çıkmaları ne kendileri, ne de bizim için iyi değildir. Sonra seçimlere karışırlar. Parlamentoya girerler. Dünyadan namusuyla, şerefiyle gitmiş olan edipleri, filozofları buraya saylav gönderirler. O zavallıların da, eşitleri gibi iftiraya uğrayarak adları kirlenir. Bugünlere benzemeyen zamanlarda nasılsa kazanmış oldukları ünleri bozulur. Yol üzerlerinde çiğnenmekte olan mezarların yerlileri davaya kalkar, çökmüş vakıfları yaptıranlar, bakanlıktan hesap sorar ise bu işin içinden nasıl çıkılır? Bizim Binnaz'ın açtığı bu çığır iyi bir şey olmaz