Kimse söylemedi mi sana o korkusuz, Seven gözlerin daha uyanık olmalı diye? Ya da hatırlatmadı mı kimse nasıl umarsız Olduklarını yanarken pervanelerin?
Ben uyarabilirdim seni; ama gençsin sen Ve başka başka diller konuşuyoruz ikimiz.
Gençsin, nereden bileceksin Soytarının zaferini ya da aşkın Ele geçer geçmez yitirildiğini,
En iyi çalışanın ölüp gittiğini, Bütün demetlerin dağıldığını? Neden korkacakmışsın sen Rüzgârın acımasız uğultusundan?
Kaç kişi senin o mutlu inceliğini sevmişti, Kaç kişi güzelliğini, yalan ya da doğru. Ama bir kişi senin o gezgin ruhunu
Ve değişen yüzünün hüznünü sevdi.
Şimdi eğil de korlaşmış kütüklere, Mırıldan biraz üzgün bir sesle,
aşk nasıl alıp başını dağlara gitti
Ve gizledi yüzünü sayısız yıldızlarla diye.
Her günüm neşeli, her günüm iyi,
Ben yitirdim yolumu uzun bir baharda,
Ama kendi ağırlığı bu, ellerimin özlediği,
Ama onun ağlayışını duyuyorum uykularımda.
Süzgün yüreğimde bir dert, baygınlık,
Ve böyle anlarda kavrayamıyorum hiçbir şeyi,
Dolanıp durduğum odalar karanlık
Ve arayıp duruyorum küçük beşiğini.