Efe Nuri Güverçin

Efe Nuri Güverçin
@efenuriguvercin
Türk Ordusu
Ordu, Türk toplumu için adeta bir tabudur. Hakkında sadece iyi şeyler söylenmesi, hiçbir eleştiride bulunulmaması gereken bir kurumdur. Oysa bu ordu, bizim ordumuzdur. Bizim vergilerimizle yaşar ve esas görevi de bizi dış saldırılara karşı korumaktır. Tüm sevapları, hataları, zayıflıkları, güçlü yanlarıyla, bu ülkenin en disiplinli, en iyi organize edilmiş kurumlarından biridir. Üstelik, 1960'tan bu yana da yönetime üç defa müdahale ederek direkt olarak günlük yaşantımızı etkileyen bir güçtür. Türk askeri gerçekte yapıcı eleştiriye açıktır. Onu tabu dokunulmazlığı olan bir kurum durumuna yine bizler sokmuşuzdur. Kimimiz sempatik görünmek, kimimiz sinirlenmelerinden çekindiğimizden orduyu sırçalı bir köşke koymuş ve dışarı çıkmasın da ne olursa olsun, düşüncesiyle sadece sevaplarını övmüş, hatalarını görmemezlikten gelmişizdir. Ancak, zorunlu olarak oluşan bu içekapalılık her bakımdan zarar vermiştir.
Sayfa 36
Tarih
Reklam
Başlangıçta belirtmeliyiz ki, bu sıkı Sünni yorum, İslamın birliği ve devamlılığı bakımından İslam tarihi boyunca çok önemli bir rol oynamıştir. İslam, zaman ve mekan içerisinde birlik ve bu tünlüğünü sadece, Şafi'i, Malik ve ibn Taymiyye gibi büyük fakih imamlar sayesinde korumuştur. Kaynaklara sadık şekilde gerçek Islamin tanımını yaparak onlar, İslamı, farklı tarihi süreçlerinde karşılaştığı yıkıcı saldınlardan korumuşlardır. Kuşku yok ki İslam benzersiz bir inanç sistemi olarak devamlılığını ve sağlamlığını, bu çizgiyi canla başla takip eden bu kişilere borçludur.
Sayfa 4
Tarih
6/10
·248 syf.·
Beğendi
·
2021 4. kitabı
Cansu Canan Özgen
8.3/10 · 1.417 okunma
Puan vermedi·464 syf.·
Beğendi
·
2021 3. kitabı
Selim Erdoğan (Hidrojeolog)
9.4/10 · 633 okunma
Şeyhlerin azalan saygınlığı
Şeyhlerin topluca destekledikleri tek bir parti veya ortak bir politik görüşleri yoktu. Şeyhlerin politik tavırlarını belirleyen esas unsur, şu veya bu partinin onlara teklif ettiği kişisel kazanımdı. Şeyhlerin desteğini kazanmak için bir siyasal partinin toplumsal açıdan tutucu ve kültürel anlamda "güvenli" olması gerekirdi. Türkiye'deki başlıca siyasal partilerin hepi bu koşulları önemsiz farklıklarla yerine getiriyordu. Ancak şeyhlerin gücünü hızla zayıflatan birtakım etmenler vardı. Özellikle çok partili sisteme geçilmesiyle birlikte köylü dışarıdan gelen güçlü politik ve ekonomik etkilere maruz kalmaya başlamıştı. Bunun sonucunda köylü, daha iyi yaşamayı ve şeyhiyle daha bağımsız ve yeni türde bir ilişki kurmayı ister olmuştu. Yüzlerce saha araştırması raporu, Türkiye'nin doğu ve güneydoğusundaki çok sayıda köylünün, artık şeyhin emirlerine göre değil, kendi politik görüşlerine göre oy verdiğini ortaya koymuştur. Şeyhlere karşı ilk meydan okuyanlar, şeyhin geçmişte topraklarına el koymak istediği küçük toprak sahipleri oldu. İkinci güçlü meydan okuma ise, modernleşme yanlısı büyük toprak sahiplerinden geldi. Büyük toprak sahiplerinin isteği, çiftliklerini makineleştirerek ve pazara yönelik üretim yaparak geleneksel toprak ilişkilerine karşı çıkmaktı. Son olarak öğretmenler gibi modernleşme yanlısı aydınlar da şeyhlere karşı cephe aldılar. Bu grup, toplumsal ilişkilerin daha bireysel bir tabanda gerçekleşmesini istiyordu. Böylece Türkiye'de çok partili sistem, bir yanda tutuculuk ve gelenekçilik ile diğer yanda modernleşme ve demokrasi arasındaki şiddetli mücadeleye araç oldu.
Sayfa 113·Kitabı okudu
Tarih
Reklam