Dante Cehennemi anlayamamış Dostum. Cehennem, hatıraların
küllenmesi, ümitlerin susması. Cehennem haykıramamak,
ağlayamamak. Cehennem çöl değil, kuyu: sularında yıldızlar
parıldamayan kör bir kuyu cehennem. Çölde yıldızlar konuşur,
rüzgâr konuşur…
Görmek yaşamaktır, vuslattır görmek. Her bakış, dış dünyayaatılan bir kementtir, bir kucaklayıştır, bir busedir her bakış. Göz
bebeklerimizden fışkıran her seyyale mekân canavarını bir anda
ehlileştirir. Görmek sahip olmaktır. Gören hangi hakla yalnızlıktan
şikâyet edebilir? Mevsimler bütün işveleriyle emrindedir, renkler
bütün cilveleriyle hizmetindedir. Çiçekler onun için açar, şafak
onun için pırıldar. Gütenberg matbaayı onun için icat etmiştir. Hugo,
o okusun diye yazmıştır şiirlerini. Şehrin bütün kadınları onun için
giyinip süslenir. Çocukların tebessümü onun içindir.
Nemesis, Nemesis… Alnı bir mezar taşı kadar soğuk, bakışı bir
cellat satırından daha korkunç ilahe, neyimi kıskandın benim?
Elbetteki Promete seni çılgına döndürecekti. Dârâ‘nın azametine,
Karun’un debdebesine, İskender’in yiğitliğine kızmakta haklıydın.
Homeros, Milton, Beethoven hışmına uğramaya layıktılar.
Ey, yıldırımlar gibi, ulu çınarlara musallat tanrıça, ben ne
erguvanlar içinde doğan bir Bizans prensiydim, ne gururuyla
tanrıları kışkırtan bir titan.
Ama mademki yalnız uluları, yalnız mutluları damgalayan
parmakların bana kadar uzandı, mademki beni de hışmına layık
gördün, seni utandırmayacağım, ya ölüm şarkılarımı boğacak yahut
elimden aldığın dünyadan çok daha muhteşem bir kâinat
yaratacağım. Sana meydan okuyorum Nemesis, senden
korkmuyorum ey çılgın bakire!