"Efendiler, bu fırsatla saygıdeğer ulusuma şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirecek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki asıl özü çok iyi analiz etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!"
Rabbim bizi onun hakiki aşıkları zümresine dahil etsin! Ruhumuzun
ruhu, faikiyetin remzi, yüreğimizin berd-i selamı, asalet üsaresi, bütün hastalıkların ilacı, varlığın tek ortak serveti; tüm ferid-i kevn-i zaman Efendiler Efendisi Sultanımızın şefaatine nail eylesin!
İslâm âlemi kendi içinde bölünmüştür. Sömürgeci güçler, ümmeti elliden fazla milli-devletle parçalamayı ve her birini diğerine düşman etmeyi başarmışlardır. İslâm devletlerinin sınırları, her devlet komşularıyla sürekli çatışma içinde bulunacak biçimde tespit edilmiştir. Düşmanın siyasî dolapları, sürtüşmeleri devamlı olarak kendi yararına kullanmakta, yabancılaşma ve nefret meydana getirmektedir. Her müslüman millî devlet de kendi içinde bölünmüştür; nüfus yapısı karışıktır ve sömürgeci efendiler bir grubu ötekiler üzerine egemen hale getirmişlerdir. Hiç bir millî devlete kendi vatandaşlarını kaynaştırıp tek bir vücut hâline getirmek üzere zaman, barış ve kaynak imkânı verilmemiştir. İki devletin birleşerek daha büyük ve daha güçlü bir yapıya kavuşmalarına da imkân tanınmamıştır. Daha da kötüsü düşman, İslâm âlemine kendileriyle yerli halk arasında sürekli çatışma çıksın, diye yabancılar ithal etmiş veya halkın bir bölümünü Batı hristiyanlığını kabule zorlamış böylece bütün bunların müslüman yurttaşlardan farklı olmalarını sağlama almıştır hatta gayrımüslim halkta kendilerini müslümanlarla çelişkiye düşürecek ayrı bir kişiliğe sahip oldukları kanısını yerleştirmiştir. Son olarak da düşman, müslümanların kalbinde enerjisini yapıcı işler yerine sonuçsuz savaşlarda harcatacağı veya eğer sömürgeciler kendi ekonomik, stratejik ve siyasî çıkarları için bu toprakları yeniden işgale karar verirse, üs olarak kullanacağı düşman 'yarıcı' devletler kurdurmuştur. Hiçbir İslâm memleketi iç ve dış güvenliğe sahip değildir. Kaynaklarının ve enerjilerinin en önemli kısmını nafile yere, içte iktidarlarını elden kaçırmama, dışta itibar kazanma yolunda harcamaktadırlar...
Başınız ağrıdığı için hastaneye gidersiniz, film çekilir, tomog-rafi çekilir. Tomografideki radyasyon başka hastalıklara meydan hazırlar. Bir şey bulunamaz, ağrı kesici yazılır. Size iyi gelen ve bır an için sizi rahatlatan ağrı kesici sizin dostunuz oluverir. Hal-buki ağrı kesici sorunu düzeltmemekte, beyninizin ağrıyı algıla-ma kapasitesini düşürmektedir. "Non-steroid anti inflamatuar" adıyla tıp camiasında meşhur olan bu ağrı kesicilerin yan etkileri ise uzun solukta korkunçtur: Midede ülser, karaciğerde yağlan-ma, böbrek yetmezliğine yol açma gibi birçok uzun soluklu yan etkiler... Halbuki sizin başınızın ağrıma sebebi o gün ödemeniz gereken borcu ödeyememenizdi. Karın tokluğuna sizi çalıştıran, ihtiyacınız olmayan şeylere sizi yönlendirip borç altına sokan sonra da faize bir şekilde bulaştırarak kısır döngü içerisinde fare kapanı gibi sıkıştıran küresel efendiler, size şifayı sihirbazların değnekleri gibi başka bir yerde göstererek yıllarca oyalayabil-mektedirler. Çekilen tomografi ile beyninize aldığınız radyasyon belki de ileride ortaya çıkacak beyin tümörünün sebebi olup ol-madığını sorgulamak kimsenin aklına gelmez.