Herkese selam. Aslında amacım yarım kalan Rüzgarın Adı incelemesini bitirip (hatta baştan yazıp, berbat oldu muhtemelen) sonra bunu yazmaktı ama duygularım tazeyken (artık kesinlikle incelemeleri kitabı bitirir bitirmez yazacağım) buna başlamak istedim.
Yabancı yayınları bu kitabı çevirdiğinden beri kitap gerçekten çok hoşuma gidiyordu ve okumak istiyordum. Gerek kapağı çok hoştu, gerekse kitabın arkası çok hoşuma gitmişti. Böyle duygusal, yalnızlık temalı kitaplar gerçekten çok hoşuma gider. Ama kitabı alamadığım ve yakın bir zamanda da alamayacağım ve hem kısa hem de ben ingilizce kitap okumaya geri dönmek istediğim için çok cazip bir fırsat gibi geldi ve ben de ingilizce olarak okudum.
Kitabı ilk gördüğümde çok beklentiliydim. Sonra sevdiğim bir hesabın düşük puan verdiğini görünce biraz üzüldüm. Ama sonra başka bir sevdiğim hesap ikinci kez okuduğunu ve çok sevdiğini söyleyince, okumaya dünden meraklı olarak yine bir hevesle başladım.
Kitapta Marin adlı, melankolik bir kızımız var. Kitabın arkasında da yazdığı gibi, Mabel'ı, kıyafetlerini, eşyalarını, kısacası yaşadığı yeri kötü bir olaydan sonra, yanına sadece telefonunu, cüzdanını ve annesinin fotoğrafını alarak terk etmiş.
Mabel onu yüzlerce kez aramasına ve mesaj atmasına rağmen de hiçbir şeye cevap vermemiş. Ve bu böyle epey devam etmiş, Mabel mesajlara ve aramalara son vermiş.
Kitapta Mabel'ın birkaç ay sonra Marin'i görmeye gelecek olması ile başlıyor. Marin gergin çünkü en yakın arkadaşına hiçbir şey demeden gitti ve aramalarına de cevap vermedi. Bu yüzden Mabel tatil boyunca, kimsenin olmadığı yurt binasında üç gün onunla kalacağı için gergin. Ama Mabel gelince işler değişiyor. Çünkü Mabel, Marin'in neden bir şey demeden ortadan kaybolduğunu bilmek istiyor. Ve Marin Mabel sayesinde birkaç ay önceki